• Kapitalist toplum özgürlüğe, bireysel tercihlere, yaratıcılığa ve yeniliğe dayanıyormuş izlenimi verir. Gerçeklik ise bu aldatıcı görünümün aksine standartlaşma ve bireyin toplum tarafından bastırılmasıdır.
    Kültür endüstrisi yerleşik kalıplardaki çok önemsiz değişiklikleri bile önemli farklılıkları ifade ediyormuş gibi yansıtır. Örneğin, yeni pop şarkıları kısa bir süreliğine yenilik hissi verir. Böylelikle popüler müzik beğenisi bireysel tercihlerin bir ifadesiymiş gibi görünür. Hâlbuki tıpkı bireylerin 'saçlarının şeklini' değiştirerek kendilerini farklı sanmaları gibi aldatıcı bir şeydir bu.
    Güneş Ayas
    Sayfa 120 - Sosyologca Kitaplar Dizisi 57, DOĞU KİTABEVİ, [Birinci Baskı Aralık 2015], ISBN: 978-605-9093-61-3
  • Kültürel Referanslar
    Rus kültüründe Kvas köklü bir geleneğe sahiptir. Ve bu gelenek Rus edebiyatında kendini ortaya koyar. Bir Rus tarafından yazılıp da Rusları anlatan bir edebiyat eserinde Kvas'a rastlamamak zordur:

    Fyodor Dostoyevski Karamazov Kardeşler romanında, akşam yemeği sırasında içilen ve civarda ünlü olan "Manastır Kvasından" bahseder. Ve bir başka yerde de sadece bir parça ekmek yemiş ve bir bardak da "Kvas" içmiş olan Alyoşa gururundan dolayı babası Fyodor Pavloviç Karamazov'un akşam yemeği teklifini reddeder. Ezilenler'de ılık şampanyayı kafasına diken Sizobryuhov: "Sen buna şampanya mı diyorsun? Daha çok Kvas'a benziyor." der.

    Kvas Leo Tolstoy'un birçok eserinde yer alır: Anna Karenina'sında Kvas satıcısı bir çocuk gözlerini tren istasyonundaki Anna'dan ayırmaz. Çocukluğum'da kendisine bir bardak Kvas doldururken sürahiyi devirip masa örtüsünü kirletir. Kroyçer Sonat'ta ana karakter Pozdnişev tren yolu inşasında çalışan mujiklerden bahsederken "Köylülerin neyle beslendiğini bilirsin." der. "Ekmek, kvas ve soğan"... Diriliş'te Nehludov köylülerin hayatını merak eder. Konuştuğu yaşlı kadın eksik dişlerini gösterir. "Yemeklerimiz iyidir. İlk öğünde ekmek ve kvas ve bir sonrakinde ise kvas ve ekmek..." Savaş ve Barış'ta Türklerle yapılan barış için şükran ayininden sonra kalabalık katedralden çıktığında Kvas, zencefilli ekmek ve haşhaş tohumu tatlısı satan işportacılar kalabalığa doğru üşüşür.

    Maksim Gorki'nin Foma Gordeyev adlı ilk romanında Rus usulü öğlen başlayan bir zengin sınıf akşam yemeği anlatılır. "Önce İçinde çavdar peksimetiyle etsiz, yağlı bir ekşi kabak çorbası sunulur. Sonra aynı çorba, içinde ufak doğranmış etle birlikte tekrar servis edilir. Sonra fırınlanmış etler (domuz,kaz, dana ya da işkembe) yulaf lapasıyla yenir. Sonra bir kase daha şehriyeli çorba ve genellikle tatlı takip eder. Yabanmersini, ardıç meyvesi ya da sade ekmekle yapılan kvas içerler. Antonina İvanovna her zaman çeşitli türlerde Kvas stoğu bulundurur." Niluşka adlı kısa öyküsünde, babasının hala sarhoş olup olmadığı sorulan çocuk: "Hayır ayık. Tek içebildiği Kvas ve kabak çorbası." der.

    Anton Çehov'un Vişne Bahçesi oyununun başlarında Tüccar Lopahin karakteri hizmetçi Dunyaşa'ya "Çok narinsin Dunyaşa. Bir hanımefendi gibi giyiniyorsun ve saçlarının şekli de bir hanımefendininki gibi. Böyle yapmamalısın. Konumunu bileceksin." der ve birazdan ekler. "Bana biraz Kvas getir." Oyunda kendini hasta hisseden memur Yepihodov hastalığının belirtilerinden birisi olarak "Mesela biraz Kvas içsem aldığım tat neden tahta kurusu gibi geliyor." der.

    Kaynak : https://tr.m.wikipedia.org/wiki/Kvas
  • - Efendim, dediğiniz gibi çarşaf giyerek örtünme şekli, bugün İstanbul'da oldukça azalmıştır. Hatta çarşaf giyenler bile, yok denecek kadar azdır. Ama Anadolu'nun bazı şehirlerinde hâlâ giyilmektedir. Dinimizde, kadınların örtünmeleriyle ilgili bazı kurallar vardır. Örtünmek, Müslüman kadınlara Allah'ın bir emridir. Çarşaf da bu emrin yerine getirilmesi için giyilmektedir. Fakat örtünmek için ille de çarşaf giyilecek diye bir kayıt yoktur. Mühim olan, kadının vücut hatlarının elbisesinden belli olmaması, saçlarının görünmemesi, avuç ve topuklarından gayrisinin örtülü olmasıdır. Buna dikkat edildikten sonra, bir Müslüman kadın başını güzelce örter, bol ve uzun bir manto giyerek Allah'ın emrini yerine getirebilir. Dinî çevreler, bu hususları Müslümanlara tebliğ eder. Din adamlarımız, camilerdeki konuşmalarında veya konferanslarında bunları Müslümanlara anlatırlar. Fakat Allah'ın emirlerini yerine getirmek, kulların elinde olan bir şeydir. Bizde, idarecilerimiz şahısların dinî inançlarına karışmadıkları gibi, onları ille ki şu veya bu şekilde giyineceksiniz, şeklinde de zorlayamazlar. Yani zamanımızdaki kadınların giyimleri, tamamen kendilerini alakadar eden bir husustur. Bu dünyadaki davranışlarının hesabını, zamanı geldiğinde verecek olan onlardır.