Ağlamaklı Şiir
Adın üç kere geçti saçma sapan bir filmde
Yanlız olsam çok ağlardım ama annem bakıyordu
Otoban dolusu gürültüyü sıkıştırıp beynime
Anne dedim, hadi çay koy da içelim ...

Pol Gara, bir alıntı ekledi.
Dün 12:31 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Sonra öyle sözler, öyle saçma sapan şeyler söylüyordu ki, hiçbir şey anlaşılmıyordu. Yalnızca bu karmakarışık sözler, dönüp dolaşıp palto üzerine geliyordu. Sonunda zavallı Akakiy Akakiyeviç, yaşama gözlerini kapadı. Odasını da, eşyasını da mühürlemediler. Bir kez, mirasçısı yoktu. Aslında kalan mirası da varla yok arasıydı: bir deste kaz tüyü, bir paket başlıklı beyaz kâğıt, üç çift çorap, pantolonundan düşmüş iki üç düğme, bir de okurun bildiği palto… Bütün bunlar kimlere kaldı, Tanrı bilir. Açıkça söyleyelim ki, öyküyü anlatan da bu işle ilgilenmemişti. Akakiy Akakiyeviç’i gömdüler. Petersburg, onsuz kaldı. Sanki bu kentte hiç yaşamamıştı. Kimsenin koruyup gözetmediği, yakını saymadığı, yabancı bir sineği bile iğneleyip mikroskopla incelemeyi savsaklamayan bir doğa bilgininin bile ilgilenmediği bir varlık, yitip gitmişti; bu varlık, daire alaylarına sabırla katlanmış, hiçbir olağanüstü iş görmeden dünyadan göçüp gitmişti. Yalnızca ona, son günlerine doğru da olsa, zavallı yaşamını biraz olsun canlandıran palto biçiminde nurlu bir konuk gelmişti. Ama bu dünyanın güçlü insanları üzerine yıkım nasıl çökerse, onun üzerine de, önüne geçilmez bir biçimde çöktü. Ölümünden birkaç gün sonra, bakanlıktan evine gelen odacı, şu buyruğu getirdi: ‘Müdür istiyor, hemen gelmeli’. Hademe ister istemez boş döndü. Karşılık olarak da artık gelemeyeceğini söyledi. “Niçin?” diye sordular? “Ee, öldü de ondan. Gömüleli dört gün oluyor.” Böylece Akakiy Akakiyeviç’in ölümü, bakanlıkta da öğrenildi. Ertesi gün yerine çok daha uzun boylu, ama harfleri dik değil de yatık yazan birisi geldi.

shf: 66, 67

Palto, Nikolay Vasilyeviç Gogol (Sayfa 66 - ...)Palto, Nikolay Vasilyeviç Gogol (Sayfa 66 - ...)

Bazen, bir şiir okumalı insan, bazen de bir şarkı dinlemeli. Bazen, bırakıp her şeyi şöyle yıldızlara bakarak kendini dinlemeli. Evet aynen öyle bırakmalı her şeyi. Elindeki kitabı, bilgisayarı, telefonu ve tüm kalabalıkları bırakıp, kendini, yani benliğini dinlemeli. Bir daha bakıp yıldızlara “ben de varım ulan ben” demeli.
“Ben olmayınca bu güller, bu serviler yok
Kızıl dudaklar, mis kokulu şaraplar yok
Sabahlar, akşamlar, sevinçler, tasalar yok
Ben düşündükçe var dünya, ben yok o da yok” Diyor ya Hayyam, işte bunu düşünmeli. Saçma sapan bir egoizme kapılmadan, böbürlenip büyütmeden, öyle olduğu gibi görüp anlamalı kendini, O kitaplar, o şiirler ve o şarkılar sen varsan var, onun için kendine iyi davran...Uzanıp öpüver yanağından hatta....Ve tüm içtenliğinle, tüm başarı ve başarısızlık için tebrik et kendini.
Kendini sev ki herkesi sevesin. Kendimi seviyorum.... seni de seviyorum...,

Sümeyra Ersu, Kemikler Şehri'yi inceledi.
20 May 16:48 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Hem kötü karakterleri hem de iyi karakterleri sevebileceğiniz türden bir kitap. Bir kere kötülerin amaçları, idealleri var. Sırf kötü olmak için kötülük yapan psikopatlar değiller. Çocuk filmlerindeki gibi saçma sapan intikamlar değil. Gerçek intikamlar ve muhteşem ideallerle dolu.

Sena Sazil, Gecenin Gecesi'ni inceledi.
20 May 10:43 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Gecenin Gecesi | Kitap Yorumu

Öncelikle belirtmek isterim ki kitabını okumadan önce yazara büyük bir sempati duymuştum. Bunun sebebi ise @kafkaokur 'un Hasan Ali Toptaş sayısıydı. Orada yazarın hayatını, eserleriyle ilgili bilgileri ve eserlerinden kesitleri okuyunca baya baya vuruldum Toptaş'a. Anlatılanlardan tam bir Anadolu insanı canlanmıştı gözümde ve kitabı okuduğumda yazara karşı ne kadar doğru bir yaklaşım sergilediklerini gördüm. Gecenin Gecesi yazarın okuduğum ilk öykü kitabı. Kitabın dizaynını ve içindeki resimleri inceleyince zaten kendimi tutamadım ve hemen okumaya başladım. Toptaş hayatımızda geride kalmış eskilerde yaşanmış birtakım olayları, bazı nesneleri ve yaşanmakta olan acı gerçekleri o kadar güzel betimlemiş ki. Özellikle 'Yatak' öyküsünde çocukluğuma yolculuk edip yazarın anlattıklarını birebir yaşamış gibi hissettim. Samimi, akıcı, resimlerle bütünleşmiş ve kesinlikle şans verilesi bir kitap olmuş.



Oturduğum koltuğa biraz daha gömülüp karşımdakilerin yüzlerine tek tek bakarak, konuyla ne ilgisi varsa , insan ancak çocukken ciddi olabilir, diyorum söz gelimi ve bu iddiamı tutup o anda dilimin ucuna geliveren saçma sapan birkaç örnekle kanıtlamaya çalışıyorum. Sonra, ciddi olmak hep yetişkinlere özgü zannedilir ama aslında onlarınki kurgulanmış bir ciddiyettir, diyorum. Sonra minnettarlığımı iyice ifade edeyim de kafalarda en ufak bir kuşku kalmasın diye , yine dönüp yer yatağıma, yer yatağında geçen çocukluk yıllarıma, o yıllarda yaşadığım bazı korkunç olaylara, bütün bunların bende bıraktığı izlere ve vicdan dediğimiz şu çok telli zımbırtıyı susturmanın ne güç bir iş olduğuna dair daha başka şeyler de söylemek istiyorum ama hiçbirini söyleyemiyorum bunların.

Liesel, bir alıntı ekledi.
20 May 09:15

-Bu dünya saçma sapan bir dünya,
-Niçin öyle, Mr. Hundsen?
-Bunu sormana şaşıyorum. Sen kendin, sözünü ettiğim saçmalığın sağlam bir kanıtısın.

Profesör, Charlotte Brontë (Sayfa 27 - Roman Yayınları)Profesör, Charlotte Brontë (Sayfa 27 - Roman Yayınları)
Neslihan, bir alıntı ekledi.
19 May 16:37

"Özgürlük ve barış adı altında bir sürü saçma sapan olay oluyor dünyada."

Yazdan Kalan Son Gül, Muhyiddin Şekur (Sayfa 313 - Timaş Yayınları)Yazdan Kalan Son Gül, Muhyiddin Şekur (Sayfa 313 - Timaş Yayınları)

Uzun zamandır okumak istediğim bir kitaptı. Nihayet başladım. Bir Psikiyatristin Gizli Defteri bu kitap benim için çok değerli bunun ilk nedeni şudur ki kitap bana hediye olarak geldi. Diğer nedeni de şudur ki ben Psikoloji okumak istiyorum ve bu eserin içindeki tamamen gerçek hayattan alıntılarla Gary Small ve eşi Gigi Vorgan ile beraber kaleme aldığı hayatlar bulunmakta. Kitabı okurken birçok bilmediğim terim ile karşılaştım. Düşündüm taşındım, bu iletide her öğrendiğim yeni kelimeyi sizlerle de paylaşmaya kadar verdim. Hem benim için hem de sizin için faydalı olacağını inanıyorum.

Başlayalım o zaman ;

> Psikiyatri: Hekimliğin ruh ve sinir hastalıklarıyla, kişide görülen önemli uyumsuzlukların tanımlanmasıyla ve bunların sağaltımıyla uğraşan uzmanlık dalı.

> Narsistik Kişilik Bozukluğu: Bu kişiler başkasının düşüncelerine ve isteklerine ilgisiz kalan kişilerdir. Kendini beğenmiş, başkalarının yaşattıklarına ve yaşadıklarına duyarsız kalan sürekli kendini ön plana çıkarmak isteyen kişiler narsistikdir.

> Histrionik Kişilik Bozukluğu: Hayatların da sürekli aşırı dramatik davranarak dikkat çekmeye çalışan insanlarda histrionik kişilik bozukluğu vardır.

> Terapötik: Tedaviye ait.

> İçgörü: Hastanın psikolojik işlevini ve kişiliğini anlamasıdır.

>İçgörü Yönelimli Terapi: Psikiyatri hastalarının hisleri, yanıtları, davranışları ve özellikle diğer kişilerle son ilişkilerinin son dinamiklerinde yeni içgörülerin değerini vurgular.

> Psikanaliz: Ruh çözümü.

> Nevrotik yada nörotik : Sinirceli

> Psikotik Olmak; geçici olarak gerçeklerden kopmak demektir. Bu rahatsızlık algılamayı ve algıların işlemesini değiştirir.

>Analist: Sorunların çözümü için teknikler saptayan ve geliştiren uzman kişi.

>Şizofren: Kişide, gerçeklerle olan ilişkilerin büyük ölçüde azalması, düşünce, duygu ve davranışlarda önemli bozulmaların ortaya çıkması gibi belirtiler gösteren bir ruh hastalığı.

> Psikoz: Her türlü ruh hastalığının genel adı.

> Sanrı: Gerçekte var olmayan şeyleri görmek, işitmek gibi dayanaksız algılama.

> Erotomani: Halk arasında "Eros Hastalığı" olarak bilinen "Erotomani" karışıklıksız, takıntılı ve platonik aşk olarak bilinir be kişinin birinin kendisine aşık olduğuna inandığım sanrılı bozukluktur.

> Antiseptik yada Nöroleptik de denir; Başka şizofreni olmak üzere psikozların tedavisinde kullanılan ilaçlar.

> Hiperseksüalite: Cinsel isteği çok artmış ya da aniden beliren kişiler için kullanılan terimdir.

> Delişmen: Delice davranışları ve tavırları olan, delidolu şımarık kimse.

> Kakafoni: Kakışma

> Ajite: Çok hareketli, yerinde duramayan akıl hastası.

> Entelektüalizm: Anlıkçılık

> Bipolar Afektif Bozukluk, riskli davranışlar nedeniyle ilişkilere ve kariyere zarar veren, tedavi edilmediği zaman intihara bile yol açan ciddi ruhsal hastalık.

> Tendon: Kasım kemiğe yapışma yeridir.

> Derin Tendon Refleksi: Refleks çekici ile kas tendonuna vurulduğunda o kasta kısa sürede olan kasılmaya denir.

> Hidrosefali: Beyin omurilik sıvısının çoğalmasıyla, beyin karıncıklarının, kimi zamanda kafatasının büyümesine yol açan hastalık.

> Hezeyan: Abuk sabuk konuşma, saçma sapan sözler etme, saçmalama.

> Parkinson Hastalığı: Titreme, kaslarda katılık, istençli devinimlerde azalma gibi belirtilerle kendini gösteren bir hastalık.

> Son kerte: Sonuçta