• Geçtiğimiz Pazartesi gene tan yeri ağarmadan mesai için yollara döküldüğüm bir sabahtı.

    Her zaman ki gibi yaklaşık dört aydır belli bir saatin belli bir toplu taşıma hattında karganın daha b*oklamadığı, al fadimem gül fadimemin sabah namazını eda etmesi için davet edilmediği bir vakitte haftanın bir günü sadece şükür ki yolculuk yapıyorum.

    Şimdi burada hikayeleştirerek yazdığım durum ,beni dışavuracak kadar aslında rahatsız eden bir yaşamışlık değildi.Neden her zamankinden farklı olarak bu sefer böyle davrandım içimde neden bastıramadım bunun benim bilinçaltımla pek tabii yakinen ilgisi var.

    Sonuca baktığımda kimseye zarar vermeden beni de bir ölçüde rahatsız eden bir yaşanmışlıktan kurtulmuş oldum.

    Şu an anlatacağım durumun kaynağı niteliğinde başlangıç olabilecek başka bir olay olduğu için kısaca bahsetmem gerek henüz fantastik kurgulama gücünde yazınsal dünyaya girebilecek cesarette değilim çünkü:)

    Çocuklarım ve ben bir akşamüstü şehirdeki işlerimizi hallederek sakin yuvamıza ulaşacağımız toplu taşımaya indirimli kartlarımızı basarak (yani ücretlerimizi her birimizde ödeyerek) bindik yaklaşık 35 dakika sürecek dur kalk,indir bindir sürecinin tamamlanmasıyla kendimizi pijamalarımızı giyinip kanepelerimize yayılacağımız hayalleri eşliğinde..

    Günün o saatinin verdiği yoğunluk sebebiyle dolmuş hıncahınç dolunca benim belli bir yaştaki çocuklarımda oturarak seyahat ettikleri için ayaktaki diğer yolcularca dikkat çeken bir hal aldı.Ben böyle durumlarda ayaktaki insanlara bakarım hamile mi yaşlı mı gazi mi şehit yakını mı yoksa sittin sene yer vermem oturmasına kanaat etmediğim sürece..

    Yalnız üzerimizde yoğun bir baskı oluşturulmaya çalışılıyor dolmuş cemaatinin ayakta seyahat eden yolcularınca.Tepemde dikilen güzelce genç ve tesettürlü hanım bir kızımızın cadı avına çıkmış piskopos edasıyla bana yönelttiği keskin bakışlarından, ayaktaki diğer hanım yolcuları koruyucu ,orta yaşlı göbekli ,kır saçlı nezaket görüntüsü süsü verilmiş kaba herifin bakışlarından anlıyorum.Ha böyle durumlarda gözümü kaçırmam öyle camdan dışarı filan seyredip başımı suçlu gibi öne eğip bişilerle meşgul olmam.Bakışlarımla meydan okurum😏Neden ben ya da çocuklarım kalksın ve senin kıçına yer versin derim gözlerimle..

    Bu bizim milletimizin cahilliği sadece, sadece medeniyetin ürünü bir aracı nasıl kullanacağını ,o araç içindeki diğer insanlar ile beraberken hak ve sorumluluklarını bilmediği gibi kendinden başkasına değer vermeyen ,tüm iyilikleri karşılıklı yoz bir ahlakın temsilcisi ahlakçılardan kaynaklanıyor.

    Başroldeki diğer kadın bir duraktan bindi ve çocuk rahatsız değilse kucağınıza alın ben oturucam dedi.Ben de çocuk rahatsız değil ama toplu taşıma kurallarına göre ücrete tâbi ve oturarak seyahat etmek zorunda dedim ve ekledim ama gel buyur sen otur diyerek kalktım yerimi benden küçük kadına verdim☺️
    Beklemiyordu ve şaşırdı kısa bir bozulma bulutu geçer gibi oldu yüzünde ama benim davranışımın altında ezilmemek için yerime oturdu.

    Ayakta birkaç kişi ile düzeyli bir laf salatası şeklinde tartışma yaparken yerimi verdiğim kadın ben sizi dinlemek zorunda değilim dedi ve kalktı yerimden başka boş yer açıldı oraya oturdu.İşte o anda istemsizce o yüz ve mimikler belleğime kazındı.
    Yalnız dolmuş ahalisinin adalet dağıtıcı kır saçlı abimiz söyleniyor iki adam aramızdaki yerinde hâla.
    Bir müddet sonra çocuklarımı oturarak seyahat etmelerini başardıktan sonra ineceğimiz yere geldik ve indik arka kapıdan.
    İlk yaptığım şey dolmuşun plakası ve hattın numarasını kaydederek toplu taşıma wp şikayet hattına şoförün dolmuşta organize edici ve yolcuların başka bir yolcunun ücret verdiği halde oturarak gitmesini engellemeye çalışanlara müdahele etmeyip kayıtsız kaldığı için yazılı şikayette bulundum.

    Yapmam gereken buydu ve yaptım yalnız içimde o kadının yerime otururken cüreti ,ironime bozulmayıp oturmayı tercih etmesi yer etti .

    İşte her Pazartesi işe bakın ki ben bu kadınla bu sefer başka bir toplu taşımada seyahat ediyorum.İkimiz birbirimizi farkettik o beni iyice bir inceledi bence ama benim yüzümden istemediğim takdirde kimse ne hissedip düşündüğümü anlayamaz.
    Bunu nerden biliyorum randevu ile kaş aldırmaya bir zamanlar gittiğim bir hanım vardı birgün dayanamayıp demişti ki kaşları ve yüzündeki tüyler alınırken bu kadar tepkisiz ve ifadesiz başka bir müşterim yok,nâmım ordan biliyorum yani:)

    Gel zaman git zaman yaklaşık dört aylık toplu taşımada her pazartesi bu hanımla seyahatimin son pazartesisini yaşayacağım sabah..Allahın işi işte başka boş yer olmasına rağmen geldi benim yanımdaki boş koltuğa oturdu.Konuşmak ve muhatap alacağım derecede içselleştirdim mi ben bunu diye düşündüm içim yok dedi.Ey peki napıcaz o zaman için biraz kaynıyor seni nasıl soğutacaz..

    Çantamdan tüm bozuk paralarımı çıkardım avucuma yerleştirdim ve madeni paraları birbirine değdirerek yerlerini değiştirmeye başladım bikaç dakika devam ettim sonra kadın döndü ve avucuma baktı sonra bana baktı anladım ki dikkatini çektim ama hâla anlayamadım rahatsız olup olmadığını.Diğer yolcularında dikkatini çekmemeye çalışarak madeni paraları avucumda daha hızlı çevirmeye başladım derken kadın bir hışımla yanımdaki yerinden kalktı ve arkada bir yere gitti o kalkar kalkmaz paraları çantaya attım.😂😂😂
    İndi mi oturuyor mu bir fikrim yok o esnada..Nihayet ben ineceğim durağa geldim ve kapıya yöneldim ve hemen kapının arkasındaki koltukta oturuyor dik dik bana bakıyor ben de gözlerinin içine ironili bir tebessümle bakarak karşılık verdim indim.

    Ve o hadsizce olduğunu düşündüğüm davranışından rahatsızlığımı ona başka türlü bir rahatsızlık vererek hissettirmenin rahata ermişliğiyle diğer hattı beklemeye koyuldum.

    Gelelim sadede; toplu taşıma içerisinde 6 yaşından itibaren tüm çocuklar ücrete tabidir ve oturarak seyahat etmek zorundadırlar.
  • Öyle sandığın gibi şiirden filan anlamam ben. Zaten şiir dediğin ne ki; saçmalardan seçmeler...
  • 208 syf.
    ·13 günde·Puan vermedi
    Nurettin Topçu şüphesiz ki çok büyük bir değer. Hem yaşantısı itibari hem de olayları ele alırken ki kendine has fikirleriyle etrafa bir hayli ışık saçıyor.Kendi ışığını ise Mevlana, Yunus Emre ve Tasavvuftan aldığını müşahede edebiliyoruz yazdıkları itibariyle.
    Ancak fikirlerinin çoğuna katılmıyorum. Dünya görüşü gerçekten mükemmelimsi bir yaşam istiyor. Kendisine öfke ile saldıran kalabalığa ellerimizi iki yana açarak hallerine acımalı ve onları affetmeliyiz...
    Bilemiyorum okumalarımın çoğunluğunu N.Fazıl'la doldurduğumdan mıdır yahut fıtratım itibariyle midir iyimserci anlayışa pek sıcak bakamıyorum.Hele hele Müslümanların bugünkü hallerine bakınca iyimserci, karşı tarafı mutlak surette kucaklayıcı tavrı kaldıramam herhalde.
    Felsefeyi çok ön plana alıyor, Kur'anın felsefi tefsiri yapılmalı sözünü ne bağlamda söylediğini bilemiyorum ancak pek tutarlı olduğu söylenemez.
    Özellikle sürekli İslami Kültürün ayrılmaz parçası olan, onu hayata nasıl tatbik ederizi ana hatlarıyla çizen kitaplarımızdan kara kitap diye bahsetmesi çok rahatsız edici. Ona göre bugün Müslümanlar kurtulmak için yeni bir şeyler ortaya koymalı, felsefeyi ortadan kaldırdıkları gibi gerisin geriye getirmeli ve farklı anlayışları cem etmelidir. Kanımca Müslümanlar bugün dünyaya bir şeyler söylemek istiyorlarsa kendi içlerine dönmeleri yeterli olacaktır. Ellerindeki kaynaklar onları tekrardan dünyayı refah yurduna dönüştürmeleri için kafidir. Genel görüşün sıkıntısı da bu zaten. İnsanlar İslamiyeti reforma tabi tutulması gerektiği inancındalar. Bilim diye bir put var her şeyi onun kılıfına uydurmak için ellerinden geleni yapıyorlar(N.Topçu'nun görüşleri bu yönde değil).
    Hadisi şerifler onlara göre uydurma, sonra Kuran ahlak kitabından öteye geçemez dolayısıyla tarihseldir.Saçmalardan seçmeler işte.Bunların hepsi kendi içinde barındırdığın ilimleri bilmemekte kaynaklanıyor. Hadisleri topyekun reddeden birisi Hadis ilmini bilmiyor, zayıf,metruk, mevkuf,, garip gibi kavramlar neyi ifade ederden haberi yok. Bilmediğine cahil olması yetmiyormuş gibi bir de düşman...
    Nurettin Topçu mutlaka okunmalı ve istifade edilmeli demekle beraber getirdiği çözümler ve bazı olaylara bakış açısı pek de iç açıcı değil velhasıl kelam...
    Her şeyden öte neyin ne olduğunu bilerek okuyun ve okutun bu eseri efendim.
  • Bir haziran günü
    Kitabı aldım elime
    Hani bitirecektim
    En kısa vakitte

    Bitiremedim
    Kaldı öyle
    Bu işler neden böyle?


    Sıcak mı vurdu beni?
    Bu tembellik neyin nesi?



    Medine T.
  • Çok bilinmeyenli bir denklemin içindeyim.
    Ben de o bilinmeyenlerden biriyim.
    Bilinmeyenler bir benim, bir de benim dertlerim.
    Bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğim.

    Her şey geldi üst üste
    Ben sıkıştım köşeye

    Napacağımı bilemedim
    Bir yardım eli göremedim

    Anlatmazsam derdimi
    Tabii görmem elleri

    Kim nereden bilecek
    Bir çare gösterecek

    Konuşsam konuşamam
    İçime kapalıyım bir kere
    Sussam susamam
    Dertler birikmiş bir kere
    İçimi dökmek en iyisi
    Nasıl yapacağım ise gizemli

    Önümden çekilsin artık şu sis
    Tersim var ya tersim çok pis

    Medine T.
  • 200 syf.
    ·6 günde·1/10
    Son derece berbat bir kitaptı. Öncelikle şunu söylemeliyim ki kitap yazmak için yazılmış. Çok saçma anlamsız cümleler ve paragraflar mevcut. Tek beğendiğim kısım en sonda anlatılan hikayeydi. Yazarın zihniyeti mükemmel derecede bozuk. Bir yandan Allah'a dayan, Allah var gam yok mesajları verirken bir yandan kederli adam içki içer, ne zaman üzülürsen kendini içkiye vur mesajları verilmiş. Her telden çalmış yani anlayacağınız... Kitabı hiç bir şekilde tavsiye etmiyorum insana hiç bir şey katmayan boş bir kitap.
  • 186 syf.
    ·4/10
    Murat MENTEŞ..MENTEŞ.. MENTEŞ.. ne çok telaffuz ettim.. yeni kitap yazsa da okusak :)

    Bir aralar rüyalara çok sardığım dönemlerde 'rüya' adının geçmesi bile yeterli olan kitaplar alıyor okuyordum :) o döneme rastlayan bu kitabı almamda hem bu rüya konusu hem de biraz da Murat Menteş etkisi oldu aslında.. Murat Menteş in kankisi olan Alper Canıgüz ün 'Dublörün dilemması' kitabının kapağında Onur Ünlü ile bir de fotoğrafı vardır.. o kitabı okuyanlar görenler bilir birbirine silah doğrultmuş o üç kişiden biri Alper Canıgüz dür.. şimdi hem rüya konusu hem de Menteş kankisi olmasının cezbettiği bu kitapta Menteş'i aramak benim için tam bir fiyaskoydu açıkçası :)) absürd ötesi olayların olduğu karmakarışık bir kitap.. aralara da terbiyesiz bişeyler sıkıştırmış ki o sayfaları yırtıp atsanız hiç bişey eksilmiyor kitaptan.. bana ne yani ya da kitapta kel alaka yani tv deki bi belgeselde hayvancığın birinin aşk hayatının tasviri..??? neyse dedim ya Menteş deki terbiye arkadaşlarına sirayet etmemiş diyorum nitekim Menteş bir kitabında akışta sevgilisiyle olan diyaloğu '' müsaadenle sevgili okur sevgilimle yalnız kalacağım'' diyerek kibarca geçmiştir efendim :) ve de küfürlü kelimeleri nokta ile bipleyerek tamamını yazmayacak kadar okura saygılıdır..saygılar bizden Murat Menteş'e. tarzının eşi benzeri yok.. kitap yazsa da okusak yenilerde :)
    Spoi azcık :) uyarayım..
    kitabın konusu ise rüyada mı gerçek hayatta mı yaşadığını anlamayan ve bize de tam anlatamayan bir adam.. kafasına elektrik akımı verip uyutuluyor vs vs.. iki hayat yaşıyor gibi diğer hayatında da bi mafya vs kaçış kovalayışlar var..
    vs. vs.. bi de ünüversite psikoloji derslerinden saçmalardan seçmeler var tabi :))
    velhasıl okumasanız da olur sayın arkadaşlarım.. ha eğlencelik bir bölüm Türk dizisi kıvamında kafa dağıtmak isteyen ve beynindeki fosforları israf etmek isteyene diyecek lafım yoktur tabi :)
  • 103 syf.
    ·5/10
    13 yıl önce aldığım bu kitabı şimdi okudum. ne akla hizmet aldım ki diyorum şimdi :)
    o dönem okusam muhtemelen yarım bırakırdım şimdi en azından yazara haksızlık etmeyim diyerek sakalın arasında beyaz kıl ararcasına cımbızla çektiğim bi kaç cümlenin haricinde bişey vermedi bana maalesef.. felsefecilere kıl olduğumu farkettim tabiri caizse :) Avrupai Müslüman felsefeciler resmen saçmalıyorlar,beceremiyorlar bu işi, arada derede kalmış sözcük parçalayan zavallılara dönüşüyorlar sanki :) düşün düşün ve sonuç birsürü laf kalabalığı saçmalardan seçmeler.. gibi.. ufak ufak hikayelerin daha doğrusu yazarın o andaki yaşadığı bi olaya bağlı kendi çapındaki düşünce metaforlarından ibaret yazılar.. Şeytan ne vaad etmiş diye merak eden varsa el-cevap= HİÇ BİRŞEY :))
    yazar gah sanatı şeytana benzetmiş, gah Azrail ile iblisi konuşturmuş, gah fausta özenip bende bilgi karşılığında gençliğimi verdim şeytana demiş, gah kendini yaratıcı yerine koyup yazdığı hikayelerdeki kadın kahramanlarla söyleşmiş falan filan.. kadınlar da hep çok güzel ne hikmetse :) erkeklerin bu güzel kadın takıntısını hiiç anlayamadım zaten.. tanrılaştırma eğiliminin tezahürü mü bilmem artık..
    VELHASIL 5 verip en azından büte kalmasın dedim.. bir de uzun bi müddet mısırlı hele de felsefeci yazar okumam heralde :)
  • 208 syf.
    ·1/10
    O kadar gereksiz, o kadar amatör, o kadar faydasız ki. Okumak tamamen vakit kaybı. Kitaptan alacağınız hiçbir şey yok. Kitabın adıyla da ilgisini kuramadım ayrıca. Tek cümleyle özetleme gerekirse ; Saçmalardan seçmeler. derdim
  • Her ne kadar bir kiraz olmasan da,

    Sana da merhaba yeşil erik.