• ... aynen eski çağlardaki İbrahim ve İshak'la ilgili hikaye gibi, sadece bir şakaydı.İbrahim tepeden tırnağa soğuk terler dökerek elinde bıçakla oğlunun üzerine (benim üstüme) çullanmışken birden yukarıdan bir ses gelir: "Yapma! Ben şaka yapmıştım..."
  • 400 syf.
    ·1 günde·Beğendi·7/10
    20 Kasım 2003 sizce ne anlama geliyor? Herhangi bir fikriniz var mı? Şimdi size zamanında George Bush’un BABA dediği insanın başlangıç için tek sayfa tek tarih ayırdığı bu tarihi vermek istedim. Bu tarihte -büyüklerimiz daha iyi bilir- İstanbul’da büyük bir terör saldırısı yaşandı. Toplam 4 saldırı oldu ve birçok insanımız hayatını kaybetti. Saldırıyı El Kaide yaptı. O örgütün de kim destekli olduğunu sanırım biliyorsunuz. Durum şu ki tarihin böyle olması ve aradaki bu bağlantı dikkatimi çekince merak ettim. Daha okumaya başlamadan da kafamda birtakım gerçeklerin romanlaştırıldığı ve araya sıkıştırıldığı canlandı. Sadece bir kuruntu muydu yoksa bir gerçek miydi bu düşünce peki. Gerçekten arada bir bağ var mıydı yoksa ben kendi kendime mi böyle düşünüyordum, o da sizin kitabı okuduktan sonraki fikriniz olacak.
    Michael Cantella, kitabımızın baş karakteri, kahramanı ya da her ne sıfat vermek isterseniz o. Daha başta Amerikalılaşmış bir İtalyan soyadı görünce dedim Eyvah! Ya da gençlerin tabiriyle “Felaket Felaket Felaket” ve bir Sicilya klasiği mi geliyor. Anlayacağınız daha okumaya başlamadan yeni nefes almışken bir baktım ki bu kitap beni başlamadan etkilemiş. O zaman dedim ben bunu başlayınca da bırakmam. Hoş, bu zamana kadar neyi bırakmışım ki? Neyse onlar farklı konular, biz kitabımıza dönelim.
    Baş karakterimiz Cantella’nın (kitapta hep Michael deniliyor bende sinir oldum Cantella diyorum) önce sevdiği kadın kayboluyor. Sonra şirket hisseleri çalınıyor, tüm şüpheler onun üzerine yoğunlaşıyor. Kitapta ayrı bir başlıkla açılan Mayıs 2007 bölümünde bunu görmek mümkün. Hoş ülkemizde de o tarihte Galatasaray – Fenerbahçe maçı oynanmış. Aynı anda hem kitabı hem gündemi takip ediyorum tabi ki canım.
    Şaka bir yana kitaba dönelim istiyorum. Kitabın ana teması ne biliyor musunuz? Ezop Masallarını duymuşsunuzdur. Buradaki Karınca ile Çekirge hikayesini de bilirsiniz. Birçok kitapta benzeri yazılmış hatta ülkemizde skeç olarak dahi oynanmış bir olaydır. Burada birçok insanın günümüz yaşam şartlarında hemen zengin olmaya çalışması, hemen ünlü olma telaşı içine girmesi, yani başarının hemen gelmesi için elinden geleni yapması üzerine bazı vurgular mevcut. Üzülerek bildirmek isterim ki Zengin Olmak ve Zengin Görünmek arasındaki kavrayamayan birçok kardeşimizi de internet ortamında görmek mümkün. Bu da beni oldukça üzen bir durum aslında.
    Wall Street denilince aklımıza birçok film gelir. İşte Aksiyon olur, Dram olur farklı türler olur ama benim için her zaman aslında tek bir durum vardır. GİRİŞİM. Çünkü birçok film vardır bu konuda ve aslında bu mesajı verirler. Kitapta da aslında bunun merkeze alındığı, kovalamacası bol, sizi sürükleyici bir yazıyı okuyorsunuz. Bu gerçekten çok harika, bunu belirtmek isterim. Çünkü bir kitap beni tatmin edemedikten sonra ne işe yarar ki, ben ona asla geri gelmeyecek ve sahip olduğum tek şeyi “ZAMAN” ayırıyorsam. Bu yüzden bunlar önemli konular benim için. Son olarak hepimize mutlu bir Pazar günü geçirmesini şimdiden dileyerek; keyifli okumalar ve iyi geceler dilerim..
  • Adam konuşmaya devam ediyordu:
    “Her şey, müzik ve beynimiz de buna uygun bir şekilde oluşmuştur. Müziğin beynimiz üzerindeki gücünü asla hafife alma. Mesela geçen internette eski bir şarkıyı ararken o dönemin bir reklam melodisine rastladım. Bir şampuan reklamı. O müziği duymayalı neredeyse otuz yıl olmuştu ve ben melodiyi duyar duymaz sözler ağzımdan otomatik olarak döküldü. Daha iki gün önce okuduğum bir haberin detaylarını unutmuşken otuz yıl öncesinden gelen bu şarkıyı sanki dün dinlemişçesine içimden tekrarlayarak söylüyordum. Üstelik sadece şarkı sözleri değil. Aynı zamanda şampuanın kokusu da burnuma geldi biliyor musun? İnanılmazdı. Beynimdeki nöronların bir kısmı sanki zamanında bu şampuanın kokusunu depolamıştı ve şimdi hatırlayınca tek tek patlıyorlardı. Saniyesinde geçmişe gittim. Şaka gibi, sadece iki saniye dinlediğim bir melodi beni anında geçmişte yaşadığım. ve çoktan unuttuğumu düşündüğüm bir sürü olaya götürdü. İşte bu nedenle müzik kesinlikle tanrısal bir dil Tesla. Tüm insanları etkileyen ortak bir iletişim aracı. En ilkelinden, en okumuş havalı adamına kadar.”
  • O, çok şen, neşeli ve latif bir insandı. Ciddi ve zor bir işle görevli olmasına rağmen, alışılmış liderlerin aksine; arkadaşlığı ne sıkıcı, ne kasvetli, ne de monotondu. Bilakis tatlı, sevinçli ve neşe doluydu. Ashabının, aralarında yaptıkları şakalara uzun süre güldüğü olur, kendisi de onlarla şakalaşırdı. "Ben (şaka bile olsa) sadece doğruyu konuşurum; haktan başka bir şey söylemem." (Tirmizî, Birr 57, hadis no: 1991) buyurdu.
  • Kadın şeytana aşıktır ve kalbini şeytana satmıştır!.. Bunu ilk keşfeden benim galiba!
    Evek, şaka etmiyorum: Biyologların, fizikçilerin kadın hakkında yazdıklarının hepsi saçma; o sadece şeytanı sever.
  • TARİHİ KONMAMIŞ VE ALMADIĞIM BİRİNCİ VE İKİNCİ MEKTUP OLAYINI ÖĞRENEN BİRİNİN TARİHİ KONMAMIŞ VE ALMADIĞIM MEKTUBU


    Sayın Bay,

    Nasıl bir dünyadayız ki, yelkenlerin tuttukları rüzgârları döküvermeleri gibi, öfkemiz çabucak dağılıveriyor. Yanlış mı yaptım acaba, 'öfkem' mi deseydim yoksa? Tekil bana çoğuldan daha etkin görünür dâima. Böyle olmakla birlikte, zaman zaman gövde gösterisini severim doğrusu, 'miz'liler gönendirir beni. 'Biz!'; müthiş bir söz bu, Sayın Bay. İtirafın da tam sırası: 'Biz' derken de sayısına metelik vermem. Ne olursa olsun açık kapı da bırakmam hani. Sıkıdır benim işim. Çünkü ben muhalifim, biz muhalifiz (hep 'biz' diyerek mi dürdürsem mektubumu daha iyi olur?). Öfkemizin çarçabuk geçivermesine de tanıklık yapmak istiyoruz. Cürmümüzün tanığıyız yâni. Hem kafamdaki cânileri bir bir teşhir etmek istiyorum enselerinden tutup, hem de "Geçmiş asla ölmez!" çığlığını yükseltiyorum. Bu, sâdece Anadolu'nun ve Trakya'nın değil, Balkanların da destanıdır, ona ne şüphe, Afrika'dan Asya'ya değin soluğumuzun ulaştığı her metre kare toprağın destanıdır. Şaka yapmıyorum, Sayın Bay, vicdanımızı kemiren kurtlar da olmasa n'apardık?

    Ha, ilk okuyuşta, kasılarak hava basan birinin sözleri gibi görünse de, gerçekle örtüşmez bu bakışaçısı, Tarih benden yana, insan soyunun has çocukları benden yana. Şeytan hertütlü iğvâyı içimize salsa da aldırmamaya bakarız biz. Koşullar ne olursa olsun, yürürken çıkardığım sesi zevkle dinlerim tak der tak der tak der.


    (Adı,
    Soyadı,
    İmzası)
    Nuri Pakdil
    Sayfa 23 - Gözetleme Noktaları