İzzet

İzzet
@sadeceizzet
Bilkent/Turizm
Ankara
35 okur puanı
Ağustos 2019 tarihinde katıldı
Gözlemci, kusurların en son kentinde bile, her kentin kent olduğu kusursuz bir saat, bir an olur, diye düşündü.
Sayfa 75 - kitabın son cümlesi·Kitabı okudu
Reklam
Kutsal mutluluğa erişmek iyi bir şey miydi? Yoksa bu kaygı, fotoğrafçının flaşı patlarken yüzlerdeki ifadeyi donduran ve kendimizi olduğumuz gibi kabul etmememize neden olan bu gerilim miydi daha iyi olan? Her zaman aşırıya kaçan, en uç noktaları bağdaştırmaya çalışan Amerigo hem durmadan çatışmak ve savaşmak hem de aynı zamanda, her şeyin ötesindeki bu dinginliğe kavuşmak istiyordu... Ne istediğini o da bilmiyordu; sadece, herkes gibi kendisinin de, sürmeyi arzuladığı yaşamdan ne denli uzak olduğunun bilincindeydi.
Sayfa 36·Kitabı okudu
Ama rahibeler hiç de böyle değildiler. Objektifin karşısında, sanki o yüz onlara ait değilmiş gibi poz veriyorlardı ve sonuçta fotoğraflar kusursuzdu. Tabii hepsi değil (Amerigo artık rahibelerin resimlerine, iskambil falına bakar gibi bakıyor; içlerinde hâlâ dünyevi ihtiraslar besleyenleri, kıskançlıkla ve bastırılmış tutkularla kıvrananları, hem kendilerine hem de yazgılarına savaş açmış olanları şıp diye tanıyordu). Bu rahibeler, sanki bir eşikten atlamaları gerekirmiş gibi, kendi benliklerini unutmak zorundaydılar: Fotoğraf ancak o zaman o ânındalığı, o içsel huzuru ve kutsal mutluluğu yakalayabiliyordu. Amerigo, acaba bu, kutsal mutluluğun gerçekten varolduğunun bir işareti midir, diye düşündü (böyle sorunlar üstünde pek kafa yormazdı, bunları Budizm ve Tibet'le bir tutmak eğilimindeydi). Ama bu tür bir mutluluk gerçekten varsa, o zaman onu izlemek mi gerekirdi? Rahibeler gibi olabilmek için, başka şeyleri, başka değerleri yitirmek pahasına onun peşine mi düşmeliydi?
Sayfa 35·Kitabı okudu
Amerigo, bütün bu uğraşlarda, geçici görevlerle böylesi özdeşleşmelerde demokrasinin gerçek anlamını görüyor ve tanrısal bir düzene, bu dünyanın dışında bir yetkiye inananlarla her şeyin bir burjuva aldatmacası olduğunun çok iyi farkında olan kendi yoldaşlarının bu odada bir arada olmalarındaki aykırılığı düşünüyordu: Uzun lafın kısası, demokrasinin kurallarını pek önemsemeyen iki ayrı kesimdiler ama her ikisi de onun en tutkulu bekçileri, en somut örnekleri olduklarına inanmıştı.
Sayfa 17·Kitabı okudu
Demokrasi yurttaşların karşısına bu gösterişsiz, renksiz ve basit kıyafetlerle çıkıyordu. Amerigo bazen bunu olağanüstü güzel bulurdu; her türlü debdebe, şatafat ve gösterişin önünde eğilip dalkavukluk edilen İtalya'da, bu manzara ona dürüst ve ağırbaşlı bir ahlak dersi gibi geliyor, bunu, süs püsten uzak dış görünüşü yüzünden demokrasiyi aşağılayabileceklerini düşünen faşistlerden sessiz ve sonsuz bir öç alma sayıyordu. O faşistler artık bütün sırmaları ve püskülleriyle gözden düşüp saygınlıklarını yitirmişken, demokrasi sadece nasırlı, titrek ellere tutuşturulan kalemleri ve birer telgraf gibi katlanmış kâğıt parçalarını içeren yalın, gösterişsiz törenleriyle kendi yolunda ilerlemekteydi.
Sayfa 16·Kitabı okudu
Reklam