• Tümüyle işe indir­genmiş bir tıp anlayışı içinde bulunan ve bu gerçek yüzünden bir an bile utanmayan doktorların çaresizliği ve dar kafalılığı.
  • "BİR GÜNLÜĞÜNE SAĞLIK ÇALIŞANI OLSANIZ..." adlı yazım...

    Sizi bir günlüğüne sağlık çalışanı yapsak. Rica etsek bir gün erkenden kalksanız, bir kısmınız beyaz önlük, bir kısmınız yeşil, bir kısmınız mavi elbise giyseniz. Kiminiz acilde, kiminiz poliklinikte, kiminiz ASM'de olsanız. Sadece bir gününüz doktor, hemşire, laborant vs. olsanız. Hasta olmayı kimse istemez çok zordur da Allah kimseyi o hâle düşürmesin ama peki ya bir de işin bu boyutunu düşünün bakalım.
    Gün boyu elinizde steteskopla, kan tüpleriyle, ilaçlarla gezseniz. Siz bir acıya katlanamazken her türden onlarca acıya katlanan insanlarla beraber olsanız ve doktor hiç kendisini hastasının yerine koymuyor derken siz kendinizi doktorunuzun yerine koysanız. Bir günlüğüne kendinizi değil de başkalarını düşünseniz. Para kazanma değil insanlara faydalı olmak, insan hayatı kurtarmak gayesi içinde bir gün o hastanelerde siz de doktor olsanız. Sabah işe başlayıp daha belki çayınızın son yudumunu almadan içeriye hasta almaya başlasanız. Gün içerisinde bir çok hastaya baksanız ve farklı farklı hastalıklara şahit olsanız. Ardından bir ameliyata girip o soğuk odalarda yatan hastaya zor olduğu kadar orada bulunan tüm sağlık çalışanlarına da ne kadar zor olduğunu görseniz. Bir hastanın hayatını kurtarsanız, bir çocuğun yüzüne gülümseme olsanız, bir refakatçiye el uzatıp destek çıksanız. Çok değil bir gün sağlık alanında çalışsanız. Gün içinde belki ölüm haberi vermek zorunda kalsanız. Bir hastanın geleceği sizin o ellerinizde saklı olsa. Bir saatliğine size bir can emanet etsek. En sevdiğiniz filmler varken, herkes bayramda ev gezerken siz acil serviste olsanız. Hep en güzel anları kaçırsanız. Yemeğiniz soğusa ve hastane kokularına karışsa. Akşam nöbet tutsanız ve uykunuzu bu mesleğe bu vatana feda etseniz. Gelen hastalara bakıp çocuklarınızı, anne babanızı, sevdiklerinizi hatırlasanız. Onları dün geceden beri görmediğinizi anımsasanız. Ardı ardına binlerce hasta ve yakınları ile ilgilenseniz. Bir kazaya uzaklardan seyirci olmak değil de bizzat o kazaya müdahale eden olsanız. İlk siz yardıma koşsanız. Gece boyu çalışsanız bayram, tören, tatil, yaz, kış, kar, tipi, sel demeden calışsanız. Sabah da yorgun bir şekilde evin yolunu tutup eve varsanız ve o gün yaşadıklarınızı eşinize, çocuklarınıza belli etmeden güler yüzle günüm iyi geçti deseniz. Sahi siz bir gün doktor olsanız, bir saat hemşire olsanız, bir dakika sağlık çalışanı olsanız. Onların dertlerini anlasanız. İnsanlara hizmet etmek uğruna kendi hayatlarını feda eden o insanlara karşı ne kadar saygı ile yaklaşmamız gerektiğini görseniz.

    "Her türlü özveri, sabır, emek ve büyük bir fedakarlıkla çalışan tüm sağlık çalışanlarımıza yapılan her türlü şiddeti kınıyoruz..."

    - GENÇ YAZAR RAMAZAN
  • TÜM SAĞLIK ÇALIŞANLARIMIZIN TIP BAYRAMI KUTLU OLSUN

    Sizi bir günlüğüne sağlık çalışanı yapsak. Rica etsek bir gün erkenden kalksanız, bir kısmınız beyaz önlük, bir kısmınız yeşil, bir kısmınız mavi elbise giyseniz. Kiminiz acilde, kiminiz poliklinikte, kiminiz ASM'de olsanız. Sadece bir gününüz doktor, hemşire, laborant vs. olsanız. Hasta olmayı kimse istemez çok zordur da Allah kimseyi o hâle düşürmesin ama peki ya bir de işin bu boyutunu düşünün bakalım.
    Gün boyu elinizde steteskopla, kan tüpleriyle, ilaçlarla gezseniz. Siz bir acıya katlanamazken her türden onlarca acıya katlanan insanlarla beraber olsanız ve doktor hiç kendisini hastasının yerine koymuyor derken siz kendinizi doktorunuzun yerine koysanız. Bir günlüğüne kendinizi değil de başkalarını düşünseniz. Para kazanma değil insanlara faydalı olmak, insan hayatı kurtarmak gayesi içinde bir gün o hastanelerde siz de doktor olsanız. Sabah işe başlayıp daha belki çayınızın son yudumunu almadan içeriye hasta almaya başlasanız. Gün içerisinde bir çok hastaya baksanız ve farklı farklı hastalıklara şahit olsanız. Ardından bir ameliyata girip o soğuk odalarda yatan hastaya zor olduğu kadar orada bulunan tüm sağlık çalışanlarına da ne kadar zor olduğunu görseniz. Bir hastanın hayatını kurtarsanız, bir çocuğun yüzüne gülümseme olsanız, bir refakatçiye el uzatıp destek çıksanız. Çok değil bir gün sağlık alanında çalışsanız. Gün içinde belki ölüm haberi vermek zorunda kalsanız. Bir hastanın geleceği sizin o ellerinizde saklı olsa. Bir saatliğine size bir can emanet etsek. En sevdiğiniz filmler varken, herkes bayramda ev gezerken siz acil serviste olsanız. Hep en güzel anları kaçırsanız. Yemeğiniz soğusa ve hastane kokularına karışsa. Akşam nöbet tutsanız ve uykunuzu bu mesleğe bu vatana feda etseniz. Gelen hastalara bakıp çocuklarınızı, anne babanızı, sevdiklerinizi hatırlasanız. Onları dün geceden beri görmediğinizi anımsasanız. Ardı ardına binlerce hasta ve yakınları ile ilgilenseniz. Bir kazaya uzaklardan seyirci olmak değil de bizzat o kazaya müdahale eden olsanız. İlk siz yardıma koşsanız. Gece boyu çalışsanız bayram, tören, tatil, yaz, kış, kar, tipi, sel demeden calışsanız. Sabah da yorgun bir şekilde evin yolunu tutup eve varsanız ve o gün yaşadıklarınızı eşinize, çocuklarınıza belli etmeden güler yüzle günüm iyi geçti deseniz. Sahi siz bir gün doktor olsanız, bir saat hemşire olsanız, bir dakika sağlık çalışanı olsanız. Onların dertlerini anlasanız. İnsanlara hizmet etmek uğruna kendi hayatlarını feda eden o insanlara karşı ne kadar saygı ile yaklaşmamız gerektiğini görseniz.
    Sonra da gözlerinizi açıp tarihi görseniz ve takvimde 14 Mart yazsa...

    "Her türlü özveri, sabır, emek ve büyük bir fedakarlıkla çalışan tüm sağlık çalışanlarımızın 14 Mart Tıp Bayramı kutlu olsun