• Yine bir doktor öldürüldü "ama doktorlar da ..."
    diye başlayan cümleler okumak, duymak kanıma donduruyor. İnsanlarda ki bu düşünce oldukça ve sağlıkçılar sağlıktaki tüm sorunların tek sebebi ve şiddete hedef olarak gösterilmeye devam edildikçe, sağlıkta şiddet yasasına bir gecede çıkarılan yasalar kadar kıymet verilip çıkarılmadıkça bu böyle devam edecek.
    Alıntı
  • Ertesi gün kimse ölmedi. Evet kimseler ölmedi ama herkes, her şey karıştı.

    Yine Saramago yine müthiş kurgu. Saramago’nun beşinci eserinini de kitapağacı okuma grubu sayesinde okudum. Hemen yazarla ilgili ön bilgi vereyim ki sizlerin de fikri oluşsun. Yazar Nobel Edebiyat ödüllü bir yazar. Yazarın biçemi gayet dikkate değer. Kitaplarında noktalama işareti olarak nokta ve virgülden başkasını kullanmıyor. Anlatım dili de oldukça muzipçe; bu da, okuyucuyu yazara bağlayan bir diğer etken. Okuyucuyla konuşarak yazmış eserini.

    Konuya geçtiğimizde ise gerçekten çok fazla şey yazabilirim ama kısa kısa irdeleyip spoiler vermemek adına çabalayacağım.

    Ölüm… Evet ölüm günlerden bir gün artık olmuyor. Kimseler istese de ölemiyor ve bir kaos ortamı oluşuyor. Ölümsüz bir dünya düşünebiliyor musunuz ? Yazar bunu bize sormuş. Ölümün kesilmesi ile birlikte dini, siyasi ve ekonomik sorunlar çıkıyor. Gerçekten muazzam bir hiciv. Ölümün olmadığı ve dünyada kilise kaos yaşıyor ve inanç sorgulanıyor. Siyasiler çaresiz kalıyor şiddet de artıyor, düzensizlikte ama kiliseler de dua edenler de artıyor. Yani tam bir zıtlıklar üzerine kurulmuş bir romana dönüşüyor.

    Bununla mı bitiyor. Sonrasında ölüm bakıyor bu durum çok rahatsızlık verdi. Size 1 haftalık 10 günlük bir mühlet. Bir zarf alacaksınız; o zarf tarihinden itibaren hazırlığınızı yapın diyor. Şimdi yazar burada da bize sormuş. Öleceğinizi bildiğiniz son on gününüz kalsa ne yapardınız ?

    Kısa başlıklara geçiyorum çünkü bir sürü kurgu ve konu barındırıyor. Din-Siyaset ilişkisini çok iyi irdelemiş. Tüm konuların yanında bir felsefik bir eser. İnançsız bir toplumu örneklemiş. Ölmek ve ölmemek için verilen çabalardan faydalanan sigortacılar, cenaze hizmetleri ve levazımatçıların çok güzel bir ekonomik kurgusu var. Devlet – Mafya işbirliği kesinlikle harika bir konuydu. Sanat ve klasik müzik konuları. Hayvanseverliğe verilen önem ve dikkat. Cumhiriyetçilik ve Kraliyet yani yönetim sistemlerini eleştiriş. Vicdanlara sesleniş; yani yaşlılar bile ölemiyor bu durum ailede sıkıntılar yaratıyor ve bakım zorluğu ortaya çıkıyor hastaneler taşıyor bu durum karşısında takılan tavır ve siyasi duruş. Ölümü kadına yorma; bir nevi Proust’un kara çarşaflı kadın gibi devamlı Proust’u örnekleme. Müziğin önemi ve en güzeli de sevgi, aşk, birliktelik. Son kısımlarında ölümün bile çaresizliği anlatılmış sevgi karşısında.

    İnanın çok çok daha fazlası var kitapta. Doğallığı bozmamak bence en önemli etken. Hepimiz öleceğiz ve ölmeliyiz. Çünkü düzen bu. Yazar bunu düşündürerek tüm hicivleri ve düşünceleri sorgulatmış. Gerçekten Nobel’i hak ettiğini düşündüğüm yazar. Gerek Körlük, Kabil ve Görmek eserleriyle olsun ya da bu eseriyle her zaman eleştirel, sorgulayıcı ve sorgulatıcı bir yazım tarzı var. Her kitabında irdeleyip bizi doğruya yön göstermek için sorgulatıyor. Kırıp dökmüyor ama düşündürtüyor. Sadece şunu düşünün teknoloji ve sağlıkta ilerliyoruz. İlerde belki 150 yaşında ölümler olacak. Ama bu sizce doğru mu ? Kimse ölmek istemez ama sonucunda neler olur ? Yaşlanacağız, yorulup yüzümüzde kırışıklıklar olacak, dizlerimiz tutmayacak ve ölemeyeceğiz. Yada nüfus patlayacak sonrasında savaşlar, buhranlar yaşanacak. Doğa bile ölümsüz değil. Kayalar, çiçekler, ağaçlar bile ölürken bizler ölmezsek bu Dünya ne olur düşünebiliyor musunuz ? Gerçekten sorgulatıcı ve farkındalık oluşturan bir eser.

    İlk okumaya başlayanlar asla bu adamın kitapları ile de başlamamalı. Ama alıştıktan sonra gerçekten çok iyi düşünceler barındıran bir şahsiyet. Benim şöyle bir görüşüm var. Bir kitap okuduktan sonra; okuyanların arasında herkese farklı anlamlar kattıysa, farklı düşünceleri aşıladıysa gerçekten iyi bir kitaptır. Bazı kitaplar sadece bütün konuları kişilere aynı şekilde aşılar ama bu eser okuyan herkese farklı bir düşünce, farklı bir kafa yapısı gösteriyor.

    Dinle ilgili zaafiyeti olanlar, inanç sorgulaması ve Tanrı’yı yok saymasından dolayı bu kitabı beğenmeyebilir ve saçma bulabilirler. Ama kitabın anlattığı konular itibariyle ben bir tavsiye veriyorum ve inceleme yapıyorum.

    Mutlaka okunulması gereken yazar ve eser. Çevirmene de on puan vermek gerek. Müthiş çeviri. Kırmızı Kedi’ye teşekkürler sunuyorum. İyi okumalar….
  • Daha çocukken yapılan her yaramazlıkta, seni doktora götürürüm iğne yapar diye korkuttuk çocuklarımızı. Verilen mesaj, doktor ve hemşire canını yakar oldu hep. Kim bilir bu şekilde bir hak anlamına geldi bir sağlıkçının canını yakmak, hatta canını almak.
    Sağlığın tüm basamaklarında çalıştım, her ne kadar bu mesleği severek ve gönüllü olarak yaptıysam ve yapıyorsam da, şifa dağıttığım insanlardan korkmayı da öğrendim ben. Nöbet teslimlerinde hastanın durumunu aktarırken arkadaşlarıma, hasta yakınlarıyla ilgili bilgi vermeye de başlamıştım artık... “301'in hastalığının yanında, yakını problemli bulaşmayın “ dedim gelen arkadaşlarıma… Çünkü bizi koruyacak ne bir yasa ne de birileri olacaktı.. Birbirimizi koruyalım desek, tehditler aldık “Sen elbet çıkacaksın bu hastaneden” diye.. Mesai bitiminde evin yolunda hep tedirgin bir şekilde attık adımlarımızı… Bir çoğumuz varamadı evlerine, kinleri o kadar çoktu ki, kimse onları yatıştırmadı tam aksine daha da diş bilediler bizlere…
    Evet bizleri koruyacak, yapılanları yanlarına bırakmayacak, yaptırımları ağır olan yasalarımız yoktu…
    Yapılanları kınamak ve lanetlemekten öteye gitmedi kimse… Yoook bir dakika çok iyi hatırlıyorum, Bakan TV de konuşurken halka şöyle seslendi dedi ki; “Sen doktoru hemşireyi darp edersen gidip rapor alır verilen hizmet aksar o zaman” işte dayak yiyen, öldürülen sağlıkçının yokluğunun doğuracağı sonuç onlar için sadece o kişiye yazılan nöbetleri kimin tutacağı oldu sadece…
    Siz canınızı sıkmayın, bizim Yönetmeliklerimiz öyle titizlikle hazırlanmış ki, çalışma saatlerimizin alt sınırı çok net belirlenirken, üst sınıra bir çizgi çizilmemiştir. Üstelik belli bir saatten sonra çalışmanın karşılığını bile veremeyiz ama çalıştırabiliriz denmiştir. Biri rapor alsa ne olacak, bir diğer sağlık çalışanı hemen göreve gelecektir. Siz hiç durmayın dövün, tartaklayın hatta hırsınızı alamazsanız öldürün, bizde çok sağlıkçı var, duvara çakarken eğrilip bükülen çiviler vardır ya düzeltmekle uğraşmadan kenara atıp bir diğerini çakarız, işte öyle..
    Oysa mesleği öğrenirken bize ilk öğretilendi, elinizdeki insan hayatı, terzi değilsiniz kumaşı yanlış kestim at kenara yenisi al şeklinde…. Bir de üniformalarımız var, üzerimize giydiğimizde kendi dertlerimizi unutturan..

    Bu gün yine bir Hekim öldürüldü, bu gün yine iki evlat babasız kaldı, bu gün yine nefese nefes katan bir nefer nefesinden oldu...

    Mekanın cennet olsun Dr Hüseyin......