Iyi ya, Adam. Büyükler güneşi uyandırmayı bilmezler. Öyleyse Tanrı'nın iyiliği yarın, olur da güneşi uyandırırıverir. Tüm dingin sonsuzluk içinde yaptığı gibi. Önemi yok, kendim için şarkı söylemeyi sürdüreceğim, çünkü, ne mutlu bana ki, hala pişmanlık sözcüğünün ne anlama geldiğini biliyorum.
Aşk paradoksal olarak romantik bir eşitsizlikle ilerliyordu. İki kişinin birbirini aynı yoğunlukta sevmesi imkansız. Dolayısıyla aşkta acılar ve sevinçler hakkaniyetli paylaşılmaz. Aşk adil değildi. Demokratiklik ve özgürlükçülüğün kıyısından bile geçmiyordu. Dahası istikrar ve kalıcılıktan da nasipsizdi. Sana en şiddetli tokatı patlatacak olan eli okşamaktan ibaretti.
Çok sevdiği Karacaoğlan'ın da dediği gibi "İlleri var bizim illere benzemez." bir yerdi bu Frengistan... Karacaoğlan haklıydı: "Diyar bilip bu yerlerde kalınmaz"dı. Bu ülkede ölen hastaların faturaları, 'ölüm ilmühaberi'nden önce çıkarılıyordu.