• Sonra belki seninle beyazıtta sahafçılar çarşına gideriz ha leyla.
    Sen ;cemal süreyya dan sevda sözleri okursun
    Bense gözlerini
  • 328 syf.
    ·6 günde·7/10
    Holmes serisini özleyen biri olarak teşekkürler Lakers Efsanesi :) Kitap çıktığı anda hemen almak istemiş lakin faiş fiyatını görünce geri adım atmıştım. öncelikle sizede tavsiyem o paraları vermenizi tavsiye etmem. SAhafçılar ve 2.el uygulaması yerlerde 8-10 lira arasında yakalarsanız bırakmayın kitabı. Çünkü ingiltere gizli servisine nasıl geldiğini güzel bir hikayeyle anlatılmış. Şimdi içerik olarak tipik Sherlock kitapları demek biraz abartmış olurum. Çünkü biraz farklılık var Artur Conan doyle reis'e göre ki olması gerekende bu. Douglos'ın Watson rolünü üstlenmesi dışında çok benzerlik yok. Yine akıl oyunları ve çıkarım var lakin az bunlar. Sherlock çok kısa süreli girmesi beni mutlu etti. Hikaye fantastik bir başlangıç yapıyor tabi bunu çözmekte Mycroft'a kalıyor. Hikayenin aslına biraz geç girsekte oraya gelince ye kadar başımızdan gelen olaylar güzel ve sıkmıyor. Hikaye içinde spoiler etmek istemiyorum siz okuyun :) Ayrı etten müslüman bir yazardan okuyunca müslümanlık göndermelerini çok sevdim başlıkta olduğu gibi :)
  • 408 syf.
    ·15 günde·9/10
    Bitmek bilmeyen bir kitap oldu. Tabi ki bunu hemen yanlış anlamayın. Kitap akıcı veya kötü değil. Sınav haftama denk geldiği için bir türlü bitirmemiştim. Sonunda bitirdim ve keşke sınavlardan önce okusaydım. Çünkü Astronomi - Sağlıklı Beslenme - Optik sınavlarım vardı. Bununla ilgili bilgilerde bu kitapta yer alıyordu. Kitabı görünce direk almıştım. Çünkü hem bölümümle hemde ilgi alanımla ilgiliydi bu kitap. Belki şuan basımı yoktur ama sahafçılar da kitabı bulabilirsiniz. Benim gibi Fen bilgisi okuyorsanız yada öğretmeniyseniz. En olmadı Fizik kimya biyoloji özellikle Astronomi alanına ilgiliyseniz de kesinlikle kitabı okumanızı tavsiye ederim. Kitap biraz gereğinden fazla uzun fen dışında da alanlara kaydığı için hani oralar atılabilirdi. Çünkü o kısımlar zaten çoğu dini kitapta yer veriliyor. Bu sadece Fen olabilirdi. Ama yinede oralarda kendini gayet okutuyor sıkıntı yok yani. Ayetler hadisler ve ilim adamlarının söylemleri üzerine gayet iyi yazılmış bir kitap. Sadece ilim adamlarının doğrularını değil yanlışlarının da söylemesi güzel. Kitabı edinmenizi kesinlikle tavsiye ederim.
  • #35334593 şu iletinin altında yorumlarda hikaye benzeri bir şeyler yazmıştım :)
    İleti olarak da paylaşmak istedim.
    https://i.hizliresim.com/LDByYj.jpg


    "Hasan seninle nasıl tanıştığımızı hatırlıyor musun?"

    Hatırlamaz olur muyum hayatım. Hiç aklımdan çıkmıyor ki. Hayatımın en mutlu anıydı o gün. Tabii o zamanlar ben bunu bilmiyordum.

    Tramvaydan inmiş okula doğru yürüyordum. Okula gitmeden okulun yanındaki sahafçılar çarşısına girip aradığım kitaba bakayım dedim. Çarşıda ölü sessizliği vardı. Kuşlar bile ötmüyordu. Sanki öğle tatiline çıkmışlardı.
    Bir bir dükkanları gezip aradığım kitaba bakıyordum ama yoktu. Sağ tarafta 7. dükkanın önüne doğru geldim. Görünürde kimse yoktu. Kapının önünde duran sepetin içindeki kitaplara bakmaya başladım. O anda içeriden bir ses duydum. "Buyurun beyefendi yardımcı olayım. Hangi kitabı arıyordunuz acaba?" Daha kafamı kaldıramamıştım, ses beni benden almıştı zaten. Sonra kafamı kaldırıp cevap vermek istedim ama sesim çıkmadı.
    Hatırlıyor musun Kemal Sunal'ın bir filmi vardı? Aşık olduğu kızı gördüğünde dili tutuluyordu, sesi soluğu kesiliyordu. Bir an o geldi aklıma. Hiç konuşamayacağım sandım. Sen bana" İyi misiniz, su getireyim mi?" diye sormuştun ve cevabı beklemeden içeriden su getirmiştin. O suyu nasıl içtim hatırlamıyorum. Sonra ben tekrar uğrarım deyip çıkmıştım oradan. Aklımda ne kitap vardı ne de başka bir şey. Okula da gitmedim zaten. Nasıl gidecektim ki? Ben o anda sanki yeniden doğmuştum annemin kucağında gibiydim.

    Birkaç gün evden de dışarı çıkamadım zaten. Sonra cesaretimi toplayıp yeniden geldim oraya. Bu sefer aradığım kitabı söyledim sen de bulup getirdin. Orhan Pamuk'un Yeni Hayat'ıydı o kitap. Ne diye başlıyordu "Bir gün bir kitap okudum ve bütün hayatım değişti"
    İşte ben de bu çarşıya girdiğim zaman hayatımın değişeceğini bilmiyordum elbet ama seni gördüğümde hissettim. İnsan hisseder ya bilirsin.

    Sen hem okuyor hem de boş vakitlerinde çalışıyordun. Daha okulun bitmesine de çok vardı. Ben seni sürekli görecektim. Okul hiç bitmese de olurdu zaten. Artık her gün görüşüyoduk. Bazen okulda, bazen sahafta, bazen de Gülhane parkına giderdik. Hani parkın en sonunda bir çay bahçesi vardı. En üst tarafa çıkardık, iki kişilik demlik söylerdik. İstanbul'u dinlerdik. Güzel geçiyordu günlerimiz. Aşıktık ama söyleyemiyorduk. İkimizde biliyorduk bunu.

    Sonra sen bir gün elinde bir kitapla geldin bana. İçinde de bir not yazıyordu. "Gelecekte olacağına inandığım güzel günler için... Seni seviyorum"
    Sen benden daha cesaretliymişsin. Ben de kendimi cesaretli sanırdım oysa. Gerçi bunun cesaretle bir ilgisi var mıydı pek emin değildim. Seviyorduk işte birbirimize illa dile gelmesi mi gerekirdi? Sözler yerine gözler konuşuyordu zaten.

    Her şey güzel gidiyordu, biz mutluyduk.
    Bir akşam İstiklal'e çıktık seninle. Caddenin o kalabalığında kendimizi kaybettik, sabahlara kadar gezdik eğlendik. Gecenin sonunda keşke o sokağa girmeseydik Hasan. Karanlık bir sokak, kaldırımlar insan dolu. Alkol alanlar ayrı, tiner çekenler ayrı. Hasan geri dönelim dedim sana. Dönmedin, bir şey olmaz dedin. Erkeksin ya dönsen erkekliğin giderdi değil mi? Hasan özür dilerim böyle düşündüğüm için. Ben böyle olsun istemedim, gelecek güzel günlerimiz olacaktı. Hep mutlu olacaktık seninle.
    Kaldırımdakilerden biri laf attı bana. Ben boş ver Hasan uğraşma gidelim n'olur dedim, sen beni dinlemedin. Neden dinlemedin Hasan nedeeen? Şimdi duyuyor musun beni orada? Görüyor musun Hasan? Neden? Neden? Neden?