ZAN
“Okudukça, anladıkça bulunduğu toplumdan uzaklaşmaya başlar insan. Bir süre sonra mesafe öyle açılır ki iki tarafta birbirinin ne dediğini anlamaz hale gelir.”
“Çok gezen bilir, çok okuyan anlar. İnsanın göremeyeceği ancak anlayabileceği şeyler de olduğundan, okumak gezmekten daha geniş çerçeveye sahiptir.”
Fantastik üzerine yazılmış eserin içerisinde bilimkurgu ve tasavvufa da yer verilmiş. Hatta siyaset ile ilgili kısımlar da yer alıyor. Biraz gönderme yapılmış gibi. Kitabın giriş kısmında her ne kadar 4000 yıl önce yazsa da; ahlaksızlığın, adaletsizliğin ve merhametsizliğin altın çağı bu dönemlerde gerçekte de yaşıyoruz. Onların Tanrının varlığını unuttuğu gibi bizlerin de yaratıcımız Allah’ı unuttuğumuz kesin ki bunca olay yaşanıyor... Altın ülke, kanunsuz topraklar, kimsesiz topraklar, gökkuşağı adası ve buhran ormanı derken büyü-teknoloji çağının yaşamdaki yerleri, mitolojik kısımlar, çocuksuz çiftin 40 yıl boyunca Tanrı’ya yalvarması, Tanrı’nın cevabı sonrası su gücünü kadına vermesi, karanlık enerjiyi de erkeğe vermesi sonucu oluşan iki ark sonrası insan ömrü içinde 200 yıl ömür biçilmesi. Ardından karanlık ark hoşgörü ve sevgi nidalarından kibrine yenik düşmesi sonucu yaşananlar... kitapta siz okurları bekliyor. Farklı bir eser olmuş. Tarzım dışı olan bu eseri okurken keyif aldım ve güzel alıntılar çıkardım. Eserin sonunda da Zan’ın sözleri tam bir nokta sözü olmuş. İnsanlığımıza muhteşem bir gönderi olmuş. Yazarımızın emeğine sağlık. Sevgiyle...
#fatihşalvan #zan #okudumbitti #yorum
Kiara Brinkman / Ağaçların Tepesinde Yükseklerde
“Otizmin farkındayım, onların yanındayım!”. 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü. Ben de bugünün anlam ve önemi için sizlere özel bir çocuk olan Sebastian’ın penceresinden onun dünyasını görmeniz adına bu güzel kitap önerisi ile geldim. Yazarımız uzun yıllar otizmli çocuklar ile çalışmış. Kitabındaki kurgusunda da sekiz yaşındaki Sebastian’ın olaylara verdiği tepkileri, çevresini nasıl algıladığını bizlere göstermiş. Sevgi ve anlayışla hayatta her türlü engel karşısında dimdik ayakta durmaya davet ediyor bizleri.
Sebastian asperger sendromu olan bir çocuk. Her çocuk gibi takıntıları, rahatsızlık duyduğu ve yapmak istemediği şeyler var. Onu diğer çocuklardan ayıran ise bunlara gösterdiği tepkiler. Annesini bir trafik kazasında kaybediyor. Nasıl davranması, nasıl hissetmesi gerektiğini bilemiyor. Tek bildiği ve istediği, annesinin yaptığı her şeyi hatırlamak ve onun yanında göklerde olmak. Ablası, abisi ve babası hayatını kolaylaştırmak ve onu anlamak için hep yanındalar ama kendilerinin de yaşadıkları farklı şeyler var.
Çok duygu yüklü bir kitap #AğaçlarınTepesindeYükseklerde. Özel bir çocuğun dünyasına girip duygu iniş ve çıkışlarını okumak çok özeldi. Gözümüzde büyüttüğümüz ve sorun olarak gördüğümüz bazı şeylerin aslında ne kadar boş ve önemsiz olduğunu görmenizi, farklı bir bakış açısıyla bakmanızı sağlayacak.
Keyifli okumalar…