• Herkesin bir Hirası olmalı bu zamanda
    Gökyüzü yağmursuz kaldığında
    Yeryüzünün günahları bunalttığında 
    İnsanlardan sıkıldığımızda
    Sahte efsunlara karıştığında
    ömrümüz Kalabalıklar içinde yalnız kaldığımızda
    "Peygamber kokan bir Hirası olmalı insanın..."
  • 208 syf.
    ·6 günde·Beğendi·9/10
    ‍ÇOK YALNIZIM SEVGİLİ SEYİRCİLER‍

    “Yalnızlık, insanın çevresinde insan olmaması demek değildir. İnsan, kendisinin önemsediği şeyleri başkalarına ulaştıramadığı ya da başkalarının olanaksız bulduğu bazı görüşlere sahip olduğu zaman, kendisini yalnız hisseder.” #sedavarılcı

    “Yalnızlık öyle bir şeydir ki dostum, senden başkası yoktur içinde. Bazen derin bir kuyunun içinden çıkmaya çalışırken bulursun kendini, bazen tatlı sahte bir mutluluk, bazen de gerçek bir huzur içindeymişsin gibi…” #fatmaakı

    “Yalnızlık öyle bir şey ki hem rahatlatıcı bir o kadar da boğucu bir ruh hastalığı olmalı. Yalnızlık tamamen kalabalıklar içinde sadece kendini duymaktır. Yalnızlık sanırım seni asla terk etmeyecek olan bir ruhtur. Yalnızlık sanırım yine kendine sarılmaktır. Evet yalnızlık dönüp dolaşıp geleceğin tek yerindir.” #mehmetfatihdoğruer

    Eserde farklı farklı hikayeler ile karşılaşıyorsunuz. Her biri ayrı güzellikte yazılmış. Beni etkileyenler:

    1. Olarak ‘mavi boyalı ev’ Leyla’nın hikayesi, yalnızlaştırıldığı için seçtiği meslek ile kendini anlaşılamayan insanlara adaması… #aselbaş

    2. si ‘yalnızlığın ezgisi’ İdil’in hikayesi, kardeşi için bazı olayları saklaması ve annesinin son isteğini yerine getirmesi ile kendini ikinci plana atıp sağlığı ile ilgili sorunlar yaşaması üzücüydü…  #busekoç

    3. sü ‘yalnızlık ile dans’ Masal öğretmen ve Ali’nin hikayesi, ne güzel sıcacık bir yaşanmışlıktı öyle… Masal öğretmenin mücadelesi, öğrencilerine umut vermesi muhteşemdi. “Kendi hikayesinde kahraman olmayı başarmış, gökyüzünün sonsuz mavisine kanat çırpan bir Ali’yim. Nefes aldıkça umut var, derler ya hani ben o umudun adı oldum. Yılmadan, usanmadan tutunun o umuda var oluş sebebinize kim bilir belki size de doğar güneş ve çiçek açar bahçeleriniz, belki bugün, belki yarın. #büşratalak

    4. sü ‘hayat yolculuğum’ büyüklerin endişe ve korkuları nedeniyle çocukların düşüncelerini çok güzel anlatmış yazarımız. “Bazen küçükler de anlaşılmak ister hatta ilgi bekler… Biz küçük bireyler görüyoruz ki ne kadar küçük olursak olalım büyüklerimiz yerimizi almış durumda ve bizlerden ilgi, anlayış bekler dururlar…” -“Hep iyi düşünün ve temiz niyetleriniz her daim olsun. Çıkarsız düşünceleriniz olursa etrafınızdaki insanların yaklaşımı da çıkarsız olur.” #incigeçkil

    Güzel bir eser ve güzel bir proje olmuş, eserde yazıları bulunan yazarlarımıza başarılar diliyorum. Bu eseri okumamda vesile olan #incigeçkil yazarımıza teşekkür ediyorum ve proje olarak gezici kitabı sıradaki arkadaşıma gönderiyorum.

    #45
    yazarpencere #çokyalnızımsevgiliseyirciler #okudumbitti
    #incigeçkil
    #Eldenele
    #okuyoruz
    #çokyalnızımsevgiliseyirciler
    #projekitap
    #SıfırYayınları
  • "Herkesin bir hirası olmalı bu zamanda
    Gökyüzü yağmursuz kaldığında,
    Yeryüzünün günahları bunalttığında,
    Zulüm çin seddini aştığında,
    İnsanlardan sıkıldığımızda,
    Sahte efsunlara karıştığında ömrümüz,
    Kalabalıklar içinde yalnız kaldığımızda,
    Peygamber kokan bir hirası olmalı insanın..."
  • 192 syf.
    ·3 günde·Puan vermedi
    Çılgın kalabalıklar içerisinde varolma mücadelesi veren yirmi sekiz yaşında tedirgin bir adamın; varlık içindeki bir “aylak”ın amansız yalnızlığının draması. Bulma heyecanıyla başlayıp arama telaşıyla biten muhteşem bir başyapıt.

    Aykırı karakterleri okumayı çok sevdiğimi daha önce de belirtmiştim. Kahramanımız Bay C. bu anlamda en ilginç olanlardan. Topluma yabancılaşan ve toplum içinde yalnızlaşan bir adam. Kendisini “aylak adam” şeklinde tanımlıyor. Çünkü herhangi bir işten para kazanmıyor, kendi deyimiyle “çalınmış para” yiyor. Ancak onunki basit bir tembellik değil. Varoluş çabasıyla her şeye karşı duruyor.

    Bay C; yapmacık ve basmakalıp davranışlara, sıradanlığa, alışılmış olanın kolaycılığına katlanamayan, aykırı bakan ve öyle de yaşayan bir anti-kahraman. Bir ismi bile olmayan, hem farklıyı hem doğruyu arayan bir adam. Düzene karşıdır ama umutsuzca kendi ütopyasında oluşturduğu bir düzeni de elde etmeye çalışır. Bu anlamda Dostoyevski’nin Yeraltından Notlar’ını, Albert Camus’nun Yabancı’sını ve Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar’ını hatırlatır bize, damağımızda o tadı bırakır. Ki zaten Oğuz Atay Tutunamayanlar’ı Aylak Adam’da okuduğu bir pasajdan etkilenerek yazmaya karar verdiğini kendisi de belirtir.*

    Kahramanımız Bay C. çocukluğunda babası tarafından maruz kaldığı davranışlar ve tanık olduğu olaylar sebebiyle çeşitli travmalar yaşayan, gerçek sevgiyi arayan, herhangi bir işte çalışmadığı halde varlıklı ve farklı fikirlere sahip entelektüel bir adamdır. Saf sevgiye ulaşarak kendine bir dayanak bulma ve varolma çabasındadır. Bir kadını görebilmek için günlerce aynı sinemanın önünde bekler, aynı pastanede aynı iskemleye oturup aynı noktaya bakar. Sürekli kulağını kaşır. Başlangıçta ritüel haline getirdiği bu türde davranışlarını ve aykırı fikirlerini anlamak zor olsa da, hikaye ilerledikçe taşlar yerine oturuyor ve bu davranışların sebebi, C.nin neden C. olduğu anlaşılıyor.

    Kış, ilkyaz, yaz ve güz adlı dört bölümden oluşan kitabın ilk bölümü bilinçakışı tekniğiyle oluşturulduğundan oldukça karmaşık ve anlaşılması zor. Kimin kim olduğu, neyin ne olduğu pek anlaşılmıyor. Postmodern roman tekniğine alışık olmayanlar, okumayı bu bölümde bırakacaklardır. Ancak biraz sabredip ikinci bölüme kadar gelebildiğinizde kişi ve olayların netleştiğini görecek, enfes gözlem ve diyaloglarla çok başarılı bir kitap okuduğunuzu fark edeceksiniz. Üstelik bu kitap yazarın ilk kitabı ve Yunus Nadi Roman Ödülüne layık görüldüğünü de belirtmekte fayda var.

    Kitap, çocukluk yaşantılarının kişiliğimiz ve geleceğimiz üzerinde bıraktığı izlerle birlikte; önemsiz gördüğümüz sapakların hayatımızı değiştirecek büyük etkileri olabileceğini de anlatıyor bize. Hangi dönüm noktalarının hayatımıza nasıl bir yön vermiş olabileceğini düşünmeden edemiyorsunuz. Kitabı okurken bu travmatik yaşantıların ve yol ayrımlarının yön verdiği olaylara şahit oluyorsunuz. Fakat bence en önemlisi C.nin düşünceleri ve bunları ifade ediş şekli. Bu cümleler altını çizip üzerinde uzun uzun düşüneceğiniz türden. Yazarın edebi dili sayesinde Bay C.nin iç dünyasına derin bir yolculuk yapıyorsunuz. Yer yer ona çok kızsanız da onu anlıyor, belki hak veriyor, yakınlık duyuyorsunuz. Ancak onun; kokuşmuş dünyalarında sahte varoluş sancıları çeken içi boş müptezellerden, günümüz zorlama yeraltı entelektüellerinden farklı olduğunu biliyorsunuz.

    Okuduğum ilk kitabı olmasına rağmen Yusuf Atılgan’ı ve bu ilk romanını çok başarılı buldum. Öyle bir roman ki bu, aradan geçen altmış yıla rağmen güncelliğini yitirmemiş. Aksine Çağdaş Türk Klasikleri arasındaki yerini pekiştirmiş. Yerel değerlerden evrensel değerlere ulaşabilmiş. Dünya edebiyatının bu kitabı nasıl hâlen bağrına basmadığına şaşırıyorum. Bu hikayeden öğrenilecek, kazıdıkça çıkarılabilecek çok şey var. Okumanızı, okurken eleştirel gözle bakmanızı şiddetle tavsiye ediyorum.
  • Yalnızım.

    Kendimi yalnız hissediyorum ki, bu yalnızlıktan da kötü.

    Benim yalnızlığımı ve kendimi yalnız hissetmemin yalnızlıktan da kötü olduğunu anlayacak senden başka kimsem yok.

    Ve sen de yoksun.

    Belki de hiç olmayacaksın.

    Sözcüklerden oluşturmaya uğraştığım bir köprüden sana ulaşmaya çalışacağım.

    Ve biliyor musun, sen bütün bunları okurken, ben yazdıklarımı şakacı gülüşlerimle reddedeceğim.

    Beni bir gün görürsen, gördüğünün bu satırları sana yazan adam olduğuna inanmayacaksın.

    Duyduğum aşkı, özlemi ve bunları duymaktan duyduğum korkuyu güvenli bir duruşun ardına saklayacağım.

    Yüzümde satırlarımdan bir iz aradığında, onlar orada olmayacak.

    Sana nasıl yalvardığımı hiç işitmeyeceksin, sıradan bir 'Nasılsın' sözcüğü saklayacak o yalvarışı.

    Ama bütün bunlar, bu sahte kibir, bu şakacı gülüş, bu sıradan 'Nasılsın' sözü, bu güvenli duruş, içimdeki sesi dindirmeyecek.

    Bütün bunlara hiç aldırmadan bana sarılmanı bekleyeceğim, bazen benden babandan korktuğun gibi korktuğunu, bazen beni çocuğunu okşar gibi okşadığını görmek isteyeceğim.

    Aralarında dolaştığım kalabalıklar içinde benim yalnızlığımı gören ve kendimi yalnız hissetmemin yalnızlıktan da kötü olduğunu sezen bir tek sen varsın.
  • İçimdeki boşluğu sahte kalabalıklar doldurmuyor.#derin