Geri Bildirim
  • Bana komik gelen şu: Mesela erkekler ticaret hayatlarında vergi kaçırabiliyor, kaçakçılık yapabiliyor, borcu olduğu halde o borcu ödememek için otuz takla atabiliyor, yalan söyleyebiliyor, evrakta sahtecilik yapabiliyor, dolandırıcılık yapabiliyor, mahkemelerde gözümüzün içine baka baka yalan yere tanıklık edebiliyor, yalan yemin edebiliyor, karşılıksız olduğunu bile bile karşısındakini oyalamak maksadıyla karşılıksız çek yazabiliyor, aklınıza gelebilecek her türlü pisliği para kazanmak için yapabiliyor; ama onur, şeref ve haysiyetleri sadece karılarında zedeleniyor. Komik.
    Feyza Altun
    Sayfa 62 - İnkılâp Kitabevi
  • Hepimiz ikiyüzlüleşip , diğer insanların çoğunun hayatını numara yaparak harcadığını söyleyebiliriz. Aldatmacalar olmadan yaşamak. Ama kim hepimizin sahtecilik yapmadığını, şu ya da bu şekilde kendimizi kandırmadığımızı söyleyebilir?
  • Georges Perec, romanın bir bilinçlenme öyküsü gibi okunmasını istemiştir. Yalnız bir nevrozun, büyülü davranışların, sahtecilik etrafında dönen kısa devrelerin sonu. Sabır. çalışma, kendi gerçeğini arama, “süreğen bir yeniden kavuşma”, gizli bir cesaret biçimi için övgü:
    “Dünyaya egemen olma. Ghirlandaio, Memling, Cranach, Chardin, Poussin. Dünyaya egemen olma. Ezici bir yolun sonunda erişebilirsin buna. tıpkı Temmuz 1939’un şafağında, Jungfrau yakınlarında uzun zaman aranmış bir utka ulaşan dağcı ekibi gibi ve bir anda, yorgunluğun da ötesine geçen gün doğumunun parlak neşesi, dağın öteki yüzünün ışıltılı keşfi, suların bölünme çizgisi ... ”
  • Yaşamının elinden kayıp gitmesini önleyemeyen, yaşamak istemediklerini yaşayan, istediklerini yaşayamayan Berber Hayri için yapılan şenliği anlatan Surname bende iz bırakan kitaplardan biri oldu.

    Surname zenginlerin düğün, dernek, sünnet gibi sevinçli olayları, eğlenceleri anlatan kitaplardır ancak Aziz Nesin’in Surname’sinde anlatılan Atilla İlhan’ın Mahur Beste’sinin “Şenlik dağıldı bir acı yel kaldı bahçede yalnız” dizesinde anlattığı türden bir şenliktir.

    Yazarın anlattığı şenlik düğün-derneği anlatan sevinçli bir olay değildir. Şenlik; kendisine tecavüz eden ve yalvarıp yakarmasına rağmen yinelenen tecavüzlerini önleyemediği, dayanamaz hale geldiğinde bu adamın oğluna da aynı şeyi yapmaya çalışan, pişman olarak vazgeçen ancak çığlık atan çocuğu susturamayarak boğan ve bu yüzden idam cezası alan Berber Hayri içindir.

    Yazar, Berber Hayri’nin suç işlemesinden başlayarak cezaevindeki tutukluluğu ve idamına kadar geçen süreci anlatmaktadır. Anlatılanların arka planında idam cezasının yanlışlığı, anlamsızlığı, insani olmayan yönü vardır.

    Kişiyi suça iten nedenler, içinde bulunduğu psikolojisi, iyileştirmek için cezaevinde tutulan mahkumların haksız çıkar sağlamak için diğerlerine şiddet, baskı uygulayarak suç işlemeye devam etmeleri, cezaevinde cinsel isteklerinin doyumu için yapılan tecavüzler, insanların iki yüzlülüğü, kendilerini haklı gösterecek nedenleri yaratarak zulüm karşısında susmuş vicdanlar, adaletsizlikler, insan yaşamının bürokrasiyle sonlanması için yapılan çalışmalar, siyasi mahkumların adi suç işleyen mahkumlardan daha tehlikeli görülmesi gibi birçok konuda çıkarım yapmayı sağlamış Aziz Nesin. Özellikle yaşamda değişimin esas olduğu ve bu değişimle insanlığın gelişebildiğini, planlayarak, istençle bir insanı öldürmenin doğanın işleyişine engel olmanın insani ve yararlı olmadığını vurgulamış. Her insanın özünde ne kadar kötü olursa olsun derinliklerinde gün yüzüne çıkarılmamış insani bir yön olduğunu ortaya çıkarılmasında milyonlarca görünmez iple bağlı olduğumuz toplumun bu konuda etkili olduğu Berber Hayri’nin yaşadıklarıyla veriliyor.

    Hayri de cezaevinde aşağılanan, ezilen, tecavüze uğrayan mahkumlardan biri olur. İntikam planı yapar, öldüreceği mahkumun başka cezaevine nakledilmesi sırasında ağır hakaret ve kışkırtmalar sonucunda bir kabadayıyı ağır yaralar, gözyaşları içinde bir yandan diğer mahkumlara meydan okurken bir yandan kendine zorla yapılanları itiraf eder. Bu olaydan sonra ondan çekinirler, saygı gösterirler. Hayri zarar vererek kendisini kötülüklerden koruyabilmiştir. Hayri kapatıldığı zindan denilen yerde ilk defa kendisiyle kalır, yaşadıklarını sorgular, neden hep istemediği şeyleri yapmak zorunda kalmıştır, neden bunlar başına gelmiş, neden kendi isteğince yaşamıyordu? Bunları konuşacak, yol gösterecek birine öyle ihtiyaç duyar ki…

    Berber Hayri siyasiler koğuşunda yatan bir şair olduğunu duyar ve yazdığı şiirleri ona göstermek ister. Siyasiler koğuşuna gitmek için yönetmenden izin ister. Cezaevi yetkililerinin siyasi mahkumların katil, hırsız, tecavüzcü, sahtecilik, rüşvet ve yolsuzluktan ceza almış adi suçluların düşüncelerini bozmasından çekindikleri için adi suçlular arasında kullanılmasına ses çıkarmadıkları Berber Hayri’ye ilk anda izin verilmez. Ancak idam mahkumunun etkilenmesinin bir anlamı olmayacağını düşündüklerinden izin verilir ve diğer mahkumlara konuştuklarından bahsetmemesi tembih edilir.
    Siyasiler koğuşuna girdiğine gördüklerine şaşırır Hayri, burada kararlar oy birliğiyle alınmakta, fikirler tartışılmakta, işler nöbetleşe, gazete okuma sırası bile her gün değişmektedir. Koğuşun ihtiyacı için herkes gücü oranında para vermekte tüm ihtiyaçlar toplanan paradan karşılanmaktadır. Kimse kimseyi ezmemektedir.

    Siyasiler koğuşunda kalan kişilerden biri Ustam denilen şairdir ve Berber Hayri ona hayran olur ve sevgi duyar, hayatında ilk kez kendisinin insan yerine konulduğunu, bir şeyler yapabildiğinin ayırdına varır. Bu koğuşta olmak onu mutlu eder. Kendi idamını unutmuş gibidir cezaevinde kuşları izlemekte uçamayan yavru kuşları takip edip avluya düşen kuşları eline alarak onları uçurmaya çalışmaktadır. Onun sevinci diğer mahkumlara da geçmiş onlar da kuşların uçmasıyla mutlu olmaktadırlar.

    Aziz Nesin idam için resmi makamlarda yapılan hazırlıkları, insancıl olarak bir insanın asılabilmesi için (!) yapılan hazırlıkları en ince ayrıntısına kadar yer yer ironi yaparak anlatmasına rağmen ölümün soğukluğu ve Berber Hayri'nin yaşamının son anları olmasının verdiği hüzün, burukluk, karamsarlık üzerinize çöküyor. Bir insanı ölüme gönderecek hazırlıklar karşısında ürperiyorsunuz. Bürokrasinin ağır aksak işleyen rutin işleri arasında o kadar doğal ki.

    İdamlar eskiden halka açık alanlarda yapılırdı ki izleyenler ibret alsın. İdam günü de alanı geceden başlayarak binlerce kişi gelip doldurmuştur. Şeker, balon, yiyecek, içecek satıcıları, hokkabazlar, falcılar, niyetçilerle alan bayram yeri gibidir. Sanki biraz sonra orada bir insan asılmayacaktır. Berber Hayri getirilir o kadar sakindir ki, son sözünü soran görevliye anlatsam da anlamazsınız ki der, üstelenince şunlar söyler:
    “Ben de değiştim, değişiyorum da… Dört yıl önce çok ağır bir suç işlemiştim, suçluydum. Ama dört yılda o denli çok değiştim ki, başka bir Hayri oldum, başka insan oldum. O suçu işleyen insan ben değilim artık. Siz, suçlu diye bambaşka bir insanı, bambaşka bir Hayri’yi asıyorsunuz, tam bambaşka bir insan olduğum zaman...”

    İdam cezasının anlamsızlığı, yanlışlığı üzerine kapsamlı, derin ve acı acı düşündüren, çarpıklıkları olanca açıklığıyla anlatan çok önemli bir eser yazmış Aziz Nesin. Kişinin değişebileceğini.. yeter ki içindeki özü ortaya çıkarabilecek fırsat verilsin. Bebekten katil yaratılabiliyorsa, katili de değiştirip iyi bir insan yaratılabilmeli.

    Vicdanların susmaması için okumalı…
  • Onlar gibi görünemezdi. Maskeli balo fiyasko olurdu, üstelik rol yapmak yaradılışına yabancıydı. İkiyüzlülük ve sahtecilik, içinde yoktu. Ne olursa olsun sahici davranmalıydı. Şimdilik onlar gibi konuşamıyordu ama zamanla öğrenecekti. Böylece kararını verdi.
  • Değişik bir konu olduğu için kitabı aldım. Sanırım yalana ve sahtekarlığa o kadar alıştık ki bazı bölümleri okurken "ne olacak her gün böyle şeylerle karşılaşıyoruz" dedim . Esas en güzel yorum şuydu ;
    "Dolayısıyla politik yalanlar , seçmenin duymak istediklerini söylemekle hiçbir şey söylememek arasında mekik dokumaktan ibarettir.
    Yalan söylemenin politikanın doğal bir parçası olması yalancı politikacıları da ( bu kitapta ) bahsedilmeye değmez hale getiriyor."
    hikayeler arasında gerçekten ilginç olanları var örneğin;

    Sahtecilik üzerine kitabı olan bir yazara ilk sahte paranın ne zaman üretilmiş olduğu sorulduğunda “ Paranın icadından beş dakika sonra “ yanıtını vermiştir. ( Larson, 2004 )
  • Gariptir Şems. Bu aniden gelen mağrur adam, mağrurluktan başka bir imlâyla mağdurdur. Sahte tevazuyu kibr ile eş tutar ve ondan bu yüzden nefret eder. Kabiliyet bir Allah vergisiyse onu saklamanın da sahtecilik anlamına geldiğini düşünerek mağrurdur. Dili bu yüzden bu kadar keskindir. Kaide dışı ama harikulâdedir. Üstelik her kelamında “belâ”ya bir davet vardır.