Baki AYHAN - 27 OCAK 2018
Baki Ayhan'dan:

Sevgili dostlar,

Edebiyat dünyası tuhaftır; değişik ve değişkendir. Bu dünyada bazı insanlar vardır, sizin hayatınıza ucundan kıyısından dokunur ama hayat boyu kalacak izler bırakır sizde. Bazı insanlar vardır, sık sık iletişim hâlindesinizdir ama hiçbir iz bırakmaz. Bazıları da vardır ki hem günlük hayatın dağdağasından sıyrılıp buluşmalar vasıtasıyla suretleriniz ve vücutlarınız, telefon vasıtasıyla da sesleriniz birbirine değer hem de edebiyat dünyası içinde sık sık yollarınız kesişir. Enver Ercan, bu sonunculardandı; hiç olmazsa benim için öyleydi.

Yerel veya ulusal/uluslararası şiir festivallerinde, ödül törenlerinde, sempozyumlardaki rastlaşmalarımızın ardından, 2000’lerin başlarından itibaren Varlık’ın Sultanahmet-Çemberlitaş arasındaki binasında, Yasakmeyve’nin Kadıköy’deki ev-ofisinde veya bazen baş başa bazen de arkadaş gruplarıyla Kadıköy lokantalarında buluşur olmuştuk. En uzun süreli ve düzenli görüşmelerimiz BENUSEN akşamlarında gerçekleşti; birkaç yıl boyunca her perşembe akşamı kalabalık bir masada onun fıkralarını ve anekdotlarını dinledik, dergiciliğin sorunlarına kulak verdik, genç kuşağa dair izlenimlerine tanıklık ettik.

Genç kuşak demişken… Elbette başkalarının farklı görüşleri, deneyimleri vardır ama benim bilebildiğim, yeni kuşaklara -Yaşar Nabi’den sonra ve elbette onun mirasçısı olarak- Enver Ercan kadar yakın duran başka bir editör olmadı edebiyatımızda. Varlık’ta akademisyenlere ve genç kuşağa her zaman sayfa açtı, Yasakmeyve’nin çıkışında ben dâhil pek çok genç arkadaşa, “Derginin yazı kurulundasınız, dergi sizindir.” deme cesaret ve içtenliğini gösterdi, Eşik Cini’nde ve Siyahi’de genç ve enerjik bir kadroyla çalıştı. Gençlere her zaman inandı ve yayın desteği verdi.

İnsan yönüyle şair-editör-yayıncı yönü bu kadar birbiriyle örtüşen şahsiyet bizde pek az az bulunur. Gençsiniz, edebiyat dünyasına yeni yeni adım atıyorsunuz… Bazı editörler dosya vereceksiniz, şiir veya yazı yollayacaksınız korkusuyla sizden köşe bucak kaçarlar, bazıları da samimiyeti sululukla karıştırıp sizi tetikçi gibi kullanmaya heveslenir, yapamayınca da dünyalar ayrılır. Enver Ercan’da bu ikisi de yoktu; şair Enver neyse editör-yayıncı Enver de oydu. Bunu, birkaç buluşmadan sonra hemen anlardınız. Ha, elbette, karşıdakinin ölçüsüzlüğünü gördüğünde sınırların gerekmeyecek derecede aşılmasına izin vermezdi. Çok sevdiğim bir abim, arkadaşım, sırdaşım, dostumdu.

Bununla birlikte, editörlüğü ve/veya yayıncılığı sırasında yaptığı her şeyi kayıtsız şartsız onaylayıp imzalıyor muyum? Elbette hayır. Anlaşamadığımız, keşke öyle olmasaydı dediğimiz pek çok konu da vardı. Ama bunda ne var ki? Onun yerine bir başkasını, çok sevdiğim şair arkadaşlarımdan birini, hatta kendimi de koysam durum değişmeyecekti, değişmezdi. İnsan, binlerce kişiyi ilgilendiren tercihlerinde doğru yapıyorum derken yanlış da yapabilir, yanlış yaptığını düşündüğü şey bir gün doğruya ulaşabilir. Önemli olan, içtenliktir; önemli olan, editör veya yayıncının işini içten gelerek yapması, kendisine ve yaptığı işe inanmasıdır.

Enver Ercan her zaman içten bir adam oldu, onun doğrularını da yanlışlarını da bu özelliğine bakarak değerlendirmek hakkaniyetli olacaktır. İkimizin de dostu olup sonra benimle veya onunla arası açılanların sayısı az değildir. Fakat hiçbir zaman, kendisinden uzaklaşıp bana hâlâ yakın olanlar hakkında tek kötü söz etmemiş, ettirmemiştir. Karşısındakinden de aynı davranışı beklemiştir. Aramızdan ayrılacağı son dakikaya kadar içtenliğini korumuş, hayata sıkı sıkıya bağlı kalmış, “merhaba kardeş” diye açtığı telefonda fıkra anlatmak veya dinlemek istemiş, gülmüş ve güldürmüş, dudaklarından tebessümü eksik etmemek için çaba harcamış ve bir şiirinde dediği gibi bu dünyadan gülümseyerek geçip gitmiştir.

O öğle vakti, havanın ağır bir hüzünle üzerimize kapandığı o öğle vakti, tabutuna yakın duran insanlara baktığımda gördüm ki henüz üniversiteyi bitirmemiş gençler de var, benim gibi orta yaşını sürenler de, 90’ına merdiven adamış ihtiyarlar da… Hepimizin de onunla ilgili acı-tatlı anılarımız, kısa veya uzun yaşantılarımız, çokça paylaşımlarımız var. Kuşakları bu kadar birbirine yakın tutabilmek, bir editör ve yayıncı için kolay ve sıradan bir iş değildir. Şair olarak da öyleydi; bir yandan kendi kuşağı içinde yer yer Cemal Süreya’ya yer yer de Dağlarca’ya yakın bir dil tutturup kendi şiirini kurmuş, genç şiiri yakından izlemiş, son yıllarında da daha esprili bir dille hayat yorumları yapar olmuştu.

Vefatı haberini duyduğumda da, Deniz Durukan’la cenaze töreni planlaması için görüşürken de, tabutu başında sevgili kızı Özge Ercan’a sarılırken de Enver Abi’nin öldüğüne inanıyor değildim. En son, Karacaahmet’te onu toprağa verip mezarlıktan ayrıldıktan sonra sisli ve soğuk havaya gözlerimi çevirip göğe bakarken bu acıyı kabullenebildim. Hafta başından bu yana biraz da yaşamıyor gibi yaşıyorum. Sosyal medyadan uzağım, fakülteye gidemiyorum. Okumakta olduğum Ölüyaprak Vuruşu romanının sayfaları arasında kaybolmak, akşamları Enver Abi’nin şiirlerini okumak, arada da Varlık ve Yasakmeyve’nin eski sayılarını karıştırmak dışında pek bir şey yapamıyorum. Salı gününden beri onun için bir şeyler yazmayı çok istediğim halde elim varmadı, ne zaman yazmaya otursam kilitlenip kaldım.

Zaman akıyor, akmasın da bu acının yakınlığını layıkıyla yaşayalım dediğimiz halde akıyor. Bende her zaman sıcak kalacak olan anısı önünde saygı ve sevgiyle eğiliyorum. Zaman, benim için, onun anısını soğutma gücünden yoksun akacak.

//:: Baki Ayhan sayfası, 27 Ocak 2018

Pembe Karanfilli Kız, bir alıntı ekledi.
07 May 2017

Türkiye'de edebiyat ödülleri nasıl verilir?
... Türkiye'deki edebiyat piyasası, üç-beş kişinin mutlak hakimiyeti altındadır. Ödüller veren, şair ve yazarları öne çıkaran kısacası "edebiyat piyasası"nı belirleyen insan sayısı, parmakla sayılacak kadar azdır.
2013 yılında verilen 23 edebiyat ödülünde, birden fazla seçici kurul üyeliği yapmış isimleri incelediğimizde şöyle bir tabloyla karşılaşırız:
Doğan Hızlan:12 kez Hilmi Yavuz:5 kez
Cevat Çapan: 4 kez Egemen Berköz: 4 kez
Metin Celal: 4 kez Refik Durbaş: 4 kez
Cemil Kavukçu, Enver Ercan, Eray Canberk, Faruk Şüyün, Nursel Duruel, Selim İleri, Semih Gümüş, Turgay Fişekçi, Turhan Günay ve Ülkü Tamer isimleri ise 3'er kez ödül jürisünde yer almıştır.

Vasat Edebiyatı 101, Taylan Kara (Sayfa 54)Vasat Edebiyatı 101, Taylan Kara (Sayfa 54)

ULUSLARARASI İSTANBUL ŞİİR FESTİVALİ 11-16 KASIM 2015 TARİHLERİ ARASINDA İSTANBUL'UN DEĞİŞİK YERLERİNDE YAPILACAK...

KERİM ÖZBEKLER

GAZETECİ-YAZAR-ŞAİR

Festivalin açılış töreni 11 Kasım 2015 Çarşamba günü, saat.19.00’da Tepebaşı Pera Palas Jumeirah’da düzenleniyor. Aynı gün Kadıköy Moda Sahnesi’nde, saat.14.00’te doğumunun 100. yılı münasebetiyle Melih Cevdet Anday ve yakında yitirdiğimiz Gülten Akın’dan şiirlerin sunulacağı bir program yer alıyor. Şiirleri oyuncu Mert Fırat ve Ezgi Coşkun seslendirecekler.

Uluslararası İstanbul Şiir Festivali’ne 10’u yurtdışından olmak üzere toplam 18 şair katılıyor. Festivalde bu yıl engelli şiir severler de unutulmadı: “Şiir İşaretleri” adı altında özel bir şiir etkinliği düzenleniyor. Yerli ve yabancı şairlerin katılımıyla, 12 Kasım 2015 Perşembe günü Küçükçekmece Belediyesi Rehabilitasyon Merkezi’nde yapılacak olan etkinlik ise saat 15.30’da yapılacak.

Festivalin bu yıl ki konuk ülkesi Polonya, bu program gereğince günümüz Polonya şiirinin 1980 sonrası üç farklı kuşağının en önde gelen temsilcileri olan Marzanna Bogumila Kielar, Milosz Biedrzycki ve Jacek Dehnel İstanbullu şiirseverlerle buluşacaklar. Çağdaş Polonya Şiiri hakkında konuk şairlerin anlatımıyla bilgi edinmek isteyenler için 13 Kasım 2015 Cuma günü, saat. 15.00’te Kadıköy Belediyesi Şehremaneti Tarih ve Edebiyat Kütüphanesi’nde “Konuk Ülke: Polonya” konferansı yapılacak.

İstanbul Balassi Enstitüsü, 14 Kasım 2015 Cumartesi günü, saat 19.00’da Macar Kültür Merkezi’nde Macar şairlerin katılımıyla özel bir şiir performans gösterisine imza atacak. Ayrıca, Macar bağımsızlık hareketinin önderi Prens II. Ferenc Rákóczi’in, bir dönem yaşadığı ve sonra Rakoczi Müzesi’ne dönüştürülen Tekirdağ’daki evine Macar şairler Janos Terey, Arpad Kollar ve Balazs Szöllössy konuk olacaklar. 14 Kasım 2015 Cumartesi günü, saat. 14.00’te başlayacak olan söyleşi ve şiir okuması programına Enver Ercan ve İrfan Yıldız da katılacaklar.

Öne çıkan diğer etkinlikler, 14 Kasım Cuma 16.30’da Eyüp Caferpaşa Kültür Merkezi’nde düzenlenecek olan şiir okuması ve 15 Kasım 2015 Pazar günü, saat.19.00’da Sultanahmet Yerebatan Sarnıcı’nda yapılacak “Kapanış Gecesi”. Güner Özkul’un sunacağı “Kapanış Gecesi”nde yirmi kişilik Ars Nova grubu şef Kübra Şenyayla yönetiminde bir “Akapella Dinleti” sunacaklar.

Festivale katılacak yabancı şairler Avustralyalı şair Les Wicks, Avustralyalı akademisyen, şair ve ressam Kit Kelen, Belçikalı şair, ressam Lies van Gasse, Makedon şair Slave Gjorgjo Dimoski. Hüseyin Ferhad, Enver Ercan, İrfan Yıldız, İsmail Kılıçarslan, Ali Ural, Müesser Yeniay, Ali Ayçil, Mustafa Akar Türkiye'den iştirak edecek olan şairler.

NOT.SİZ DE BULUNDUĞUNUZ ÜLKE-İL-İLÇE-KASABA VE KÖY'DE ULUSLARARASI ŞAİRLER ŞÖLENİ DÜZENLEYEBİLİRSİNİZ.(KERİM ÖZBEKLER)