Wulf Dorn’un bu kitabına büyük beklentiyle başladım çünkü ilk kitap gerçekten çok sürükleyici ve gerilim doluydu. Başlangıç bölümleri de oldukça umut vericiydi; atmosfer, karakterler ve gizem unsurları insanı içine çekiyor. Ancak ilerledikçe hikâyenin temposu düşmeye başlıyor ve yazar sanki kontrolü biraz kaybediyor gibi hissettiriyor.
Özellikle ortalardan sonra olay örgüsü dağınıklaşmış, bazı sahneler gereksiz uzatılmış ve gerilim hissi giderek zayıflamış. İlk kitaptaki o psikolojik baskı, karanlık atmosfer ve sürekli diken üstünde tutan yapı burada pek hissedilmiyor. Hikâyeye tam olarak girmek zorlaştı; bazı anlarda kopukluk yaşadım ve merak duygusu beklediğim kadar güçlü değildi.
Sonlara doğru ise olayların bağlanış biçimi beni tatmin etmedi. Sanki daha çarpıcı ve psikolojik olarak daha sarsıcı bir final beklerken, potansiyeli tam kullanılamamış bir kapanış okudum. İlk kitabın yarattığı etkiyle kıyaslayınca, bu devam kitabı gerilim açısından onun yanına bile yaklaşamıyor.
Genel olarak kötü bir kitap değil; başlangıcı güçlü, fikirleri ilginç ama anlatım ve gerilim dozajı bakımından beklentimin altında kaldı. İlk kitabı seven biri olarak bu devam kitabından daha fazlasını beklerdim.
Bu arada WULF DORN deyince aklıma şizofren oyunbaz hain yüreğim ve karabasan kitapları gelir.