• “Tanrı çok susamış. Ben ona götürüyorum artık, hep senin için sakladığım o bir bardak suyu.”
  • 248 syf.
    ·7 günde·Beğendi·6/10
    Beni Onlara Verme/ Tarık Tufan
    Yazarın son bir kitabı kaldı okunacak ve ben her okuduğum kitabına hayran kalıyorum. Bu kez şehrin arka sokaklarına sessizce sızıyor yazar ve orada yaşanan hayatları gözler önüne seriyor. Aslında hep hor gördüğümüz ayıpladığımız o insanların, bizim gibi insanlardan farkının olmadığını görüyoruz. Neden kötü oluyorlar nedir onları böyle kötü yapan? Yoksa sorumlusu biz kötü insanlar mı? Hiç sorduk mu neden böyle oldu bu insanlar? Onların da hayalleri vardı hemde bulutlara kadar uzanan hayaller...
    Ve hep mutlu olmaktı, mutlu etmekti her insanı peki ne oldu ne değişti?
    " Delik bir prezervatifin bu dünyaya armağanıyım," diyerek söze başlanan, gencecik bir insanın intihar mektubu desem, özetlemiş olur muyum kitabı?
    Kitabın en sevdiğim yanı bir çok yazar ve şairin ismini vererek biz okurlarla tanıştırması, kimler mi var?
    J.P. Sartre, Sezai Karakoç, Cahit Zarifoğlu, Didem Madak, Orhan Kemal, Yılmaz Güney, Birhan Keskin...daha bir çok yazar...
    Kitaplar ve yazarla ilgili öyle bir paragrafı var ki, şuraya bırakıyorum;
    " Yaşama direncin ve cesaretim artsın diye Nuri Pakdil'i, hayatın uzun uzadıya kıvrılan karanlık, tekinsiz ve rutubetli koridorlarında kapana kısılmışken kaçabilecek bir kapı bulmak için Kafka'yı okuyup, canımın yanmasına, yaramın sızlamasına daha fazla dayanamayıp ağlamak için de Tüdanya'yı, şarkılar içinden en çok"Canımdan can iste"yi dinliyorum"
    Ne güzel öyle değil mi? Okuduğumuz kitapların bize yol göstermesi güzelliklerle tanıştırması. Belki biz bu yazarları okurken farklı hissederiz ama tanışmış olmak ve hissettiğimiz bu duygular bizi biz yapar. Ve iyi yazarlarla tanışmak bize dokunmalarına izin vermek, iyileşmek için bir yoldur...
    Kitapla ve sevgiyle kalın...
  • Vladimir MAYAKOVSKI'nin intihar mektubu..

    Hepinize!..
    İşte ölüyorum. Kimseyi suçlamayın bundan ötürü. Hele dedikodudan, unutmayın ki, merhum nefret ederdi.
    Anacığım, kardeşlerim, yoldaşlarım! Bağışlayın beni. İş değil
    bu, biliyorum (kimseye de öğütlemem),ama benim için başka bir çıkar yol kalmamıştı.
    Lili, beni sev.
    Hükümet Yoldaş! Ailem : Lili Brik, anam, kız kardeşlerim ve
    Veronika Vitoldovna Polonkaya’ dan ibarettir. Yaşamlarını sağlarsan, ne mutlu bana..
    Bitmemiş şiirleri Brik’lere verin, ne lâzımsa onlar yapar.
    “Bir varmış bir yokmuş”
    derler hani :
    Aşkın küçük sandalı
    hayat ırmağının akıntısına
    kafa tutabilir mi!
    Dayanamayıp parçalandı işte sonunda…
    Acıları
    mutsuzlukları
    karşılıklı haksızlıkları
    h a t ı r l a m a y a  b i l e  d e ğ m e z :
    Ödeşmiş durumdayız kahpe felekle.
    Ve sizler mutlu olun
    yeter.

    (Şairin cesedinin yanında bulunmuştur)
    Vladimir MAYAKOVSKI
  • 535 syf.
    ·7/10
    Uzun süren bir okumaydı.Son mektubu okurken üzüleceğimi biliyordum, öyle de oldu. Sizin fikrinizi bilemem ama intihar eylemi bana hep çok hüzünlü gelmiştir. Ki bunu bir şairin gerçekleştirdiğini ve giderken ardında insanı derinden sarsacak bir mektup bıraktığını düşününce bana hak verirsiniz siz de. Yaşamın kıyısında, gelgitleri olan bir kadın Nilgün. Kendi de belirtiyor satırlarında “her anın niyesini sorgulayan bir varlık.”” Diye. Burada kendinden söz ediyor elbet. Birkaç sayfa öncesinde de yaşamak için bir niye bulan kimse her nasıla katlanabilir de diyor. O Tutunamayanlar’a tutunuyor belki ama yaşama tutunamıyor. Her ne kadar çok sevse de Kağan’ı dayanılmaz şeylerin ağırlığını kaldıramıyor içi ve ve son bağını da koparıyor yaşamla. Kuşları seviyor bir de . İnanılmaz dizeler döküyor kağıda bu muhteşem canlıları da ekleyerek. Bir de unutmadan hiçbir kitabının yayımlandığı göremeden veda ediyor dünyaya. Daha doğrusu bunu seçiyor. Onu sevgiyle anıyoruz, zira ne yaşadığını bilemiyoruz hiçkimsenin.

    Kitabı yorumlamaya gelirsek bu bir roman değil. Bu bir günce hiç değil. Bu Nilgün’ün iç huzursuzluklarının, gözlemlerinin, okuduklarının ve hayatının bir kaydı fakat asla bir günce değil. Çoğu yerde ne demek istediğini malesef ki yalnızca o bilecek. Ama yine de merak eden daha doğrusu sevenler için altın değerinde bir eser.