Burak, bir alıntı ekledi.
 24 Mar 10:05 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Sanatçı anlaşılmak istiyor. Okuyucu/izleyici o da okuduğunu anlamak istiyor. Buraya kadar çok güzel. Ama, ama bazen bir tel bir yerde kopuyor ve ahenk ebediyyen kesiliyor.

Behçet Necatigil, Edebiyat Matinesi adlı ünlü şiirinde anlaşılamayan sanatçının katmerli sıkıntısını anlatır. Bir edebiyat matinesi, şairler sırayla şiirlerini okuyorlar. Ama “Bir kız koltuğunda kaykılmış çiklet çiğnemekte, bir oğlan dalgada, uyuklamakta”. Anlaşılamamıştır şair. Yetmezmiş gibi buna bir de kalbini dünyalar bir araya gelse anlamayacaklara açmış olmanın sıkıntısı eklenir. Asıl bunun acısı hiçbir şeye benzememektedir:

Hiç yeri miydi açmak kalbi

Bu çiğ ışık altında?

Herkes Edip Cansever kadar yürekli olamaz ki:

– Ne çıkar siz bizi anlamasanız da

Evet siz bizi anlamasanız da ne çıkar

Eh, yani ne çıkar siz bizi anlamasanız da

Ne çıkar? Hiç!

Ama işte kalbimizin bütün acılara açık yerinin adı şair değil miydi? Beyhude değil, bu da acıya dahil.

Mor Mürekkep, Nazan Bekiroğlu (Sayfa 30 - Timaş Yayınları, 22. Baskı, Ekim 2015)Mor Mürekkep, Nazan Bekiroğlu (Sayfa 30 - Timaş Yayınları, 22. Baskı, Ekim 2015)
Dilemma, bir alıntı ekledi.
14 Şub 2016

Behçet Necatigil, "Edebiyat Matinesi" adlı ünlü şiirinde anlaşılamayan sanatçının katmerli sıkıntısını anlatır. Bir edebiyat matinesi. Şairler sırayla şiirlerini okuyorlar. Ama “Bir kız koltuğunda kaykılmış çiklet çiğnemekte, bir oğlan dalgada, uyuklamakta”. Anlaşılamamıştır şair. Yetmezmiş gibi buna bir de kalbini dünyalar bir araya gelse anlamayacaklara açmış olmanın sıkıntısı eklenir. Asıl bunun acısı hiçbir şeye benzememektedir:

Hiç yeri miydi açmak kalbi
Bu çiğ ışık altında?

Mor Mürekkep, Nazan Bekiroğlu (Sayfa 29)Mor Mürekkep, Nazan Bekiroğlu (Sayfa 29)