Şüheda Büşra, bir alıntı ekledi.
22 May 02:06 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

Kurallar
Sihirli Oyunlar ve Sporlar Dairesi 1750 yılında kurulduğunda, Quidditch'e
şu kurallan getirdi:
1. Oyun sırasında bir oyuncunun ne kadar yükselebileceği konusunda
herhangi bir kısıtlama yoktur, ama yatay olarak sahanın sınır çizgilerinin
dışına çıkılmamalıdır. Eğer bir oyuncu sınır çizgilerini geçerse, Quaffle
karşı takıma geçer.
2. Takım kaptanı hakeme işaret ederek "mola" alabilir. Bir maç
sırasında oyuncuların ayaklarının yere değmesine sadece molalarda izin
verilir. Maç on iki saatten fazla süredir devam ediyorsa, mola iki saate
uzatılabilir, iki saatin ardından sahaya dönemeyen takım, maçı hükmen
kaybeder.
3. Hakem bir takım aleyhinde penaltı verebilir. Penaltıyı kullanan
Kovalayıcı orta saha yuvarlağından sayı alanına doğru uçar. Penaltı
kullanılırken rakip takım Tutucusu dışında bütün oyuncular geride
beklemelidir.
4. Quaffle bir oyuncunun elinden kapılabilir, ama bir oyuncu bunu
yaparken hiçbir şekilde başka bir oyuncunun vücudunun herhangi bir
bölümünden tutmamalıdır.
5. Sakatlık halinde oyuncu değişikliği yapılamaz. Oyuncusu sakatlanan
takım maça bir kişi eksik devam eder.
6. Sahaya asayla çıkılabilir
ama asa hiçbir şekilde rakip takım
oyuncularına, rakip takım oyuncularının süpürgelerine, hakeme, toplara ya
da seyircilere karşı kullanılamaz.
7. Bir Quidditch maçının sona ermesi için Snitch'in yakalanması ya
da her iki takım kaptanının ortak kararı gerekir.

Çağlar Boyu Quidditch, J. K. Rowling (Robert Galbraith) (Sayfa 32)Çağlar Boyu Quidditch, J. K. Rowling (Robert Galbraith) (Sayfa 32)
@Pesa, bir alıntı ekledi.
13 May 18:58 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

sağlıklı düşünmeye doğru
Temel Tercih Önemlidir

Bir hukuk profesörü, vaktiyle şöyle bir soru sormuştu: Hayat, toplum, toplumsal ilişkiler günden güne değişiyor; oysa İslâm'ın hukuk kuralları değişmiyor. Değişen toplumsal ilişkilerin ortaya çıkardığı yeni yeni sorulara, söz konusu değişmeyen kurallar muvacehesinde nasıl cevap verilebilir? İslâm'ın hukuk kurallarını değiştirmek elimizde olmadığına göre, yapabileceğimiz bir tek şey kalıyor geriye, o da, toplumun gelişmesini önlemek, toplumu katılaştırmak, dondurmak. Ama bu da elimizde olmadığına göre, yani toplumsal gelişmeyi önleyemeyeceğimize göre İslâm'ın kurallarını nereye koyacağız? Hangisini feda etmemiz gerekiyor: gelişmeyi mi, nassları mı?

Şimdi bu sorudaki sakatlık şurada: Gelişme, ilerleme vs. diye adlandırılan toplumsal değişmenin muharrik temeli İslâmî yaşama tarzı mıdır, yoksa İslâm dışı yaşama tarzlarının ortaya koyduğu bir sonuç mudur?

Asıl cevabı araştırılması gereken husus ilkin bu olmalı. Aksi takdirde, İslâm-dışı sorulara İslâmî cevaplar aramak zorunda kalarak boşu boşuna uğraşmış ve İslamî bir ortamda yeri olmayacak düzmece bir probleme cevap araştırmak gibi faydasız bir işe girişmiş oluruz.

Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler, Rasim Özdenören (Sayfa 62)Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler, Rasim Özdenören (Sayfa 62)
Sena, bir alıntı ekledi.
07 May 11:49

Bir keresinde neden Hitler'e katlanamadığını sordum, 'Çünkü manyağın teki,' dedi. Mümkün değil diye düşündüm... Bir manyak, milyonlarca Alman. Bana sanki o manyak milyonları hapse tıkacağına o milyonlar onu tıkardı gibi geliyordu. Bu işte bir sakatlık vardı; bu konuyu babama soracaktım. Sordum, soruma yanıt veremeyeceğini çünkü yanıtı kendisinin de bilmediğini söyledi. 'Ama Hitler'den nefret etmek doğru mu?' 'Doğru değil,' dedi. 'Hiç kimseden nefret etmek doğru değildir.'

Bülbülü Öldürmek, Harper Lee (Sayfa 310)Bülbülü Öldürmek, Harper Lee (Sayfa 310)

YOKLUK NEDİR ?

Olması gerekenin,
şimdide ve gelecekte olma imkanı olmaması ; ( körlük gibi )
Gelecekte varlığı mümkün olanın, şimdi de olmaması; ( fakirlik gibi )
Olması gerekenin , olması gereken halde olmaması ; ( sakatlık gibi )

Varlık bilgileri,

Ebru, bir alıntı ekledi.
27 Nis 23:09 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · Puan vermedi

Bir keresinde neden Hitler'e katlanamadığını sordum, "Çünkü o manyağın teki," dedi.
Mümkün değil diye düşündüm.
Bir manyak, milyonlarca Alman. Bana sanki o manyak milyonları hapse tıkacağına o milyonlar onu tıkardı gibi geliyordu. Bu işte bir sakatlık vardı...

Bülbülü Öldürmek, Harper Lee (Sayfa 310 - Sel Yayıncılık)Bülbülü Öldürmek, Harper Lee (Sayfa 310 - Sel Yayıncılık)
sevil turgut, bir alıntı ekledi.
21 Nis 14:48 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Doganin beni farkli kilmasindan her zaman gurur duymusumdur,bilirsin.Ben asıl toplumun sakatladigi insanlara aciyorum.Doganin deneylerine katlanabiliriz ve eger cok cirkin degillerse onlari avantaja cevirebiliriz.Ama toplumsal sakatlik sinsi ve gorunmezdir,insanlari canavara ceviririr.

Kovboy Kızlar da Hüzünlenir, Tom RobbinsKovboy Kızlar da Hüzünlenir, Tom Robbins
Ceyhun, bir alıntı ekledi.
17 Nis 04:52 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Muhakkak ki dünyanın en lüzumsuz adamıydım.
Eğleniyorlardı. Yaşıyorlardı. Ve ben, kafamın içine ve yalnız kendi ruhuma kapanmakla onların üstünde değil, altında bulunduğumu anlıyordum. Şimdiye kadar zannettiğim gibi, kitleden ayrılmanın bir hususiyet, bir fazlalık değil, bir sakatlık demek olduğunu hissediyordum. Bu insanlar dünyada nasıl yaşamak lazımsa öyle yaşıyorlar, vazifelerini yapıyorlar, hayata bir şey ilave ediyorlardı. Ben neydim? Ruhum, bir ağaç kurdu gibi beni kemirmekten başka ne yapıyordu? Şu ağaçlar, onların dallarını ve eteklerini örten karlar, şu ahşap bina, şu gramofon, şu göl ve üzerindeki buz tabakası ve nihayet bu çeşit çeşit insanlar hayatın kendilerine verdiği bir işi yapmakla meşguldüler. Her hareketlerinin bir manası vardı, ilk bakışta göze görünmeyen bir manası. Ben ise, dingilden fırlayarak, boşta yuvarlanan bir araba tekerleği gibi sallanıyor ve bu halimden kendime imtiyazlar çıkarmaya çalışıyordum. Muhakkak ki dünyanın en lüzumsuz adamıydım. Hayat beni kaybetmekle hiçbir şey ziyan etmeyecekti. Hiç kimsenin benden bir şey beklediği ve benim hiç kimseden bir şey beklediğim yoktu.

Kürk Mantolu Madonna, Sabahattin AliKürk Mantolu Madonna, Sabahattin Ali
ROMANTİK AŞK, Aşkın Kokusunu Aldım'ı inceledi.
12 Nis 16:13 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

Yetenekli bir futbolcu olan Barış Dağlı geçirdiği bir olay sonucunda bacağındaki sakatlık antrenör olarak hayatına devam etmesine neden olur.
Tek varlığı kardeşi Fırat'tır ancak aile içinde kimseye söyleyemedikleri büyük sırları yüzünden kardeşi ile de yakınlıkları zorunlu konuşmalar dışına çıkamamaktadır.
Aşk ise, bir kere aşkı tadan bir adam bir daha aşık olabilir mi? Barış gençliğinde aşık olmuş ve kız tarafından terk edilmiş. Ondan sonra da aşktan korkar olmuş . Ta ki kardeşinin sevgilisi Serra Sancaktar'a kadar...
Serra, ailenin ablası , başarılı, oturaklı, zeki ve bir o kadar da güzel bir bayan.
Serra'nın Fırat ile yakınlığı beraberinde bir çok sorun getirmiştir. Özellikle abisi Mehmet arasında. Serra için Fırat 'yanında susabileceği tek adam' olarak hep özel bir yere sahiptir. Her ne olursa olsun Fırat'ı hayatından çıkarmayı göze alamaz. Aralarındaki yaş farkından doğan söylentileri de Fırat'ın abisi Barış hayatına girene kadar da umursamaz. Ancak Barış onu öyle bir çıkmazlara sokar ki başını bırak sözlü olayları daha nice belalara sürükler.
Barış'ın takımından Suat'ın aniden ölümüyle Fırat ve takımın koçu Hakan'ın başı büyük bir belaya girer ve bu bela her gün yeni olayları peşinden getirir. En son Serra kaçırılır. İkilinin sırları vardır. Özellikle de Barış'ın çok büyük sırları vardır.