• 232 syf.
    ·7 günde·10/10
    Büyük bir merakla okuduğum kitap ne yazık ki serinin son kitabı. Murat Şenol Kayır, eserlerini ve eserlerinde söz edilen sırların bu milletle paylaşılmasında, hayatı pahasına bilerek veya bilmeyerek katkısı olan sayısız cesur insana ve bu kadim toprakların gerçek evlatlarına adamıştır...

    Serinin son kitabı olan eser, insanoğlunun yaradılışında kibrine yenik düşen şeytanın tüm insanlığı sürükleyeceği kıyameti konu ediyor. 14.000 yıllık Naacal Tabletleri'nde yer alan yaradılış çevrisi, kutsal kitaplardaki ayetler ve bilimin kanıtladığı varoluşun örtüşen bilgisi ile başlayan eser, Hang Son Doong Mağarası'nın şimdiye kadar yapılmış olan ve dünya kamuoyu ile paylaşılan bilgileri de yazar, okura aktarıyor...

    Murya MÖ.12.000'de cin-şeytan toplumunun insanoğlunun yok olmasını hızlandırmak için yaptıkları, insan soyunun sürdürebilirliği için gelen, miğferinde iki boynuz olan Zülkarneyn'in insanlığın azılı düşmanı için bulduğu çözüm, miğferindeki yıldızın sahibine emanet edilmesi için çıktığı yolculukta 'Saklı Kurtlar'a teslim edilişi ve günü geldiğinde ortaya çıkarılmak için beklemekte olduğu anlatılıyor...
    Fotoğraflar ile desteklenen eser konusu ile bütünlük sağlarken, diğer eserlere göre bilimselliği ile ön plana çıkmış. "Saklı Kurtlar" bu eserde diğer eserlere göre daha az yer almış...

    Eserde açıklanan konuların kaynakçaları son bölümde yer alırken, yazar, Türk soyunun dünyaya her zaman yön verdiği ve gelecekte de vereceğini belirtip, eserin en üst düzey gizlilik etiketine sahip istihbarat dosyaları ve Kurt Soyu'nun sır emanetleri kaynak alınarak, gizli belge ve bilgilerin kamuoyu ile paylaşılmasının suç teşkil edeceği için, zorunlu olarak birçok gerçeğin kurgulanarak anlattığı notu önsöze ekleyerek okuyucuya sunmuş...

    Okuyacak okurların seriyi sıralı olarak okumalarını tavsiye ederim...
    1. Saklı Kurtlar "Taş Melek"
    2. Saklı Kurtlar "Kehanet"
    3. Saklı Kurtlar "Son Savaş"
    4. Saklı Kurtlar "Kıyamet"
  • “Hiç kimsenin hatırlayamadığı zamanlardan birinde, her şeyi yaratan, güneşten, yeryüzüne, kanatlı bir çobanını göndermiş. Çoban dolaşırken, ölmek üzere olan yaralı bir kurt görüp yanına gitmiş. Onun acı çeken hâline dayanamayıp, merhametinden ağlamış. Gözyaşları, kurdun kanayan yarasına damlamış ve kurt, ölümden dönüp canlanmış.

    Sonra dile gelip, çobana: ‘Bana yeniden hayat verdin, borcumu ödemek isterim.’ demiş. Yaradan’ın kanatlı çobanı, kurdun sırtını sıvazlayıp, kulağına fısıldamış ve demiş ki: ‘Kendine güçlü bir insan seç, benim sana yardım ettiğim gibi, sen de ona yardım et. Dünyada, Yaradan’ın sevdiklerini ve değer verdiklerini kıyamete kadar korusun diye onu kolla, yol göster, gözet.’

    Uzun zaman kurt, güçlü kuvvetli bir insan aramış durmuş. Sonunda öyle birini bulmuş, ona ‘Türk’ adını koymuş. Türk’e, olanları anlatmış ve ondan ant almış.

    O günden sonra, Türk’ün ne vakit ihtiyacı olsa kurt oradaymış, bazen saklamış bazen korumuş. Bazen arkadaş, bazen eş bazen de kardeş olmuş. Onunla savaşıp, onunla ağlamış, soyunu büyütüp yüceltmesine yardım etmiş. Kanatlı çobanın gözyaşları nasıl kurdun kanına karıştıysa, kurdun kanı da Türk’ün gücüne karışmış. Ve Türkler çoğalıp hazır olduğunda, bu seçilmiş ve kutsanmış milletin, dünya üzerinde yayılması ve Yaradan’ın en
    sevdiği şeyleri kıyamete kadar koruması için, yine kurt yol göstermiş. Meleğin kurdu, kurdun Türk’ü, Türk’ün de Yaradan’ın sevdiklerini koruduğu bu döngü, sonsuza kadar sürüp gitmiş.

    Bu nedenledir ki Türk, büyük bir acı ya da ölümle karşılaştığında yüzünü keserek, gözyaşlarıyla kanının karışıp birlikte akmasını sağlar, dua eder. Hikâyede olduğu gibi, meleğin gözyaşlarıyla kurdun kanının karışıp, acının dineceğini, kendisine yeni ve sonsuz bir hayat verileceğini bilir. İşte Türk, bu yüzden ölümden hiç korkmaz!”
  • "Evvel taş tabletlere, bilahare bakır levhalara kazındı kıyamet pusatı… Namıdiğer; Kargın Yıldızı! Ateşe, rüzgâra, suya ve toprağa kuruluydu anahtarı. Tam üç defa vurdu İblis’in ordusunu… İlkinde soğuk rüzgârlar, cihanı dondurdu! İkinci kez çarptığında, Murya’da, dağlar yürüdü… Kabardı toprak, ne var ne yok yuttu! Suyla indi üçüncü… Delindi gök, taştı deniz, arzı doldurup boğdu! Şimdilerde dördüncü, bir sandığın içinde, çağrılmayı bekliyor. Ve bu gelen sonuncu; hazır ol ey ahali, kor ateşiyle geliyor!"

    Ses getiren Saklı Kurtlar serisinin dördüncü ve son kitabı...
    Düğüm çözülüyor, sırlar açığa çıkıyor...
    Ruhunuzu ürpertecek gerçekleri duymaya hazır mısınız?

    Düşünce meleklerin gözyaşı…
    Kargın Yıldızı peydahlanır.
    Akınca asil soyun gök kanı…
    Acun, kurtla kıyamete kalır!
    (Tanıtım bülteninden alınmıştır...)
    Murat Şenol Kayır
    Karina Yayınevi