Salih Kavan

"Yönetim her zaman yönetilenin görüşüne dayanmak zorundadır. Yeryüzünde en çok ezilen insanların bir defa düşünce biçimlerini değiştirmelerine izin verin, artık özgür olacaklardır." Herhangi bir yönetim biçimi meşruiyetini, halkın kendisini tanıması ve kabul etmesinden alır. Kamuoyunun eğitim yoluyla denetlenmesi sürekli destek anlamına gelir. Dolayısıyla insan aklının tam olarak gelişmesinin okul duvarları içinde engellendiği herhangi bir toplumda despotizm ve haksızlık rahatlıkla varolmaya devam edebilir.
Godwin için insan aklının gücüne duyulan inanç, yönetici sınıfta dönemsel değişikliklerin olduğu cumhuriyetçi bir toplumdan çok, her kişinin bağımsız olabileceği bir toplumu ifade ediyordu.
Fransız ve Amerikan devrimleri, onsekizinci yüzyılın, bireyin aklına ve onun hükümeti yönetme becerisine olan inancını simgeliyorlardı. Ancak, bu politik değişimlerde bazı çelişkiler vardı. "Bireyin aklına duyulan inanç, cumhuriyetçi bir hükümet biçimi yerinehükümetin tamamen kaldırılması yolunda bir sava yol açabilirdi."
Anarşizm insanları her türlü tahakkümden kurtarmaya yönelik teknikleri geliştirmeye çalışan önemli bir radial geleneği temsil eder. Anarşist Max Stirner'in ondokuzuncu yüzyılda vurguladığı gibi, asıl sorun insanları gerçekten kendi akıllarına sahip olma noktasına getirmektir. Bir diğer radikal gelenek, bilinç seviyelerini yükselterek ve düşünce ve öğrenmeyi toplumsal değişim ile birleştirerek ideolojik denetimden kurtulmaya çalışmıştır. Tabii ki ondokuzuncu ve yirminci yüzyılın tüm radikal eğitimcileri, aile yapısının değişmesi ve kadının özgürleşmesi gerekliliği üzerinde bir miktar durmuşlardır; bazılarına göre, örneğin Reich'a göre, geleneksel ailenin ortadan kaldırılması ve özgür cinsel ilişkilerin geliştirilmesi radikal eğitimin ilk adımı olmalıdır.
Sayfa 18·Kitabı okuyor
Tracy'ye vardık. Tracy bir demiryolu kasabasıdır. Akşamlan frenciler rayların kenarında her zamanki yemeklerim yerler, trenler inleyerek vadiyi geçer, güneşin batması uzun sürer ve kırmızı olur. Vadinin sihirli isimleri birer birer akõp gidiyordu yanımızdan: Manteca, Madera ve ötekiler. Birazdan alacakaranlık çöktü, üzüm gibi bir alacakaranlık, mor bir alacakaranlık, uzun kavun tarlalarının ve mandalina bahçelerinin üstünde. Güneş, ezilmiş üzüm rengi, Burgonya şarabı kırmızısıyla çizgi çizgi yarılmış. Tarlalar aşk rengi, İspanyol esrarı rengi. Başımı pencereden dışarı çıkardım, mis gibi kokan havayı derin derin soludum.
bir de arkada Lead Belly'den bir parça çalınız :)))·Kitabı okuyacak