*Ne aklını beğenmeyeni gördüm ne talihini beğeneni.
*En geveze kuş ümittir. Kalbimizde hiç susmaz.
*Saâdet Hızır Aleyhisselâm gibidir: Herkese hiç olmasa bir kere
görünür. Bahtiyar olamayanlar karşılarına çıkan veyâ
yanlarından geçen saâdeti tanımayanlar ve bundan dolayı ona
dört elle sarılmayanlardır
Denizler altında yirmi bin fersah
Az
Ben olsam girdim mi bir kere denizin içine
Hiç çıkmam.
Orada ne ses
Ne düşünce
Ne de insanın insana
Maruz kalma sıkıntısı
Sadece balıklar ve
Diğer su mahlûklarıyla
Paylaşılan ortak huzur.
Oksijen yetmezmiş!
Aman efendim eksik olsun
O oksijen değil mi zaten
Bunca insanın kafasını
Bu kadar güzel eden
Oksijendir bizi delirten
Oksijen valla oksijen..
Eksik söylemiş Jul Vern
Denizler altında yirmi bin fersah
Az
Ben olsam daldım mı bir kere suyun dibine
Hayatta çıkmam.
Bilim, hastalıkların ve ağır işlerin yükünü hafifletmiş, çevremiz ve rahatımız için yararlı aletler üretmiş olabilir, ama bize gizemsiz bir dünya bıraktı. Günbatımlarımızdan artık dalga boyları ve frekanslarla bahsediliyor. Evrenin karmaşası matematiksel denklemlere indirgendi. Hatta insan olma kıymeti bile ucuzlatıldı. Bilim, Dünya gezegeni ile onun üstünde yaşayanların , evrensel boyutta önemsiz noktacıklar olduğunu söylüyor. Kozmik bir kaza. "Duraksadı. " Bizi birleştirmeyi vaat eden teknoloji bile bizi birbirimizden ayırıyor. Artık her birimiz tüm dünyayla elektronik bağlantı içindeyiz, ama aslında son derece yalnızız. Vahşet, ihtilaf, ayrılık ve ihanet bombardımanına tutulduk. Şüphecilik fazilet oldu. Alaycılık ve kanıt talebi, aydınlanmış düşünce diye kabul ediliyor. İnsanlığın artık tarihteki herhangi bir dönemden çok daha fazla buhrana sürüklenmesine ve hayal kırıklığına uğramasına şaşmamak gerek. Bilimin kutsal saydığı herhangi bir şey var mı ? Bilim, doğmamış ceninleri inceleyerek cevaplar bulmaya çalışıyor. Hatta bilim kendi DNA'mızı yeniden sıraya dizmeye cüret ediyor. Anlam aramak adına Tanrı'nın dünyasını gitgide daha küçük parçalara ayırıyor... ve tek bulabildiği aslında daha fazla soru."
Morarti dehşetle dinliyordu. Camerlengo neredeyse herkesi uyuşturmuştu. Hareketlerinde ve sesinde ... Adamın sesi inanç ve üzüntüyle doluydu.
-Yaşayacağız Vanya Dayı! Önümüzde ne uzun günler, ne uzun geceler var daha. Kaderin bize layık gördüğü tüm güçlüklere sabırla göğüs gereceğiz. Şimdi olduğu gibi, yaşlılığımızda da durup dinlenmeden çalışacağız. Günü, saati gelince de ölüme boyun eğeceğiz. (Çehov, 1996: arka kapak)
Hayali düzen dışında bir yol mümkün değil. Etrafımızdaki hapishane duvarlarını yıkıp özgürlüğe koştuğumuzda aslında daha büyük bir hapishanenin geniş bahçesine doğru koşuyoruz.