Faust: Beni iyi dinle. Şu kızı bulup bana hemen getirmelisin.
Mefisto: Hangisini?
Faust: Az önce önümüzden geçeni...
Mefisto: Şunu mu ? ...
Mefisto: Sen, cahil âşıklar gibi konuşuyorsun. Böyle konuşmakla her güzel çiçeğe göz koyma ve dünyada elde edilemeyecek şeref, kazanılamayacak kalp olmadığını sanma hatasına düşüyorsun. Ama kedi her zaman bal yemez ki!
İnsanın düşünme fabrikası bir ayağın bin tane ipi birden harekete geçirdiği, mekiğin bir sağa, bir sola fırladığı, iplerin görünmeden aktığı ve bir hareketle binlerce düğümün atıldığı bir dokuma şaheseridir.
Filozof ise ortaya çıkıp ilk cümle şu, ikincisi bu, üçüncüsü şu, dördüncüsü bu der. Sonra birinci ve ikinci cümle olmasaydı, üçüncü ve dördüncü cümle de olmazdı der.
Öğrenciler de bu bilgileri her yerde överler. Ama yine de bir dokumacı olamazlar.
Canlı bir şeyi anlamak ve nitelendirmek isteyen, öncelikle içindeki ruhu uzaklaştırmaya çalışıyor. Bütünün parçalarını ele alıyor. Ama bu durumda parçalar arasında ruhsal bir bağ kalmıyor. Kimya bilimi buna; tabii işlem diyor. Ama insan ne yaptığının farkında olmuyor ve kendi kendisiyle alay etmiş oluyor.
Zavallı Ego’yu çok zor zamanlar bekliyor. Çünkü birbirinden acımasız tam üç ayrı efendiye hizmet etmesi ve bunların birbirinden farklı iddia ve talepleri karşısında orta bir yol bulması gerekiyor... Ego’ya zulmeden bu üç gaddar efendi; Dış Dünya, Süperego ve İd’dir.”