Oscar Wilde, şu yedi yaşındaki çocuğa bakın der, ne kadar cici. Sonra şu haytaya bakın, yirmi yaşında nobran edebsiz lanet! On iki sene evvel oda bi çiçek kadar bir kuş kadar sevimliydi, o yavrucuğu bu hale getiren cemiyetinizin terbiyesi.
Maseri(toplumsal) şuur gelişmez bu tarlada, gelişmemiş. Bir trenin yolcuları, aynı yönde giden insanlar, birbirlerine bizden çok daha yakın. Hapishane koğuşları dert ortakları ile dolu, dilleri bir. Osmanlı ülkesi Türk'ün boğazına sarılacağı günü hasretle bekleyen insanlarla dolu. Sonra giden gitmiş, kalan kalmış. Ama alışmamışız birbirimizi sevmeve Tanrı da halife ile beraber sizlere ömür. Tarihi müzeye kaldırmışız. Gelenekler unutulmuş, istikbal bir cehennem dehlizi kadar karanlık. Kimsenin kimseye güvendiği yok. Bir başka Frenk İstanbul'dan ayrılırken, ölüm kokuyor burası, diye haykırmıştı. Belki bir kasırga temizler bu ahırı, bir sel temizler.
Sahnede şöyle bir görünüp kayboluveren kuklalar. Yalan ve komedi. Terakki var mı? Yok. Tam bir enflasyon. Yirmi aydın toplasanız Meşrutiyet'in bir aydını yapmaz. Dilsiz ve dinsiz. Adeta beyni ve gönlü çıkarılmış bu sürünün.