Ağaç kökü ile yaşar. İnsan da öyle. Mazi gövdemiz. Maziden koptuk, istikbale bağlanamadık. Ne Avrupayız, ne Asya. Masada bir dergi duruyor: Ön-Yankı. Ne demek ön-yan-kı? Hezeyan serlevhadan(başlıktan) başlıyor. Ne istediğini bilmeyen şuursuz, bahtsız üç beş mektep çocuğu: Bunları yetiştiriyoruz.
Müzeleri var, kütüphaneleri var, laboratuvarları var. Ama biz kurulana sırtımızı çevirmiş, köyünden yeni gelmiş bir şapşalın genelev kapısından içeriye sersem sersem bakışı gibi bu Avrupa'yı seyrediyoruz.
"Kafam önüme atılan kemikleri yalamaya mahküm bir sokak iti. Gönül... Hangi gönül? Ne bekliyorum? Kardan heykel yapan adam. Tutunmak istediğim her dal kırılıyor. Ve bir harman beygirinin erzel hayatı. Etrafımdakiler buhranlarıma tabiat kadar kayıtsız"