Bilgili olmak, bilinçli olmak, özgür olmak, yaratıcı olmak. Bu olmak tarih boyunca daima beşerin misyonudur. Şu noktaya varıyoruz: İnsan
beşerden başka bir şeydir ve insan için, özgür
seçici irade olmadıkça özgürlük, bilgi, bilinç,
yapıcılık, yaratıcılık, bilgi imkânı ve yaşama
imkânı yoktur.
Şu halde insan özgürlük demektir. Ulaşmak
istediğim tez buradan başlıyor, o da şudur: "Dört
belirleyicinin esiri olan seçici özgür irade." Dört
zindanın tutsağı. Bundan dolayı insan olmak ve
tabiatta seçebilen tanrı benzeri özgür iradeye
erişmek; bu dört zindan ve belirleyiciden kurtulabildiği vakit mümkün olabilir. Din ve felsefelerde kurtuluş adına peşine düşülen şey, budur.
Bu dört zindan hangisidir? Ne mutlu ki burada
izaha gerek yoktur. Aslen belirleyicilik/zorlayclık ne demektir? "Ben değil" demektir; bende var olan, ama benim tarafımdan seçilmiş olmayan her durum, her irade, her istek ve her eğilim, bir belirleyiciliğin/cebrin ürünüdür. Şu halde takdir, belirleyicilik o tanrısal iradenin antitezidir. Belirlenmişlikle yapılan özgürlük savaşı, insanın tabiatta kendisi olmak için, maddi bir olgudan Tanrıya doğru gitmek için verdiği savaştır. Benim seçici özgür irademi kendi içinde baskı altında tutan, sınırlayan ve kayıt altına alan ve benim yerime seçim yapan bu dört illet zindan, şunlardan oluşmaktadır:
1. Tabiatın belirleyiciliği,
2. Tarihin belirleyiciliği,
3. Toplumun belirleyiciliği,
4. Kendi belirleyiciliği.