Mustafa Kutlu'nun okuduğum ilk hikaye kitabı. Köylere uzaklaşan ve aslında o köylerle birlikte kendini unutan insanlığın öyküsü. 3 karış toprak içi birbirini vuran insanlığın, dönüp bakmadığı o uçsuz bucaksız araziler. Beton yığınları içinde hapsolmuş bir insanlık...
Biten köylerin hazin hikayesini tüm gerçekliğiyle gözler önüne seren güzel bir eser.
Tek kelime ile muhteşem. Bu klasiği 26 yaş gibi geç bir yaşta okumak nasip oldu. Ama demek ki zamanı varmış.
Yer yer ağladığım, güldüğüm, okurken keyif aldığım bir eserdi. Geç kavuşmuş iki insan hissi uyandırdı bende. Ben bu dosta epeyce geç kavuşmuştum.
Tesvirleri ve olay örgüsüyle beni derinden etkiledi.
Tebessüm ederken aynı zamanda da tefekkür ettiren bir kitap Tebessüm ve Tefekkür . Üstad Dursun Gürlek'in ilk okuduğum kitabı olması da benim için ayrı manevi bir değer teşkil ediyor.
İnsanı insan kılan iki önemli özellik olan tebessüm ve tefekkürün bir kez daha ne denli önemli olduğunu görmüş oldum bu kitap sayesinde.
Tavsiye olunur.
Beyin'in hâlâ bilinemeyen yanlarının olduğunu ve nasıl bir mükemmellikte yaratıldığını bu güzel kitap sayesinde görmüş oldum. Su gibi akıp gitti. Okumaktan çok keyif aldığım kitaplardan biriydi diyebilirim.
Yaprak kesen karıncalara ilgili gerçeği öğrenince şok oldum ve nasıl bir organizmanın parçası olduklarını gördüm. Daha sayamayacağim onlarca şey karşısında hayrete düştüm.
Bu intizamlı yaratılışı görünce Allah'ın kudretini bir kez daha gördüm. Elhamdülillah.
Mutlaka okuyun.