Bunu yapma işte
IV. Murad kadından nefret ediyordu. Onun sevdiği iki şey vardı: mey ve mahbub. “Mey ve mahbub" âlemlerinde de en samimi, candan arkadaşı, Revan Seferi’nden dönerken beraber getirmiş olduğu “Emirgûne Han” idi. Emirgûne Han’ın, Boğaz'ın Rumeli sahilinde, latif bir sahilsarayı vardı.2 İşte bu sahilsaraydadır ki “Revan fatihi"nin mahrem meclisleri kurulurdu.
1000Kitap
Arthur Schopenhauer
Bu mektupta Arthur'un Anthime ile girdiği cinsel yarışın izleri de vardı; neredeyse tamamen beyazlaşmış saç ve sakalına rağmen kırışıksız, pembe beyaz teninden ve fiziksel sağlığından, hala bazen "küçük kaçamaklar" (petite liaison) yaptığından, evlenmeden iki çocuk babası olduğundan, "iki piçim de öldü" diyerek her ikisinin de küçükken öldüğünden bahsediyordu. Mektubunda ayrıca çok sevdiği bir kadınla uzun yıllar süren gizli bir ilişkisi olduğundan da bahsediyordu. Ama Berlin'den ayrılırken kendisiyle geleceğine dair sözünü tutmayınca bu kadınla ilişkisinin kötü bir şekilde bittiğini de yazdı. Bu ayrılış onu çok üzmüştü, "samimi bir şekilde bağ kurabildiğim tek kadındı" diyordu. Anthime'ye, zamanın acısını azalttığına dair teminat verdi.
Tesniyeci yazar
Tesniyeci tarihçi, oldukça eski bir metin olan ve olasılıkla kendisinin de Musa'ya ait olduğuna inandığı Tesniyeci yasa düsturu üzerine kendi tarihini inşa etti. Elbette başka metinleri de kullandı ve böylece devamlılığı olan bir tarih anlatısı oluşturdu. Bu tarihe yaptığı eklemeler, ona bir yapı, devamlılık ve anlam kazandırdı. Son yazdığı perek'ler kendisinin bizzat şahit olduğu olayları anlatıyordu. Bu anlatıların hiçbirinde bir aldatmaca yapmaya ihtiyaç duymadı. Aksine gerçeği, yalnızca gerçeği yazdı. Eseri daha çok kendi tarihini anlatmak -ve anlamak- için, duyarlı ve hünerli bir kişinin giriştiği samimi bir çaba olarak görünmektedir. Tarihçi halkının tarihsel mirasını anlattı. Peygamber ise onların kaderi üzerinde kafa yordu.
Sayfa 205·Kitabı okuyor
Seyyid Ahmed-i Rifâî (kuddise sırruhû) demiştir ki: "Allah Teâlâ bir kulu, dostlarının makamına ulaştırmak istediği zaman, onu önce kendi nefsinin terbiyesi ile mükellef tutar. Kul, nefsini edeplendirip ona istikamet halini kazandırınca, onu ailesinin terbiyesiyle yükümlü tutar. Eğer onlara iyi davrarur ve kendilerini güzel yönetirse onu, beldesinde oturanların terbiyesiyle yükümlü tutar. Şayet beldesindekilere iyilik yapar ve onları hak üzere sevk ve idare ederse, onu beldelerden bir bölgenin irşadıyla görevlendirir. Eğer onlara karşı samimi olur, kendilerini güzel yönetir ve bu arada iç âlemini ıslah ederse, Allah kendisine gökle yer arasında bir rütbe verir ve onun gereğini yapmakla görevlendirir. Gerçekten yüce Allah'ın yarattığı öyle varlıklar vardır ki onları ancak kendisi bilir. Kul böylece, bir semadan diğerine yükselmeye devam eder, sonunda kutub ve gavs makamına ulaşır. Yüce Allah o makamda kendisine gayba dair bazı bilgileri öğretir."
Sıcak, samimi yürekle yapılan davranışlar tekerlek gibi döner dolaşır tekrar insanı bulurdu.
Sayfa 82·Kitabı okudu
Alıntı
Ey Allah'ın kulları Allah'la kavuşmaktan hoşlanmayan ancak halleri bozulan, amelleri kötü olan kimsedir.. Samimi seven ise dâimâ ölümü hatırlar. Çünkü o, sevilenle buluşma vaktidir ve o sevdiğiyle buluşacağı vakti unutmaz...
Din