DUA, Ateşi Çalmayı Deneyenler İçin'i inceledi.
 28 Nis 19:11 · Kitabı okudu · 5 günde · 10/10 puan

Kısa olduğu halde sanırım en uzun zamanı vererek okuduğum şiir kitabı oldu. Ağır ağır, her bir mısrasını sindirerek, yüreğimden süzerek, hücrelerime işleyerek okudum. Yordu beni Ahmet Erhan . Duygularımın fay hatlarını sarsıntıya uğrattı. 9.8 büyüklüğünde depremler yaşattı. Tükendim, yok oldum ama yeniden büyüyüp yeşerdim sayfalarında onunla beraber.

Yüreğine kelepçe takılmış Ahmet'in ruhu vardı sanki yanımda. Kitap sayfalarından çıkıp gelmişti. Acıların girdabında kayboldukça yeniden kurtulan ve her yıkıldığında kalemine tutunup, kaleminden güç alarak ayağa kalkmayı bilendi o ve o. Hiç kullanılmamış sıfatlar yakıştırmak istediğim kişi oldu. Onunla bütünleştim. Acı çektim, ezildim, feryat ettim. Yaşamı avuçlarımın içinde sımsıkı tutarak ölümün kıyılarında soluksuz kalırcasına koştum onunla beraber.

Başını iki elinin arasına koymuş öyle düşünceli öyle çaresiz oturuyordu yanı başımda. Ölüm onu işgal etmişti ama yaşamı bağrına basmayı bilmişti sanki. Neden diyordu hep neden. Sorularına ve yaşadıklarına bir neden bulamıyordum. İnsan acıyı ve ölümü pek sevmezdi ama o seviyordu. Bitik ama yine de hep gururluydu. Örselenmiş acıları vardı.

İste o öyle bir adamdı. Ne dünya onun varlığını kaldırabiliyordu ne de o dünyanın. Kaçışları kendinden bile saklanış sayılmıyordu artık. Bu adam hüzün kokuyordu buram buram. Çaresizlik kanına işlemişti. Yurdu gibi yaralıydı ve kan sızıyordu düşüncelerinden. Bir şeyleri değiştirebilmeyi amaçlıyordu.

Bu kez şiirlerinde ölmek, bitmek, yok olmak istiyorken bile aynı zamanda hep isyan edercesine yine yeniden doğmak istiyordu. Her doğuşunda geceyi yırtarcasına çığlık çığlığa bağırıyordu. Sen sus şiirin konuşsun dedim ona. Kendi sustu ve şiiri konuşmaya başladı. Şiirleriyle benimle konuşuyordu adeta.

Her hissettiğini kelimelerle ilmek ilmek örüyordu mısralarında. Bir tabloya resmedilmiş gibiydi her bir şiir. Saatlerce seyretmeye doyulmuyordu. İnsanın içine işliyordu yazdıkları.

Kibele'nin son oğluydu o. Bütün ölecek çocukların yerine ölüp tekrar tekrar doğuyordu dünyaya. Her doğuşunda yeni şiirler getirip bırakıyordu avuçlarıma. Her şiirinde hüzünle bakıyordu sanki kalbi acıyan adam. Umutsuzdu ama kendine yeni umutlar aramaktan vazgeçmiyordu. Sana dair yazacaklarım bitmez ama başka kitaplara saklamak istiyorum. Bu okuduğum beşinci kitabın ve daha çok kitabın var okuyacağım.

Kitabı dört başlık halinde özetlersem eğer;

Birinci bölüm: "Sonun Sonsuzluğu"
Çok çok çok güzel güzel güzel güzel uzun bir şiirden oluşuyor. Nasıl anlatacağımı bilemedim.

İkinci bölüm: "Ateşi Çalmayı Deneyenler İçin" yani nasıl anlatsam, ne söylesem gerçekten bütün harfler, kelimeler anlamsız kalır yanlarında. Kitabın en beğendiğim yeriydi. Her şiiri (yazı-şiir) tekrar tekrar okuduğum, alıntılarını paylaştığım yetmeyip defterime yazdığım sayfalar.

Üçüncü bölüm: "Kybele'nin Son Oğlu" kitapların yakıldığı günlerden gelen, bir yasaklama bir karşılaşan, sözcüklerine kilit vurulmaya çalışıldığı için şair olmaya sözüm var yenilmeyeceğim diyerek başkaldıran bir adamın duygu boşalmalarıydı.

Ve kitabın bitişini gösteren beni üzen son bölüm: "Milattan Sonra"
MCMLXXX ve Eylüldür şiiri ile ne olduğunu tahmin edebilirsiniz.

O kadar yavaş okuduğum halde yine bittin yine üzdün. Şimdilik elveda sevgili Ahmet Erhan "Hep var olan yitikliğim benim".

Sema Öztürk, bir alıntı ekledi.
24 Mar 14:49 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

- Ben bir mısraa doymam da onun için için istemedim. Ben senden bir şiir ve şiirler bekliyorum. Benim için yazılmış şiirler.
-İçim onlarla dolu. Bir gün sana okuyacağım.

Selma ve Gölgesi, Peyami Safa (Sayfa 94)Selma ve Gölgesi, Peyami Safa (Sayfa 94)
Simurg Atlantis ELF (ϜϓſϞ), bir alıntı ekledi.
27 Oca 14:19 · Kitabı okudu

Şimdi ne düşünüyorum biliyor mu­sun? Dışarı çıktığım zaman kendime üç çalışma yeri yapacağım.
1. Çalışma odası. Burda sabahları senin için şiirler yazacağım.
2. Bir resim atölyesi. Burda ikindiye kadar senin resmini yapacağım.
3. Bir marangozhane. Burda akşamları sana cevizden, abanozdan çeşitli oyuncaklar oyacağım. Geceleri ayağının dibine oturup, evvela senin için yazılan şiirleri okuyacağım, sonra yapılan resimlerini gösteceğim, sonra oyuncaklarını vereceğim. Sen gülümseyeceksin. Ve bu kadarı bile bana yetecek. Ah, sev­gilim, sevgilim.

Piraye'ye Mektuplar, Nazım Hikmet RanPiraye'ye Mektuplar, Nazım Hikmet Ran

Adak-Ümit Yaşar Oğuzcan
Sana şiirler okuyacağım, gitme
Güneşler doğacak yalnızlığımdan
Sana bir ışık getireceğim
Büyük aydınlığımdan

Sana bir dolu umut getireceğim
Küçük ellerine sığmayacak
Sana Afrika gecelerini getireceğim
Sımsıcak

Sana çiçekler getireceğim
Bozulmuş güz bahçelerinden
Sana bir serinlik getireceğim
Yağmur tanelerinden

Sana avuç avuç yıldız getireceğim
Güneşimden başka
Sana engin denizlerin maviliğini getireceğim
Köpük köpük dalga dalga

Sana bir rüzgar getireceğim
Dağlardan, tepelerden
Gitme, sana zamanı getireceğim
Zamanın bittiği yerden

Adak
Sana şiirler okuyacağım, gitme
Güneşler doğacak yalnızlığımdan
Sana bir ışık getireceğim
Büyük aydınlığımdan

Sana bir dolu umut getireceğim
Küçük ellerine sığmayacak
Sana Afrika gecelerini getireceğim
Sımsıcak

Sana çiçekler getireceğim
Bozulmuş güz bahçelerinden
Sana bir serinlik getireceğim
Yağmur tanelerinden

Sana avuç avuç yıldız getireceğim
Güneşimden başka
Sana engin denizlerin maviliğini getireceğim
Köpük köpük dalga dalga

Sana bir rüzgar getireceğim
Dağlardan, tepelerden
Gitme, sana zamanı getireceğim
Zamanın bittiği yerden

Ümit Yaşar Oğuzcan

Sümeyra Gedikli, bir alıntı ekledi.
08 Kas 2017

Sana şiirler okuyacağım, gitme
Güneşler doğacak yalnızlığımdan
Sana bir ışık getireceğim
Büyük aydınlığımdan

Şiir Denizi 1, Ümit Yaşar OğuzcanŞiir Denizi 1, Ümit Yaşar Oğuzcan