Hatirazurde, Canım Aliye, Ruhum Filiz'i inceledi.
 2 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Etrafın seni sıktığı zaman kitap oku ..Ben şimdiye kadar her şeyden çok kitaplarımı severdim. Bundan sonra her şeyden çok seni seveceğim ve kitaplari beraber sevecegiz... Mektubun sadece bir kısmı .. duygularımın vücut bulmuş hali işte bu mektuplar. Hepsinu yazmak , paylaşmak isteği içindeyim ancak bu dahi fazla .. sabr .. şayet o gün gelirse heybemde onun icin söyleyeceğim çok sözüm yok sadece şudur söyleyeceğim ;
'Seni kitap koklar gibi seviyorum. Buna eminim çünkü ben çok sahaflar gezdim sana kavuşmak için '..

inci, bir alıntı ekledi.
 6 saat önce

Ne çok severim ...
Duha vaktine ve durgunlaşan geceye
andolsun ki,
Rabbi'n seni bırakmadı ve sana darılmadı.
(Duhâ: 3'den)

Su Üstüne Yazı Yazmak, Muhyiddin Şekur (Sayfa 68)Su Üstüne Yazı Yazmak, Muhyiddin Şekur (Sayfa 68)
Ilânihâye, bir alıntı ekledi.
9 saat önce

Kalbini dinle. O sana asla haram şeyler fısıldamaz. Her yaptığinı Allah'ın rızası için yap. Unutma ki onu bulunca her şeyi bulur, O'nu kaybedince her şeyden olursun. Unutma ki O'nun kulu olmasaydın, bir toz kadar bile kiymetin olmazdı..

Su Üstüne Yazı Yazmak, Muhyiddin ŞekurSu Üstüne Yazı Yazmak, Muhyiddin Şekur
Burcu'dan, Serenad'ı inceledi.
 22 saat önce · Kitabı okudu · 2 günde · 10/10 puan

Zülfü Livaneli'nin okuduklarım arasında en beğendiğim kitabı oldu Serenad. Serenad'ın tanıtım bülteninde
"Her şey, 2001 yılının Şubat ayında soğuk bir gün, İstanbul Üniversitesi'nde halkla ilişkiler görevini yürüten Maya Duran'ın (36) ABD'den gelen Alman asıllı Profesör Maximilian Wagner'i (87) karşılamasıyla başlar.

1930'lu yıllarda İstanbul Üniversitesi'nde hocalık yapmış olan profesörün isteği üzerine, Maya bir gün onu Şile'ye götürür. Böylece, katları yavaş yavaş açılan dokunaklı bir aşk hikâyesine karışmakla kalmaz, dünya tarihine ve kendi ailesine ilişkin birtakım sırları da öğrenir.

Serenad, 60 yıldır süren bir aşkı ele alırken, ister herkesin bildiği Yahudi Soykırımı olsun isterse çok az kimsenin bildiği Mavi Alay, bütün siyasi sorunlarda asıl harcananın, gürültüye gidenin hep insan olduğu gerçeğini de göz önüne seriyor." diyor Zülfü Livaneli. Aslında tanıtım bülteninde kitabı okumamış birisi için kitabın nelere değindiğini genel olarak güzel bir biçimde açıklamış.

Yakın tarihte gerçekleşen bir çok olayı, insanların içindeki akılalmaz nefreti ve kötülüğü öyle gerçekçi anlatmış ki Livaneli, kitapta anlattığı vahşeti okurken, insanlığın bitmediğine bir yerde iyi insanların var olduğuna dair bir umudumuz olmasını kitabın bir kaç yerinde aynı cümleyi tekrarlayarak sağlamış
“Bu dünyada sana kötülük yapmak isteyen insanlar çıkacak karşına ama unutma ki iyilik yapmak isteyenler de çıkacak. Kimi insanın yüreği karanlık, kimininki aydınlıktır. Geceyle gündüz gibi! Dünyanın kötülerle dolu olduğunu düşünüp küsme, herkesin iyi olduğunu düşünüp hayal kırıklığına uğrama! Kendini koru kızım, insanlara karşı kendini koru!"

Devletlerin çıkarları uğruna insanı insana düşman ettikleri bu düzende elbetteki iyi insanlar kadar kötü insanlarda var, fakat bu kötülük Yahudilere, Müslümanlara, Hristiyanlara özgü bir durum değil. Bir insanın Yahudi olması onu kötü yapmaz tıpkı Müslüman olmasının onu iyi yapmayacağı gibi. İyi ya da kötü, ahlaklı ya da ahlaksız, vicdanlı ya da vicdansız olmak bizim seçimlerimizdir, mensup olduğumuz toplumun değil. Keşke tüm toplumlarda kimlikten önce insanlık gelseydi, kimlikten önce vicdan gelseydi, kimlikten önce iyi kötü ayrımı gelseydi de yaşamın gerçeklerini kabullenmek, devletlerin tarihini okumak bu kadar zor ve acı verici olmasaydı. Belki o zaman gelecek nesillere bilimle, edebiyatla dolu bir tarih bırakır, tarih yazmak için, bir devletin gelecekte var olması, adından söz ettirmesi için kan dökmek gerekmediğini anlatabilirdik. Bizlerin bizden sonraki nesillere dini inanışın, etnik kimliğin, yaşanılan toprakların, insanların dostluk kurarken bakması gereken bir koşul olmadığını, onlara sevginin her şeyi güzelleştirebileceğini,yere düşen insanı kaldırırken ırkına, mezhebine, inanışına bakmamaları gerektiğini anlatmamız, öğretmemiz gerekirken, insanın(!) insanı yaktığı, insanın(!) insanı çıkarları uğruna öldürdüğü nefret ve kin dolu bir geçmiş bırakıyoruz.

Yazdığım yazı kitabın beni oradan oraya sürüklemesiyle ve yaşadığım karmaşık duyguları içimde tutamayıp tam inceleme sayılmayacak şekilde karaladığım satırlardır fakat bana birçok araştırma konusu veren, insanlık dışı bir çok olaya değinen bu kitabı tavsiye ediyor, sizlerin de beğeneceğinizi umuyorum.
Bu iç dökme yazısına Cahit Zarifoğlu'nun şu satırlarıyla son veriyorum:
" Burası dünya, ne çok kıymetlendirdik.
Oysa bir tarla idi; ekip biçip gidecektik."

Ne güzel şey hatırlamak seni,
Yazmak sana dair ,
..........
Nâzım Hikmet

Royem Şerli, Ben Sana Mecburum'u inceledi.
18 May 22:07 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Attila İlhan'ın kendisi gibi bu kitabı da ruhuma işledi. Zaten şiir, başlı başına bir karmaşa. Anlamak için görmek, yazmak için yaşamak gerek. Ve Attila İlhan tek başına bir şiir. Ondan kopan parçalar yazıya döküldüğündeyse ortaya bambaşka bir şey çıkıyor. Bence içinde mutlaka okunması gereken şiirler taşıyor.

Şeyma Öztürk, bir alıntı ekledi.
18 May 13:35

..sana, durup dururken yazmak zorunda kalmasaydım. bütün meselelerden kaçtığım gibi uzaklaşmasaydım senden de'

Tehlikeli Oyunlar, Oğuz AtayTehlikeli Oyunlar, Oğuz Atay
Melike, bir alıntı ekledi.
18 May 09:42 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Roman ya yazılır ya da yaşanır yavrum. Sana, olayın beni fena sardığını söyledim ama onu yazmak için değil, yaşamak için böyle oldum!

Çıplakları Giydirmek, Luigi Pirandello (Sayfa 12 - Epub)Çıplakları Giydirmek, Luigi Pirandello (Sayfa 12 - Epub)
Kübra Cört, bir alıntı ekledi.
18 May 00:39

Sevgili!
Aşkın şiirini yazmak isterdim sana; sana aşkı şiir ile yazmak isterdim... Aşkı seninle tanımlamak ister, aşkı sende tanımak isterdim.

Kitab-ı Aşk, İskender PalaKitab-ı Aşk, İskender Pala