Sustum...
Kelimeler sancılar taşıyarak bedenimin tâ derinine inerken sustum. Susmakla anladım güneşin doğuşunu ve batışını. Susmakla anladım kelimelerin anlamdan anlama geçişini. Ve Susmakla acı çektim. Kimseye duyurmadan sustum yandım kül oldum.

Mustafa YILDIZ, bir alıntı ekledi.
19 saat önce · Kitabı okudu · Puan vermedi

Acılar, sancılar, kıskançlıklar, kendini yemeler, boş umutlar, boş hayaller... İşte aşk tam olarak bu.

Aşk Köpekliktir, Ahmet ÜmitAşk Köpekliktir, Ahmet Ümit
Emine Nur Can, bir alıntı ekledi.
23 May 11:49

YAŞ 5 Anne ve babamın birbirlerine bağırmalarının beni ne kadar korkuttuğunu öğrendim.

YAŞ 7 Meşrubat içerken gülersem içtiğimin burnumdan geleceğini öğrendim.

YAŞ 12 Bir şeyin değerini anlamanın en iyi yolunun bir süre ondan yoksun kalmak olduğunu öğrendim.

YAŞ 13 Annemle babamın el ele tutuşmalarının ve öpüşmelerinin beni daima mutlu ettiğini öğrendim.

YAŞ 15 Bazen hayvanların kalbimi insanlardan daha fazla ısıttığını öğrendim.

YAŞ 18 İlk gençlik yıllarımın keder, şaşkınlık, ıstırap ve aşktan ibaret olduğunu öğrendim.

YAŞ 24 Aşkın kalbimi kırabileceğini ama buna değer olduğunu öğrendim.

YAŞ 33 Bir arkadaşı kaybetmenin en kestirme yolunun ona ödünç para vermek olduğunu öğrendim.

YAŞ 36 Önemli olanın başkalarının benim için ne düşündükleri değil benim kendi hakkımda ne düşündüğüm olduğunu öğrendim.

YAŞ 38 Eşimin beni hala sevdiğini, tabakta iki elma kaldığında küçüğünü almasından anlayabileceğimi öğrendim.

YAŞ 41 Bir insanın kendine olan güveninin, başarısını büyük oranda belirlediğini öğrendim.

YAŞ 44 Annemin beni görmekten her seferinde sonsuz mutluluk duyduğunu öğrendim..

YAŞ 46 Yalnızca minik bir kart göndererek bile birinin gönlünü aydınlatabileceğimi öğrendim.

YAŞ 49 Herhangi bir işi yaptığımdan daha iyi yapmaya çalıştığımda, o işin yaratıcılığa dönüştüğünü öğrendim.

YAŞ 50 Sevgi, evde üretilmemişse, başka yerde öğrenmenin çok güç olabileceğini öğrendim.

YAŞ 53 İnsanların bana, izin verdiğim biçimde davrandıklarını öğrendim.

YAŞ 55 Küçük kararları aklımla, büyük kararları ise kalbimle almam gerektiğini öğrendim.

YAŞ 64 Mutluluğun parfüm gibi olduğunu, kendime bulaştırmadan başkalarına veremeyeceğimi öğrendim.

YAŞ 70 İyi kalpli ve sevecen olmanın, mükemmel olmaktan daha iyi olduğunu öğrendim.

YAŞ 82 Sancılar içinde kıvransam bile başkalarına baş ağrısı olmamam gerektiğini öğrendim.

YAŞ 90 Kiminle evleneceğin kararının hayatta verilen en önemli karar olduğunu öğrendim.

YAŞ 95 Öğrenmem gereken daha pek çok şeyler olduğunu öğrendim.

Özdemir Asaf'ça, Özdemir AsafÖzdemir Asaf'ça, Özdemir Asaf

Sınavda Çıkmayacak Sorular
teşekkür ediyorlar, çok yaşıyorlar, işe geç kalmıyorlar
çeyrek altını önemsiyorlar, küresel ısınmayı ve beş çaylarını
ortadoğu’yu ihtiyaç halinde seviyorlar, gökdelenleri her haliyle
eve geç gelmeyi borsaya bağlıyorlar, geriye kalanları astrolojiye
“konuşan tartı”lardan korkmuyorlar bir de,

-ben bazen korkuyorum-

artis diyorlar erken ölenlere bir akşamüstü her yer kalabalık
her yer kalabalık, üzgünüz yeteri kadar ve rimbaud mahkemelerde sanık
sırayla ölüyor kumbarası kırılmış çocuklar, tez konusu bile değiller
içinde ortadoğu geçmeyince şiir de olmuyor, bir şeyler kahrolsun!
-işgal edilmiştir inandığımız tüm çiçekler!

stratejik bir aşk yaşıyorum devlet görmesin, keşişleri hemen soboleyin
bu saklambaç bizden uzak, kavimler göçü konumuz değil, seni seviyorum!
ideolojiler söylüyorum dünya kurtarmak isteyenlere ve çok rüya görüyorum
insanı anlamakla meşgulüz, üstelik görünürde hiç ipucu da yok
ben bazen korkuyorum, annem duruyor hemen kalbime
beni hep yanlış öldürüyorlar anne diyesim geliyor
sonra cihad geliyor aklıma, cihad’ı çok seviyorum
-ama bunları coğrafi keşiflerle açıklayamam-

çocuğu okula yazdırıyorlar, merkez sağ’ı ve dedikoduyu çok seviyorlar
üniter yapı diyorlar, uluslararası toplum, en az iki yabancı dil
minareler gölde ediyor, başka ihsan da istiyorlar
akşam ezanında eve giriyoruz, üzgünüz yani gereği kadar
demokraside ısrar ediyorlar bir de, ben rahatça ölsek diyorum.

yemeklerden sonra pişman oluyorlar, kravat takıyorlar, az seviyorlar
aşık olamıyorlar, çok şişmanlıyorlar ve hiç gülmüyorlar
-manavlar da şiire inansın diye kırmızıydı belki elmalar-
elmalar deyince aklıma annem geliyor ve taksitli sancılar
bir yanağın elma oluşunu,
devrik cümlelerle düşünüyorum…

-sigortalı bir işe girmeden âşık olunmuyor-

/Güven Adıgüzel/

Tubalasar, bir alıntı ekledi.
21 May 19:33 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

Ben ilk yaz türküleri söylerdim sana, Kerem ayaklı
Çalınırdı, dem tutardı sesime üç telli bir kırık saz
Sen sol yanıma sancılar bırakırdın Ferahnaz

Bu Türküyü Senle Söylemek Vardı, Celalettin Kurt (Sayfa 17 - Berikan Yayınevi)Bu Türküyü Senle Söylemek Vardı, Celalettin Kurt (Sayfa 17 - Berikan Yayınevi)
Şeyma Öztürk, bir alıntı ekledi.
20 May 19:46 · Kitabı okudu · 6/10 puan

‘Kenize Murad’ın söz ettiği bir olayı hatırlayalım: Filistin’li bir kadın hamile ve doğumu yaklaşmış. Sancı başlamış. Kocası, kadını ambulansla hastaneye götürürken bir kontrol noktasına geliyorlar. İsrail polisi keyfe keder saatlerce bekletiyor. Kadın doğum sancılarıyla kıvranıyor, bağırıyor. Bebek gelmek üzere. Kocası çılgına dönüyor. Polislere/askerlere bağırıyor. Adama ateş edip ağır yaralıyorlar. Bu kez sancılar içinde kıvranan kadın isyan ediyor. Onu da vuruyorlar. Bu arada doğum gerçekleşiyor. Apar topar hastaneye götürülüyorlar. Kadın ve adam ölüyor. Çocuk yaşıyor. Çocuk şu an Filistin’de ve gençliğe adım atmış.’

Başçarşı’da Karşılaşmak, Sadık Yalsızuçanlar (Sayfa 101 - Profil Yayıncılık, 2016.)Başçarşı’da Karşılaşmak, Sadık Yalsızuçanlar (Sayfa 101 - Profil Yayıncılık, 2016.)
Pol Gara, bir alıntı ekledi.
20 May 14:12 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Tüm bunlardan; Petroviç'e gelmeden, yani üç alıntıdan; öncesi...
Akakiy Akakiyeviç, evinden işe giden yolu var gücüyle koşarak arkasında bıraksa da kaç zamandır omuzlarında ve sırtında keskin sancılar hissediyordu. Meseleyi iyice düşündükten sonra kışlık paltosunun bir şekilde zarar görmüş olabileceği geldi aklına. Bu yüzden paltosunu evde güzelce yere yaydı ve onu dikkatlice inceledi. Haklıydı! İki üç farklı yerde, hatta tam da omuzları ve sırtına isâbet eden yerleri iyice eskimiş ve incelmişti. O kadar incelmişti ki yazlık bir kumaşa dönüşmüştü âdetâ. Öyle ki güneş içinden geçebilirdi. Astar yerineyse artık sâdece delikler vardı.

Palto, Nikolay Vasilyeviç Gogol (Sayfa 24 - İnsan Kitap, Klasikler Seçkisi 14, İnsan Yayınları, Çeviri: Nesibe Zeynep Koç, 1. Baskı Ağustos 2016, 2. Baskı Kasım 2017)))Palto, Nikolay Vasilyeviç Gogol (Sayfa 24 - İnsan Kitap, Klasikler Seçkisi 14, İnsan Yayınları, Çeviri: Nesibe Zeynep Koç, 1. Baskı Ağustos 2016, 2. Baskı Kasım 2017)))

Elif Şafak dili ve üslubuyla edebiyat dünyasında kendine yer edinmiş bir yazardır. Edebi yönünden ziyade dünya görüşü ve fikirlerini de açıklamaktan anlatmaktan çekinmemesi belkide onu çekici kılan başka bir yöndür. Elif Şafak bu kitabında otobiyografi roman türünün dersini vermiş adeta. Her insanın iç çekişmelerini öyle güzel karakterize etmiş ki kitabı okuduktan sonra sizde benzer yöntemlere başvurabiliyorsunuz. Aynı zamanda işlediği konu çerçevesinde değerlendirecek olursak kitap günümüz kadını için başlı başına bir motivasyon kaynağı. Hem Elif Şafak'ı tanımak - keza yazarlarda bizim gibi hayata dair sancılar çekebiliyormuş onu görmek için- hemde bu leziz anlatımdan faydalanmak istiyorsanız bir an evvel kitabı okumanızı tavsiye ederim.