1000Kitap Logosu

Şanlı Mazi

Halil İbrahim
bir alıntı ekledi.
Mazi!.. Biz bütün gönlümüzle sana bağlıyız. Çünkü sen yalnız geçmiş zamanı değil, gelecek zamanı da gösteriyor, gelecek günler için bize hız ve iman veriyorsun... Ey şanlı mazi!.. Ey büyük atalarımızın tarihe yazdığı zafer destanı!.. Burada sana söven soysuz köpekler de yetişmiyor değil... Fakat onlar bu ırkın, bu toprağın malı olmayan sefillerdir... Onlar "dün yok, bugün var" derler. Çünkü piçlerin dünü olmaz. Çünkü onların dünü karadır...
2
ebrar
bir alıntı ekledi.
Mezarlık
Şanlı bir târîhsin: Mâzî-i millet sendedir. Varsa ibret sendedir, hikmet de elbet sendedir; Devr-i İstîlâ durur yâdında, devlet sendedir! Çünkü hürriyet, hamâset sende, gayret sendedir, Zindegî zillettir artık, bence izzet sendedir!
10
    1876 yılının baharında Nurs’ta, Bitlis diyarında Vakt-i seher civarında Cihana buyur dediler   Bir çocuk ki çocuklara benzemez. Hiç ağlamaz, pek ihtimam istemez. Onu gören hayretini gizlemez. Bu çocuk serapa uğur dediler.   Sabaveti garip, mizacı çetin Teessür bilmiyor, her zaman metin Harika bir zekâ, şecî ve fatin On beşinde “Molla Meşhur” dediler.   İlim meclisleri dar geldi ona Bir sadık rüyada daldı ummana İ’caz-ı Kur’ân’ı bütün cihana En gür sadâ ile duyur dediler.   Şarkı gezmiş, garba gitmiş nush için Medreseyle mektebi hem sulh için Hizmet-i imana nefh-i ruh için Beklenen müceddid budur dediler.   İstanbul mislini görmemiş asla Eflatun müptedi ona kıyasla Her müşkülü halle ığlak-ı fasla Her suale cevap bulur dediler.   Davası maarif, talebi irfan Gözünde ne mevki, ne nam ü şan Yıldızdan da gelse almamış ihsan Böylesi cürete kusur dediler.   Hürriyete âşık, rehberi Kur'ân Sulhta hoca, savaşlarda kumandan Kaç kez idamına çıkmışken ferman Gelmemiş gönlüne fütur dediler.   İstiklal Harbini tebcil eylemiş Aksi fetvalara “muallel” demiş Hakkı tutmuş, daim hakkı söylemiş Zamanın Bedii odur dediler.   Yaşı varmaktadır 45 çağına Döner Van’a, çıkar Erek Dağı’na Marifet bahrine, irfan bağına Müştak olanlara buyur dediler.   Bir vehim ile nefyettiler yurdundan Tilmizleri mahzun firak derdinden Yollara döküldü beyler ardından Vermeyelim seni destur dediler.   Huzuru isteyen, fitneye düşman Sine-i millete olmakta revan Trabzon, İstanbul ve Antalya’dan İlk mekânı şehr-i Burdur dediler.   Nurun İlk Kapısı, Burdur mahsulü Aziz Isparta’nın misafir gülü Barla bağlarının şeyda bülbülü Sekiz sene burada dur dediler.   Aylarca yanına varan olmadı Garip hatırını soran olmadı Şikeste kalbini saran olmadı Bize de bir ziyan olur dediler.   Aradan haylice geçti bir zaman Huzuruna vardı bir genç kahraman Şefkat abidesi Sıddık Süleyman Emrinize geldim, buyur dediler.   Açıldı Kur’ân’ın hazineleri Saçıldı âleme defineleri Lem’alar’ı, Şualar’ı, Sözler’i Hâzâ Risale-i Nur, Nur dediler.   Takrirler harika, tebyizler âlem Matbaayı geçmiş Sav’da bin kalem Tehditler, tazyikler vermiyor elem Barla baştan başa huzur dediler.   Her gün genişleyen tedris halkası Bekir Ağa külliyatın postası Büyük Hafız Ali, Nur fabrikası Sabri santrale memur dediler.   Savlı Hacı Hafız, Refet ve Rüştü Gönüllere Nur’un sevgisi düştü Ağlayan milletin bahtı gülmüştü Herkes maksudunu bulur dediler.   Nurun semasında yıldız her biri Hulusi Bey, üç Feyziler, Tahiri Gönüller Nakşîdir, diller Kadirî Kalemlerden damlayan Nur dediler.   Sadakat burcunda bir necm-i neyyir Fena finnur olup gitmiş Zübeyir İhlâs deryasında Bayram’ı seyir Şefkat kahramanı Sungur dediler.   Tashih ile telif en mühim işi Gönüllü müstensih yüzlerce kişi Feragatte görülmemiş bir eşi Dakika fevt etmez gayyur dediler.   Medrese haline gelmiş zindanlar Nur’a feda olmuş nice civanlar Rütbe-i tahkike ermiş imanlar Okuyan mest, yazan mesrur dediler.   Eskişehir, Kastamonu, Denizli Fâş olmuş esrarı, kalmamış gizli Siyadet nakşiyle süzgün benizli Emirdağ’a etti mürur dediler.   Çalışkanlar hizmetine girmişler Er’lik sınavını güzel vermişler Ne çileler çekmiş, neler görmüşler Zahmetlidir hayrü’l-umur dediler.   Afyon mahkemesi son zulüm bendi Kinler kudurtuldu, hınçlar bilendi Bu mesele burada bitecek dendi Said bunda berdar olur dediler.   Afyon davasından aldı beraat Isparta’da eylediler ikamet Demokratla devr-i zulüm nihayet Yıkılır da mazi olur dediler   Sene altmış, ay mübarek Ramazan Isparta’dan mahfice olmuş revan Urfa’da bir görülmemiş heyecan Ey şanlı misafir buyur dediler   Reddetmedi ziyarete geleni Yandı hararetten nahif bedeni Herkes ile helalleşti aleni Hal diliyle sefer olur dediler.   Ramazan yirmi beş, bitmekte gece Dudaklarda düğüm düğüm bir hece Bayram başucunda durur sessizce Üstad dalgın, belki uyur dediler.   Urfa’nın üstüne çöktü bir figan İrtihal eylemiş Bediüzzaman Ufulüne ağlamakta asuman İstikbale gelmiş tuyur dediler.   Dergâhta misafir oldu bir zaman Bir semt-i meçhule gitti oradan Kader mezarını eyledi pinhan Vasiyeti etti zuhur dediler. Bediüzzaman Said Nursî
1
6