• SORMA MEZHEBİMİZİ
    Sorma be birader mezhebimizi
    Biz mezhep bilmeyiz yolumuz vardır
    Çağırma meclis-i riyaya bizi
    Biz şerbet bilmeyiz dolumuz vardır
    Biz müftü bilmeyiz fetva bilmeyiz
    Kıl ü kal bilmeyiz ifta bilmeyiz
    Hakikat bağında hata bilmeyiz
    Şah-ı Merdan gibi ulumuz vardır
    Bizlerden bekleme zühd ü ibadet
    Tutmuşuz evvelden rah-ı selamet
    Tevalla olmaktır bize alamet
    Sanma ki sağımız solumuz vardır
    Ey zahit surete tapma hakkı bul
    Şah-ı velayete olmuşuz hep kul
    Hakikat şehrinden geçer bize yol
    Başka şey bilmeyiz Ali'miz vardır
    Nesimi esrarı faş etme sakın
    Ne bilsin ham ervah likasın hakkın
    Hakk'ı bilmeyene Hak olmaz yakın
    Bizim Hak katında elimiz vardır
  • Sanma ki derdim güneşten ötürü;
    Ne çıkar bahar geldiyse?
    Badem çiçek açtıysa?
    Ucunda ölüm yok ya.
    Hoş olsa da korkacak mıyım zaten
    Güneşle gelecek ölümden?
    Ben ki her nisan bir yaş daha genç,
    Her bahar biraz daha aşığım;
    Korkar mıyım?
    Ah, dostum, derdim başka...
  • İnsanlar senin kalbini kırmışsa üzülme! Rahman(cc) ‘Ben kırık kalplerdeyim’ buyurmadı mı? O halde ne diye üzülürsün ey can? Gündüz gibi ışıyıp durmak istiyorsan; Gece gibi kapkaranlık nefsini yak!.. ’Derdim var’ diyorsun; Dert insanı Hakk’a götüren Burak’tır; sen bunu bilmiyorsun. Sanma ki dert sadece sende var. Şunu bil ki; Sendeki derdi nimet sayanlar da var. Umudunu yıkma; Yusuf’u hatırla. Dert nerede ise deva oraya gider. Yoksulluk nerede ise nimet oraya gider. Soru nerede ise cevap oraya verilir. Gemi nerede ise su oradadır. Suyu ara, susuzluğu elde et de sular alttan da yerden de fışkırmaya başlasın. Dünya malı Allah’ın tebessümüdür: ona bak! Ama sarhoş olma…

    Lâ tahzen! Irmağa deniz, denize okyanus sığmaz.. ‘Aşık’ olmayana anlatsan da ‘Ben’, ‘Sen’ anlamaz. ‘Hakk’a ulaşmak için yoldur’ desen kimse inanmaz… Gönlünde zerre-i miskal şems olmayan; Yanmaz, yanamaz… Ayağın kırıldı diye üzülme! Allah senden aldığı ayak yerine belki sana kanat verecek. Kuyu dibinde kaldın diye üzülme! Yusuf kuyudan çıktı da Mısır’a sultan oldu, unutma! İstediğin bir şey; olursa bir hayır, olmazsa bin hayır ara… Geçmiş ve gelecek insana göredir. Yoksa hakikat âlemi birdir. Bu âlem bir rüyadır. Zanna kapılma ey can! Rüyada elin kesilse de korkma, elin yerindedir. Dünya bir rüya ise, başına gelen felaketler de geçicidir. Neden çok üzülürsün ki? Herşey üstüne gelip seni dayanamayacağın bir noktaya getirdiğinde sakın vazgeçme: Çünkü orası gidişatın değişeceği yerdir. Bu âlemin, bu kâinatın kitabı sensin: Aç da kendini oku ey can! Kâinatın en uzak köşesi, senin içinde ufak bir nokta… Ama sen bunun farkında bile değilsin. Derdin ne olursa olsun korkma! Yeter ki umudun Allah olsun… Herkes bir şeye güvenirken; Senin güvencen de Allah olsun. Hiçbir günah, Allah’ın yüce merhametinden büyük değildir ama; Sen yine de günah işlememeye bak!

    Lâ tahzen! Derdin ne olursa olsun bir abdest al, nefes gibi… Ve bir seccade ser odanın bir köşesine, otur ve ağla, dilersen hiç konuşma… O seni ve dertlerini senden daha iyi biliyor unutma. Dua ederken O’na kırık bir gönülle el kaldır. Çünkü Allah’ın merhamet ve ihsanı, gönlü kırık kişiye doğru uçar. Sopayla kilime vuranın gayesi, kilimi dövmek değil, tozu kovmaktır. Allah tozunu alıyor diye, niye kederlenirsin ey can!?

    Lâ tahzen! Bir şey olmuyorsa: Ya daha iyisi olacağı için, ya da gerçekten olmaması gerektiği için olmuyordur. Şu uçan kuşlara bak! Ne ekerler, ne biçerler… Onların rızkını düşünen Allah; Seni mi ihmal edecek sanırsın! Yeter ki sen istemeyi bil… Belalar sağanak yağmurlar gibi yağar. Ancak başını ona tutabilenler aşk kaydına geçerler. Belâ yolunda muayyen bir menzildir âşık. Her nereden gam kervanı gelse de.. Aşk derdinde olan kişi; Baş derdinde değildir… Yapılma, yıkılmadadır; Topluluk, dağınıklıkta; Düzeltme, kırılmada; Murat, muratsızlıktadır; Varlık, yoklukta gizlidir… Ne kötüdür insanın aklıyla yüreği arasında çaresiz kalması. Ne kötüdür zamanın bir an kadar yakın, bir asır kadar uzak olması. Ve bilir misin? Ne acıdır insanın bildiğini anlatamaması.. ’Ben’ deyip susması… ’Sen’ deyip ağlamaklı olması… Eğer sen Hak yolunda yürürsen, senin yolunu açar, kolaylaştırırlar. Eğer Hakk’ın varlığında yok olursan, seni gerçek varlığa döndürürler. Benlikten kurtulursan o kadar büyürsün ki âleme sığmazsın. İşte o zaman seni sana, sensiz gösterirler. Sevginin diğer bir adı da sabırdır: Açlığa sabredersin adı ‘oruç’ olur. Acıya sabredersin adı ‘metanet’ olur. İnsanlara sabredersin adı ‘hoşgörü’ olur. Dileğe sabredersin adı ‘dua’ olur. Duygulara sabredersin adı ‘gözyaşı’ olur. Özleme sabredersin adı ‘hasret’ olur. Sevgiye sabredersin adı ‘Aşk’ olur…

    Ne istersem ben Mevlâ’dan isterim. Verirse yüceliğidir. Vermezse imtihanımdır… Allah’tan bir şey istersen: Kapı açılır, sen yeterki vurmayı bil!… Ne zaman dersen bilemem ama, açılmaz diye umutsuz olma, yeterki o kapıda durmayı bil…!”(Hz.Mevlana Celaleddin Rumi)
  • Sanıyorsun ki,
    Unutamadıklarının aklındasın...
    Sanıyorsun ki,
    Özlediklerin hasretinle yanıyor...
    Sanıyorsun ki,
    Senin canın yanıyor diye birileri acı çekiyor...
    Sanma!!!
    Herkesi kendin gibi sandığın için,
    Geldi tüm bunlar başına...
  • “Sanma ki pek çoksun” dedi meczup, “aslında hiç yoksun!”

    Gökhan Özcan
  • bir yarayım ben bir yara
    kanadıkça yarılan
    nafile bunca kelime bunca şiir
    hangi söze sığar bunca çığlık
    bu hüzzam bu keman bu mülteci
    sanma ki kapanır eski defterler
    sararsa da eski yaprakları samansı
    canlanıverir bir süzük bakışta
    bir dokunuşta,ne varsa
    sakladığı,saçar ortalığa