Stoacılar, olumsuz bir duygu olduğu için kederin hep karşısında olmuştur. Ama ayıı zamanda, farkındadırlar ki sıradan insanlar olduğumuzdan, kaçınılmaz olarak șu hayatta mutlaka bir miktar keder de duyarız, korku, endişe, öfke, nefret, utanç hatta haset de. Işte stoacıların amacı da kederi yok etmek değil, mümkün mertebe azaltmaktır.
acısını kısa vadede dindirebilir belki ama aylar hatta yıllar sonra ortaya çıkıp kendisini mahvedebilecek "ertelenmiş bir
yasın" zeminini de hazırlamış olur.
Epiktetos'tan alınmış olabilir (ki muhtemelen de öyledir): "Üçüncü kuralım, her zaman yazgıdan çok kendimi yenmeye, dünyanın düzenini değiştirmekten çok arzularımı değiştirmeye çalışmak ve genellikle düşüncelerimiz dışında herhangi bir şeye tümüyle egemen olamayacağımıza göre, dışımızdaki şeylerle ilgili elimizden geleni yaptıktan sonra, geri kalan her şeyin, hiç değilse bizim açımızdan mutlaken olanaksız olduğuna inanmaya alışmaktır."
Seneca'nın şu yorumu akıllarından asla çıkmaz: "Ne dilerse elde etmek kimsenin harcı değildir" ama "noksanı arzu etmeyip payına düşenden neşeyle istifade etmeye" herkesin gücü yeter.