• There's absolutely nothing admirable or confident about indifference. People who are indifferent are lame and scared. They're couch potatoes and internet trolls. In fact, indifferent people often attempt to be indifferent because in reality they give way too many fucks. They give a fuck about what everyone thinks of their hair, so they never bother washing or combing it. They give a fuck about what everyone thinks of their ideas, so they hide behind sarcasm and self-righteous snark. They're afraid to let anyone get close to them, so they imagine themselves as some special, unique snowflake who has problems that nobody else would ever understand.
    Indifferent people are afraid of the world and the repercussions of their choices. That's why they don't make any meaningful choices. They hide in a gray, emotionless pit of their own making, self-absorbed and self-pitying, perpetually distracting themselves from this unfortunate thing demanding their time and energy called life.
    Because here's a sneaky truth about life. There’s no such thing as not giving a fuck. You must give a fuck about something. It’s part of our biology to always care about something and therefore to always give a fuck.
    The question, then, is, What do we give a fuck about? What are we choosing to give a fuck about? And how can we not give a fuck about what ultimately does not matter?
  • Burun adlı hikayesine bayıldım :) palto'yu daha önce okumuştum. "Gogol'un paltosundan düşmek" şeklinde deyimleşmiş efsane bir öykü zaten fazla söze gerek yok. Anı Defteri hikayesi de oldukça güzel. Gogol ne yazsa beğenirim, hiciv sarcasm denilince eline kimse su dökemez.
  • https://youtu.be/3dnzLM_N-2Q

    Pink Floyd - Another Brick In The Wall

    We don't need no education.
    Eğitimsizliğe ihtiyacımız yok.

    We don't need no thought control.
    Düşünce kontrolsüzlüğüne ihtiyacımız yok.

    No dark sarcasm in the classroom.
    Sınıfta küçük düşürülmeyi istemiyoruz.

    Teacher, leave those kids alone.
    Ögretmen, rahat bırak çocukları.

    Hey, Teacher, leave those kids alone!
    Hey, öğretmen, çocukları rahat bırak!

    All in all it's just another brick in the wall.
    Böyle olduğu sürece, hepsi duvardaki bir tuğladan ibaret.

    All in all you're just another brick in the wall.
    Böyle olduğu sürece, duvardaki bir tuğladan ibaretsin.
    We don't need no education.
    Eğitime ihtiyacımız yok.

    We don't need no thought control.
    Düşünce kontrolüne de.

    No dark sarcasm in the classroom.
    Sınıfta küçük düşürülmeyi istemiyoruz.

    Teachers, leave those kids alone.
    Ögretmen, rahat bırak çocukları.

    Hey, Teacher, leave those kids alone!
    Hey, öğretmen, çocukları rahat bırak!

    All in all you're just another brick in the wall.
    Böyle olduğu sürece, hepsi duvardaki bir tuğladan ibaret.

    All in all you're just another brick in the wall.
    Böyle olduğu sürece, hepsi duvardaki bir tuğladan ibaret.
  • Bir ömre yüzlerce eser sığdırmış Türk edebiyatının en velut yazarlarındandır Aziz Nesin. Hakkında açılmış onlarca dava, haksız yere hapis yatma ve “bir kesim “ tarafından tecrit edilme... Tüm bunlar onu üretmekten mahrum etmemiş ,aksine kendisi mizah oklarını incelikli eserleri vasıtasıyla muhataplarının benliğine nokta atışıyla isabet ettirmeyi bilmiştir. Yazarımız , mizah ile ilgili görüşlerini ise şöyle dile getirmiştir: “ Mizah deyince halk yararına işlevi olan görevci mizahı anladığımı baştan söylemeliyim. Beni mizah yazarlığına iten etken, o günlü ortamın koşullarında. Kısaca şunu söyleyim :Genellikle yoksunluk ve yoksulluk, yaşamından gelen bir kızgınlık ,öfke bir hınç alma biçimidir mizah...”
    Bu görüşleri ışığında, toplam on sekiz öyküden oluşan “Bay Düdük” hakkında birkaç söz söyleyeceğim. Kitabımız , aynı zamanda eserin de adı olan Bay Düdük ile başlıyor bana kalırsa en dikkat çekici öykü de bu. Sebebi ise, öykünün toplumumuzda hiçbir vasfa sahip olmadan bir yolunu bulup işini rayına koyan insanları ve bu insanlara sırf makam mevki korkusundan çanak tutan sevgili insancıklarımızın hazin durumunu anlatması.( Her çağın sorunu değil mi zaten güce tapınmak... )Bu öykü, bir düdüğün -eğer öttürmesini bilirsen -nelere kadir olabileceğini bir çırpıda gözler önüne seriyor. Yine kitabın en dikkat çekici bir diğer hikâyesi olan Yeşil Şapkanın Evrakı , devlet kurumlarında işlerin nasıl “işlemediğini” tam anlamıyla sarcasm denilen acı alay tekniği ile lafı eğip bükmeden , korkmadan cesurca dile getiriyor . Fişe Giren Çıkmaz’da ise bir kere adın polis kaydına geçtiğinde fiziki mahkumiyetten kurtulsan dahi ölene kadar psikolojik mahkumiyetten kurtulamayacağın anlatıyor. -sonuçta , izahı olmayan şeylerin mizahı olur - Aziz Nesin, tüm bunları anlatırken de sade bir üslûp ancak kendine özgü kelimeler kullanıyor. Son olarak ;Türk Edebiyatı çok özel yazarları barındıran koca bir umman , Aziz Nesin de bu sonsuz ummanın en değerli parçalarındandır diyorum. Etkinliği başlatan arkadaşlara teşekkürlerimi sunuyor ve yazımı burada bitiriyorum.
  • "Dünyadaki tüm ikilemler arasında kuşkusuz ki en absürt olanı, bize hayat veren genomun kaçınılmaz biçimde de bu hayatı alıp götürmesidir."

    - Greg Gibson -