• ... Zaten bu oğlanın, hastanede karıştığına ilişkin derin şüphelerim vardı! benim; karı, doğa kanunlarına inat sarı lacivert akan Kanarya Rıfkı’nın oğlu Galatasaraylı olsun… İnanılacak şey miydi bu?

    ... Karımın Galatasaraylı olduğunu, nikâh günü öğrenmiştim. Oğlan da onun kanını almıştı besbelli…
  • Kaynak: http://www.kendinleilgilen.com/...ka-testi_28.html?m=1

    Genel bilgi testi. yaş 9.

    Psikolog - İstanbul'u kim fethetti?
    Çocuk - Recep Tayyip Erdoğan.
    Psikolog - eee, hmm peki ampulü kim buldu?
    Çocuk - (hiç düşünmeden) ak parti!
    -----
    Psikolog - etini yediğimiz iki hayvanın ismini söyler misin?
    Çocuk - inek.
    Psikolog - başka?
    Çocuk - (uzun süre düşünür) bir de domuz ama sakın anneme söylemeyin.
    -----
    Psikolog - eşeğin yavrusuna ne denir?
    Çocuk - söyleyemem çok ayıp.
    -----
    Psikolog - Türkiye'nin komşularından 3 tanesini sayar mısın?
    Çocuk - Türkiye'nin komşusu yok, hepsi düşman!

    Sözcük dağarcığı testi, 7. test, yaş 10.

    Psikolog - fener nedir?
    Çocuk - fenerbahçe! sarı kanarya! aziz başkan!
    -----
    Psikolog - Türkiye'de kaç tane bölge vardır?
    Çocuk - son aldığım duyumlara göre 1000 civarı.
    -----
    Psikolog - mektup zarfına neden pul yapıştırılır?
    Çocuk - süs olsun, güzel gözüksün diye.
    -----
    Daha test başlamadan doğum ve okul bilgileri alınmaktadır.
    psikolog - doğum tarihini söyler misin?
    çocuk - neden?
    psikolog - ee şey öğrenmem lazım.
    çocuk - neden?
    psikolog - çünkü yaşına göre sorular sorucam.
    çocuk - tamam ama kimseye söyleme.
    psikolog - peki?!?
    çocuk - bak söz ver bana.
    psikolog - tamam söz.
    çocuk - söylersen çok fena olur. benim bütün şifrelerim doğum tarihim.
    psikolog - oldu, söylemem.
    çocuk doğum tarihini söyler, psikolog tam yazarken çocuk psikologun elinde kalemi ani bir hamleyle alır.
    çocuk - napıyosun sen ya??? bi de yazıcakmısın oraya? sonra herkes görsün dimi? sen beni aptal mı sandın??
    test falan yapılmaz.
    -----
    sözcük dağarcığı testi.
    Psikolog - kumar ne demek?
    Çocuk - babamın annemden gizli gizli oynadığı şey.
    -----
    Genel bilgi testi. yaş 6.
    Psikolog - ampulü kim buldu?
    Çocuk - ben Türklerin bulmasını çok isterdim ama maalesef gavurlar buldu.
    -----
    Genel bilgi testi, yaş 12.
    Psikolog - İstanbul'u kim fethetti?
    Çocuk - Ahmet sultan! yok yok Mehmet sultan! ayy hayır o diil, Eyüp sultan!!!
    -----
    Yargılama testi, yaş 14.
    Psikolog - parmağını kanatırsan ne yapman gerekir?
    Çocuk - hastaneye giderim, ameliyat olurum, parmak nakli yaptırırım.
    -----
    Yargılama testi, yaş 11.
    Psikolog - komşunun penceresinden duman ve ateş çıktığını görsen ne yaparsın?
    Çocuk - itfaiyeyi ararım, anneme söylerim, komşuya haber veririm, telaş yaparım.
    Psikolog - evet sakın telaş yapmayı unutma.
  • ...


    Birbirimizin ışıktan kaçıracak yerlerimiz yoktu. Az ışıkta da çok ışıkta da değişmezdik. Hep tıpkı 
    kalırdık.
    Orda buluşmayı severdik yalnız.
    Sarı bir kuşları vardı.
    Adına kanarya derlerdi. Küçük bir kafeste odayı doldururdu.
    «Ama ben onların ölümlü, yanılgan insan,
    Geçen ve bir daha geri gelmeyen bir rüzgâr
    olduklarını unuttum.»
    Çünkü unutmak bana göreydi.
    Çünkü ben de ölümlüydüm. Ben, Yekta, bunu pek hoş buluyordum.
    Bu unutmak değildi, içinde olmaktı onun.
    Önceleri daha iyi mi idi, bilmiyorum.
    Gidip geldiğim,
    Durulduğum koyu geceler vardı. Yıkık değildim.

    ..
  • Evlerle tanışırız.Yürürken sanki hepsi beni selamlamak için sokakta sıraya dizilir ve bütün o pencereleriyle bana bakıp benimle sohbey ederlerdi : " Merhabalar ;sağlığınız nasıl ? Ben Tanrıy'ya şükür gayet iyiyim , mayısta da bir kat çıkacaklar , " ya da "Nasılsınız ? Yarın bir onarım göreceğim de , öyle korkuyorum ki ." Aralarında sevdiklerim , yakın dostlarım vardı ; bunlardan biri , bu yaz bir mimarın elinden geçecekti . Her gün özellikle evin önünden geçmeliydim ki , ustalar yanlış iş yapmasın, Tanrı saklasın!.. Ama o açık pembe, güzel mi güzel, sevimli evin başına gelenleri asla unutmayacağım. Ufacık, taş bir evdi , bana hep dostça bakardı; hantal komşularının yanındaki mağrur duruşunu görünce, evin yanından gecerken bile yüreğime mutluluk doluyordu .Bir gün , geçen hafta , yine o yoldan geçerken dostlarıma baktım ve birden acı bir haykarış duydum: "Beni sarıya boyuyorlar!" Şeytanlar ! Barbarlar ! Hiçbir şey ellerinden kurtulamamıştı: ne sütunlar , ne saçaklar; kanarya gibi sapsarı olmuştu dostum! Sırf o olay nedeniyle sarıdan hiç hoşlanmam , zaten o günden beri de Sari İmparatorluk'un rengine boyanarak güzelliğinden edilmiş o zavallı dostumu görmeye icim el vermedi .
  • seslen bana
    senin sesin iyidir.
    hüznün o samimi sonunda yeşeren
    garip otun sesidir senin sesin.

    bu suskun asrın boyutlarında ben,
    bir sokağın metindeki tasnif idraki tadından daha yalnızım.
    gel ve yalnızlığımın ne kadar büyük olduğunu anlatayım sana.
    ve benim yalnızım öngörmezdi eskiden, surların gece baskınını

    ve aşkın biricikliği işte bundandır.
    kimsecikler yok,
    gel işte ne olur, kaçıralım hayatı
    iki görüşme esnasında paylaştıralım o vakit.
    gel taşın halinden birlikte bir şey anlayalım.
    gel bazı şeyleri erkenden görelim ne olur?
    bak saatin havuzu yüzeyinde ateşli akrepler
    zamanı dönüşe mahpus kılıyor.
    gel ve su ol, bir kelime gibi suskun cümlemde.
    gel ve erit aşkın nurlu cürmünü avuçlarımda.

    ısıt beni!

    bu bildiğiniz karanlık sokaklarda
    ben şüphenin vuruşu ile kibritin karşılaşmasından korkarım.
    ben asrın beton yüzünden korkmaktayım.
    gel ki artık korkum geçsin
    kanlı toprakları vinçlere mera olan şehirlerden.
    çeliğin yüceldiği bu çağda
    bir kapı gibi aç beni
    yere inen armutun yüzüne.
    sürtünen demirlerin uzağında
    uyut beni bir ağaç dalı altında.
    seslen bana,
    sabah madeninin kaşifi geldiğinde.

    ve ben,
    parmaklarının arkasındaki leylakın doğumu ile uyanacağım
    ve o zaman,
    ben uyurken düşen bombalann hikayesini anlat.
    anlat hikayesini ben uykudayken ıslanan renklerin
    söyle bana, kaç martı uçtu denizin üstünden
    tank tekerleğinin çocuğun rüyasını çiğnediği o hengamede?

    kanarya sarı nida ipini
    hangi barış duygusuna kanarak bağladı.
    de bana! yoldan Benaris’e hangi masum cisimler indiler?
    hangi ilim, müsbet müziğe barutun kokusunu taşıdı?
    nasıl bir idrak ekmeğin meçhul tadından
    risaletin lezzeti üzerine damladı.

    ve o zaman ben, sıcaklığın duruşundan yansıyan iman gibi
    seni bir bağın başlangıcında göstereceğim.
  • seslen bana
    senin sesin iyidir.
    hüznün o samimi sonunda yeşeren
    garip otun sesidir senin sesin.

    bu suskun asrın boyutlarında ben,
    bir sokağın metindeki tasnif idraki tadından daha yalnızım.
    gel ve yalnızlığımın ne kadar büyük olduğunu anlatayım sana.
    ve benim yalnızım öngörmezdi eskiden, surların gece baskınını

    ve aşkın biricikliği işte bundandır.
    kimsecikler yok,
    gel işte ne olur, kaçıralım hayatı
    iki görüşme esnasında paylaştıralım o vakit.
    gel taşın halinden birlikte bir şey anlayalım.
    gel bazı şeyleri erkenden görelim ne olur?
    bak saatin havuzu yüzeyinde ateşli akrepler
    zamanı dönüşe mahpus kılıyor.
    gel ve su ol, bir kelime gibi suskun cümlemde.
    gel ve erit aşkın nurlu cürmünü avuçlarımda.

    ısıt beni!

    bu bildiğiniz karanlık sokaklarda
    ben şüphenin vuruşu ile kibritin karşılaşmasından korkarım.
    ben asrın beton yüzünden korkmaktayım.
    gel ki artık korkum geçsin
    kanlı toprakları vinçlere mera olan şehirlerden.
    çeliğin yüceldiği bu çağda
    bir kapı gibi aç beni
    yere inen armutun yüzüne.
    sürtünen demirlerin uzağında
    uyut beni bir ağaç dalı altında.
    seslen bana,
    sabah madeninin kaşifi geldiğinde.

    ve ben,
    parmaklarının arkasındaki leylakın doğumu ile uyanacağım
    ve o zaman,
    ben uyurken düşen bombalann hikayesini anlat.
    anlat hikayesini ben uykudayken ıslanan renklerin
    söyle bana, kaç martı uçtu denizin üstünden
    tank tekerleğinin çocuğun rüyasını çiğnediği o hengamede?

    kanarya sarı nida ipini
    hangi barış duygusuna kanarak bağladı.
    de bana! yoldan Benaris’e hangi masum cisimler indiler?
    hangi ilim, müsbet müziğe barutun kokusunu taşıdı?
    nasıl bir idrak ekmeğin meçhul tadından
    risaletin lezzeti üzerine damladı.

    ve o zaman ben, sıcaklığın duruşundan yansıyan iman gibi
    seni bir bağın başlangıcında göstereceğim.
    Federico Garcia Lorca
    Sayfa 54 - Balkon Sanat Yayıncılık - Birinci Basım - Ocak, 2011 - Çeviren: Faysal Soysal
  • Cihat'ın kanarya sarısı renklerinde bir kazağı vardı. Seyirciler bu kazağından ötürü ona "Kanarya" dediler. Sonra da "Sarı kanaryalar" Fenerbahçe'nin simgesi oldu.
    Haluk Hergün
    Sayfa 22 - Ntv