• Şarkılar seni söyler, dillerde nağme adın...🎶
  • "Şarkılar seni söyler,dillerde nağme adın.."
  • --Neşet Ertaş, ankara'da pavyonlarda çalıştığı sırada, yine kendisi gibi pavyonda şarkı söyleyen leyla adında bir kadına aşık olur. neşet ertaş'ın kendisi gibi sanatçı olan babası muharrem ertaş, ankara'ya radyoda bozlak okumaya geldiğinde bu aşktan haberdar olur, neşet ertaş'ın leyla ile evlenme isteğine karşı çıkar ve şu türküyü yazar.

    "temiz ruhlu, saf kalplisin şöhretsin
    hakkın vardır evlenmeye evladım
    mevlam sana yapanları kahretsin
    aslı bozuk alma dedim evladım

    dokunsalar nazif tene kir gelir
    bizden önce ceddimize ar gelir
    köle olmak şanımıza zor gelir
    aslı bozuk alma dedim evladım"

    --neşet ertaş, babasının leyla'ya "aslı bozuk" demesine çok üzülür ve o da bir türküyle karşılık verir;

    "ulu arıyorsan analar ulu
    sevmişiz biz onu olmuşuz kulu
    analar insandır biz insanoğlu
    aslı bozuk deme gel şu insana

    aşkı kimden aldın sevgiyi kimden
    aslı bozuk deme gel şu insana
    soracak olursan eğer ki benden
    aslı bozuk deme gel şu insana

    yazımızı felek yazdı mevlâdan değil
    senin dediklerin evladan değil
    her hata suç bende leylâ’dan değil
    aslı bozuk deme gel şu insana"

    --babasının gönlü olmamasına rağmen neşet ertaş, leyla ile evlenir ve babasından sitem dolu bir cevap gelir;

    "küsmedim neşedim kahrettim sana
    baban değil miydim sormadın bana
    olan olmuş yavrum ne deyim sana
    sen aklını yitirmişin evladım"

    --neşet ertaş babasına darıldığı bu dönemde, iki büyük nimetim var türküsünü yazar. bu türküde anasını ve yarini över.

    "iki büyük nimetim var
    biri anam biri yarim
    ikisine de hörmetim var
    biri anam biri yarim

    ana deyip de geçilmez
    o yar anadan seçilmez
    ikisine de kıymet biçilmez
    biri anam biri yarim

    birisi var etti beni
    birisi yar etti beni
    ikisinin de birdir yari
    biri anam biri yarim"

    --neşet ertaş ile leyla 10 yıl evli kalırlar. bu süreçte leyla da şarkılar söyler, ünlenir, kaset yapar ama mutlu olamaz. neşet ertaş askere gider ve döndüğünde boşanırlar. neşet ertaş kesinlikle leyla'ya toz kondurmaz ve bunu türkülerinde dile getirir.

    amanın leyla leyla

    "merhamet eyle yarim eyle yarim eyle
    suçum nedir bilmiyom da amanın leyla...
    ne ise söyle yarim söyle söyle yarim söyle"

    hata benim

    "bilemedim kıymetini kadrini
    hata benim günah benim suç benim
    eliminen içtim derdin zehrini
    hata benim günah benim suç benim

    bir günden bir güne sormadım seni
    körümüş gözlerim görmedim seni
    boşa mecnun eylemişim ben beni
    hata benim günah benim suç benim

    kendim ettim kendim buldum

    "kendim ettim kendim buldum
    gül gibi sarardım soldum eyvah
    bilmez yar halımdan bilmez akan gözyaşlarım silmez
    bir kere yüzüme gülmez eyvah"

    --ve en sonunda o inanılmaz türkü evvelim sen oldun ahirim sensin gelir.

    "cahildim dünyanın rengine kandım
    hayale aldandım boşuna yandım
    seni ilelebet benimsin sandım

    ölürüm sevdiğim zehirim sensin
    evvelim sen oldun ahirim sensin

    sözüm yok şu benden kırıldığına
    gidip başka dala sarıldığıma
    gönülüm inanmıyor ayrıldığına

    gözyaşım sen oldun kahirim sensin
    evvelim sen oldun ahirim sensin

    garibim can yıkıp gönül kırmadım
    senden ayrı ben bir mekan kurmadım
    daha bir gönüle ikrar vermedim

    batınım sen oldun zahirim sensin
    evvelim sen oldun ahirim sensin"

    --neşet ertaş şu dizelerle leylasına "mezarıma gelme" dese de leyla ertaş, ustanın mezarını ziyaret etmiş, dua okumuş ve gözyaşı dökmüştür.

    niye çattın kaşlarını

    "niye çattın kaşlarını
    bilmiyom yar suçlarımı
    ben ölürsem saçlarını
    yolma gayrı yolma leyli leyli

    ben yandım aşkın narına
    meyletmem dünya malına
    ölürsem de mezarıma
    gelme gayrı gelme leyli leyli"

    --vasiyeti üzerine babasının ayağının ucuna gömülen neşet ertaş'ın mezar taşında şunlar yazar;

    sakın ola ha insanoğlu,
    incitme canı incitme.
    her can bir kalp hakka bağlı,
    incitme canı incitme.
    "saygı, sevgi,hoşgörü..."
    "garip"
  • DÜŞÜNCELER
    Durmaksızın yürüyorum bu kıyılarda,
    kumla köpüğün arasında.
    Yükselen deniz ayak izlerimi silecek,
    rüzgar köpüğü önüne katacak,
    ama denizle kıyı daima kalacak.

    Bugünün acısı, dünün hazzının anısıdır.

    Anımsamak bir tür buluşmadır.
    Unutmak ise bir tür özgürlük.

    Yüreğimdeki mühür
    kalbim kırılmadan çözülebilir mi?

    Sevgililer birbirlerinden çok
    aralarındakini kucaklarlar.

    Arkadaşlık her zaman için
    tatlı bir sorumluluktur,
    asla bir fırsat değil.

    Ancak büyük bir acı veya büyük bir sevinç
    senin gerçeğini açığa çıkarabilir.
    İşte böyle bir anda
    ya güneş altında çıplak danset,
    ya da çarmıhını taşı.

    İnsanlık, sonsuzluğun dışından
    sonsuzluğa akan bir ışık nehridir.

    Şafağa ancak
    gecenin yolunu izleyerek ulaşılabilir.
    Gariptir ki,
    kimi zevklerin tutkusudur,
    acılarımızın bir kısmını oluşturan.

    Kişinin hayal gücüyle, düşlerinin gerçeklesmesi arasındaki mesafe,
    yalnızca onun yoğun isteğiyle aşılabilir.

    Cennet orada,
    şu kapının ardında,
    hemen yandaki odada;
    ama ben anahtarı kaybettim.
    Belki de sadece koyduğum yeri unuttum.

    Kuş tüyünde uyuyanların düşlerinin,
    toprak üzerinde uyuyanlarınkinden
    daha güzel olmadığı gerçeğinde,
    yaşamın adaletine olan inancımı
    yitirmem mümkün mü?

    Bana kulak ver ki,
    sana ses verebileyim.

    Karşındakinin gerçeği
    sana açıkladıklarında değil,
    açıklayamadıklarındadır.
    Bu yüzden onu anlamak istiyorsan,
    söylediklerine değil,
    söylemediklerine kulak ver.

    Söylediklerimin yarısı beş para etmez;
    ama ola ki diğer yarısı sana ulaşabilir
    diye konuşuyorum.

    Yalnızlığım, insanlar geveze hatalarımı övüp,
    sessiz erdemlerimi eleştirmeye
    başladığında doğdu.

    Bir gerçek her zaman bilinmek,
    ama ara sıra söylenmek içindir.

    İçimizdeki gerçek olan sessiz,
    edinilmiş olan ise gevezedir.

    İçimdeki yaşamın sesi,
    senin içindeki yaşamın
    kulağına ulaşamaz.
    Yine de kendimizi yalnız
    hissetmemek için konuşalım.

    Sözcüklerin dalgası
    hep üstümüzde olsa da,
    derinliklerimiz daima dinginliğini korur.

    Yaşam kalbini okuyacak
    bir şarkıcı bulamazsa,
    aklını konusacak
    bir filozof yaratır.

    Zihnimiz bir süngerdir,
    yüreğimizse bir nehir.
    Çoğumuzun akmak yerine,
    sünger gibi emmeyi seçmesi ne garip!

    Eger kış,
    'Baharı yüreğimde saklıyorum'
    deseydi, ona kim inanırdı?

    Her tohum bir özlemdir.

    Öğretilerin çoğu pencere camı gibidir.
    Arkasındaki gerçeği görürsün,
    ama cam seni gerçekten ayırır.

    Haydi seninle saklambaç oynayalım.
    Yüreğime saklanırsan eğer,
    seni bulmak zor olmaz.
    Ancak kendi kabuğunun
    ardına gizlenirsen,
    seni bulmaya çalışmak
    bir işe yaramaz.

    Neşeli yüreklerle birlikte
    neşeli şarkılar söyleyen
    kederli bir kalp ne kadar yücedir.

    Yürüyenlerle birlikte yürümeyi yeğlerim,
    durup yürüyenlerin geçişini seyretmek değil.

    Hayır, boşuna yaşamadık biz!
    Kemiklerimizden kuleler yapmadılar mı?

    Özel ve ayrımcı olmayalım.
    Unutmayalım ki, şairin aklı da,
    akrebin kuyruğu da gururla
    aynı yeryüzünden yükselir.

    Evim der ki, 'Beni bırakma,
    çünkü burada senin geçmişin yaşıyor.'
    Yolum der ki, ' Gel ve beni izle,
    çünkü ben senin geleceğinim.'
    Ve ben hem eve, hem de yola derim ki,
    'Benim ne geçmişim,
    ne de geleceğim var.
    Eğer kalırsam,
    kalışımda bir ayrılış vardır;
    gidersem,
    ayrılışımda bir kalış.

    Yalnızca sevgi ve ölüm
    her şeyi değiştirebilir.'

    Daha dün, yaşam küresi içinde
    uyumsuzca titreşen bir kırıntı
    olduğumu düşünürdüm.
    Şimdi biliyorum ki,
    ben kürenin ta kendisiyim,
    ve uyumlu kırıntılar halinde
    tüm yaşam içimde devinmekte.

    Adlandıramadığın nimetleri özlediğinde,
    ve nedenini bilmeden kederlendiğinde,
    işte o zaman büyüyen her şeyle
    beraber büyüyecek ve
    üst benliğine uzanacaksın.

    Ağaçlar yeryüzünün
    gökkubbeye yazdığı şiirlerdir.
    Ama biz onları devirir ve
    boşluğumuzu kaydedebilmek için
    kağıda dönüştürürüz.

    Güzelliğin şarkısını söylersen eğer,
    çölün ortasında tek başına olsan bile
    bir dinleyicin olacaktır.

    Esin daima şarkı söyler;
    asla açıklamaya çalışmaz.

    En büyük sarkıcı,
    sessizliğimizin şarkısını söyleyendir.

    Eğer ağzın yemekle doluysa
    nasıl şarkı söyleyebilirsin?
    Ve eğer elin altınla yüklüyse,
    şükretmek için nasıl kaldırabilirsin?

    Sözler zamansızdır.
    Onları zamansızlıklarını bilerek
    söylemeli ya da yazmalısın.

    Şiir bir düşüncenin ifadesi değildir.
    O, kanayan bir yaradan
    veya gülümseyen bir ağızdan
    yükselen bir şarkıdır..
  • Bugün şarkılar bir başka söyler
    Her nakarat ismini
    Her dem seni getirir

    Şiir olur özlemim

    Uzaktan yakına
    Senden bana

    aşk fısıldar sessizlik..

    Mülksüz.
  • Şarkılar Seni Söyler Dillerde Adın
    Aşk Gibi Sevda Gibi Huysuz Ve Tatlı Kadın..
  • "Bugün Türk Sanat Müziğin dev ismi duayeni Müzeyyen Senar'ın ölüm yıldönümü saygıyla,
    özlemle Anıyoruz.... 🌹🌹🌹💗💗💗

    Şarkılar seni söyler, dillerde nağme adın
    Aşk gibi, sevda gibi huysuz ve tatlı kadın
    En güzel günlerini demek bensiz yaşadın
    Aşk gibi, sevda gibi huysuz ve tatlı kadın....

    https://youtu.be/3qhbumkc0z0