• 488 syf.
    ·4 günde·Beğendi·10/10
    Başından sonuna kadar tek kelime ile MUHTEŞEM!

    Kitap tamamiyle Pia Mater kitabının devamı. Hatta 1. Bölümden değil, diğer kitaptaki son bölümün üzerine eklenerek başlıyor.
    Kitabın konusuna değinemem çünkü kitap başlı başına bir konu. Ancak işleyiş ve dilinden bahsedebilirim.

    Pia Mater’e ek olarak karakterin katıldığını görüyoruz. İsimler yine tuhaf ama şaşırmıyoruz artık. Alıştık yazarımızın garip isim tutkusuna.

    Dil bakımından değerlendirecek olursak bilimsel bir kitap olmasına rağmen her şeyi açıklayarak vermesi tüm okur kitlesine hitap etmesini sağlıyor. Yani çok terim var, ben bu kitabı anlayamam, sürekli google amcadan mı bakacağım diye bir soru oluşmasın kafanızda. Dil gayet akıcı, kelimeler cümle akışını bozacak derecede bilimsel değil.
    Ayrıca kitabın arkasındaki 47 maddelik kaynakçayı gördükten sonra kitaba güveniniz zaten artıyor.

    İşleyiş olarak şöyle anlatabilirim; kitap okumuyor adeta film izliyorsunuz. Sahne geçişlerine kadar hissettim ben kitabı. Yönetmen ve oyuncu kadrosu eksik sadece kafamda.

    Hayatımda okuduğum en iyi kitaplarda ilk beşe kesinlikle girer. İlk kitaptan hiçbir şekilde haberdar değilken çok değerli biri önerdi. İyi ki de önerdi. Sayesinde muhteşem bir yazar ve muhteşem bir dünya tanıdım. Teşekkür ederim...

    Kitabı tavsiye eder miyim? Yazdıklarımdan sonra bu soruyu sormam hataydı bence.
    ALIN, OKUYUN, OKUTUN...
  • "Milyonlarca insan nasıl tedavi edileceğini bilmediğimiz hastalıklar yüzünden ölüyor.
    Herkese yetecek şey varken milyonlarca insan yoksulluk çekiyor.
    Biyosferin tek yuvamız olduğunu biliyor, yine de onu mahvediyoruz.
    Neyle sonuçlanacağını bilsek de birbirimizi nükleer silahlarla tehtit ediyoruz.
    Canlıları seviyor, ancak türlerin kitleler halinde yok olmasına göz yumuyoruz.
    Ve geri kalan her şey - soykırım, işkence, kölelik, aile içi cinayet, çocuk tacizi, okullarda baskınlar, tecavüz ve her gün yaşanan onlarca zulüm.
    Bu işkencelerle yan yana yaşıyoruz ve buna rağmen mutluluğu, hatta aşkı bulunca hiç şaşırmıyoruz.
    Yapay zihinler bu kadar iyi savunulamaz. "
    Ian McEwan
  • Milyonlarca insan, nasıl tedavi edileceğini bildiğimiz hastalıklar yüzünden ölüyor.
    Herkese yetecek şey varken milyonlarca insan yoksulluk çekiyor.
    Biyosferin tek yuvamız olduğunu biliyor, yine de onu mahvediyoruz.
    Neyle sonuçlanacağını bilsek de birbirimizi nükleer silahlarla tehdit ediyoruz.
    Canlıları seviyor, ancak türlerin kitleler halinde yok olmasına göz yumuyoruz.
    Ve geri kalan her şey – soykırım, işkence, kölelik, aile içi cinayet, çocuk tacizi, okullarda baskınlar, tecavüz ve her gün yaşanan onlarca zulüm.
    Bu işkencelerle yan yana yaşıyoruz ve buna rağmen mutluluğu, hatta aşkı bulunca hiç şaşırmıyoruz. Yapay zihinler bu kadar iyi savunulmaz.
    ● |Ian McEwan|
  • Milyonlarca insan, nasıl tedavi edileceğini bildiğimiz hastaliklar yüzünden ölüyor. Herkese yetecek şey varken milyon larca insan yoksulluk çekiyor. Biyosferin tek yuvamız olduğunu biliyor, yine de onu mahvediyoruz. Neyle sonuçlanacağını bilsek de birbirimizi nükleer silahlarla tehdit ediyoruz. Canlıları seviyor, ancak türlerin kitleler halinde yok olmasına göz yumuyoruz. Ve geri kalan her şey – soykırım, işkence, kölelik, aile içi cinayet, çocuk tacizi, okullarda baskınlar, tecavüz ve her gün yaşanan onlarca zulüm. Bu işkencelerle yan yana yaşıyoruz ve buna rağmen mutluluğu, hatta aşkı bulunca hiç şaşırmıyoruz. Yapay zihinler bu kadar iyi savunulmaz.
  • 360 syf.
    ·2 günde·6/10
    Hakan Günday'ın okuduğum ilk kitabı. Yazar sürekli aklımda okuyayım okuyayım diyordum CarpeDiem ve @Pouliche nin yaptığı etkinlik #59189412 bana motivasyon oldu. İlk bulduğum kitabı başladım okumaya.

    Ama ne okumak!

    İlk sayfadan itibaren içine çekiyor sizi. Elimden bırakamadım, bir gün sürdü sadece bitmesi.
    Kitaba gelecek olursak söyleyeceğim çok fazla şey var. Bu kitabına özel mi yoksa yazarın yazım tarzı mi böyle bilgilendirirseniz sevinirim. Çünkü çok fazla terör, şeriat, tarikat, yoksulluk, mafya vs var. Yani çok uçlarda kişiler ve olaylar görüyoruz hep. Mesela bir şeyhten bahsedilecek, biz o şeyhin tarikattaki konumu dışında hiç bir karakter özelliğini göremiyoruz, bulamiyoruz. Bir uyuşturucu bağımlısı var ama en dipleri görenlerden. Ya da evden kaçan kız illa en pis işlere bulasacak da sonra bir kendine gelecek. Çocuğun sevdiği kız illa yoksulluktan kendini satacak vs vs. Spoiler vermeden anlatmak zor. Okuyunca bana hak verirsiniz... Hani herkes ya siyah ya beyaz... Tam Yeşilçam filmi tadinda. Ama bol bol Kurtlar Vadisi soslusu.

    İşte bizim baş karakterler de beyaz ama hayatın sillesini yemiş kişiler. Bir mucize ile kurtuluyorlar. Yok yok mucize demeyeyim, şöyle söyleyeyim, kitapta o kadar fazla tesadüf var ki olaylar o şekilde örülüyor kitap boyu. Son sahneye vay be diyemiyoruz çünkü olaylar kitabın o noktada son bulması için zorladıkça zorluyor. E biz de şaşırmıyoruz çünkü perşembenin gelişi çarşambadan belli!

    Ama kitap kötü mü? Bilemiyorum. Sadece dediğim gibi olaylar sürekli en üst perdeden devam ediyor. Bir karakter bir şey yapacağı zaman fazla keskin kararlar alıyor, fazla keskin olaylar oluyor, her yerde tesadüfler... Gercekcilikten çok uzak. Bir süre sonra Türk filmi parodisi izliyor hissine kapılıyorsunuz. Ama dediğim gibi yazarın tarzı mi bu, bilemiyorum.

    Yine de hemen akıp gidiyor bitiveriyor kitap. Ben yazarın başka kitaplarına da bir bakarım.
    Okuyacak olanlara keyifli okumalar.

    Hakan Günday
    Az
  • 451 syf.
    ·Beğendi·3/10
    Siz hiç sevmediğiniz bir seriyi ısrarla alıp okumaya devam eden insan gördünüz mü? Hala görmediyseniz o benim işte.
    Yazarın okuduğum ilk serisi Meredith Gentry. Diğer serisi çok seviliyor biliyorum henüz toplama aşamasındayım. Ama bu seriden ciddi anlamda nefret ediyorum. O zaman neden okuyorum? İşte sorunun bende olduğunun kanıtı. Çünkü kötü. Ve o kadar saçma ki daha ne kadar kötü ve saçma olacak diye okuyorum, evet! Lanet huyum kurusun.
    Ama yazar beni şaşırttı. Altıncı kitapta sonunda aklına seks yapmaktan başka bir şey gelmiş olacak ki bana biraz aksiyon verdi. O yüzden bir değil iki puan vericem sanırım.
    Size seriyi özetliyim. İsimdende belli kızımızın adı Meredith ama ben ona kutsal kase olarak seslenmeyi tercih ediyorum. Çünkü adeta kutsalmışcasına onunla sevişene bir şeyler oluyor.
    Örneğin; perisin ve kanatların yok Meredith’le seviş çıkıyor. Ölmek üzeresin, “evet o durumda bile yapabiliyor,” Meredith’le seviş hop sapasağlamsın. Peri ülkesi yok oluyor. Adamlar Meredith’le seviştiği an yıllardır açmayan güller açıyor, yağmaya yağmur yağıyor, esmeyen rüzgar esiyor. İşte böyle bir kutsal kase ablamız. Beşinci kitapta 18 adamla falan bırakmıştım hatunu, bu kitapla azalmaya gitmiş çok şaşırdım.
    Artık periydi, tanrıydı geçtim kız goblin denen yaratıklarla falan olmaya başladığında ağzımdan “Allah belanı versin Meredith,” kelimeleri dökülüyordu.
    Altı kitaptan ne anladın derseniz. Aklıma tek gelen hatunun belden aşağısının altın kaplama olduğu. Çünkü başka hiç bir mantık kalıbına sokamıyorum.
    Bence okumayın. (dedi ve kendi okuyor!)
    Küçük yaştakiler zaten hiç okumasın. Ama bence yaşı tutanlarda okumasın.
    Bu kadar adamın amacıda kızı hamile bırakmak bu arada. Hatun bi peri diyarı kraliçesi olacak. Hamile kaldı bir baba olması gerekiyor ama konu Meredith o yüzden şaşırmıyoruz. Altı adamda baba. Çünkü neden olmasın.
    Ama hakkını yemeyelim adamlar altıya düştü yani.
    İçimi şişirdin Meredith valla ya. Yine yorum girmeyecektim ama bu sefer bir şeyler söylemek istedim. Çok konuştum yahu!
    Anlayacağınız gibi sevmedim. Daha açıklama yapayım mı?