Duvar söz dinliyor, insanlar da dinlese. Âdem sûretindeki herkes âdem olsa keşke.
Sayfa 55 - Şule YayınlarıKitabı okuyor
İnsanları hoşnut etmek elde edilemez bir gayedir. Sen Allahı hoşnut et.
Sayfa 24 - Şule YayınlarıKitabı okuyor
Reklam
"Yâ Rabbî! Beni kendinle öyle meşgûl et ki, senden alıkoyacak işlerden uzak kalayım!"
Sayfa 16 - Şule YayınlarıKitabı okuyor
İnsanı insanda aramak ne derin yolculuk!
Şule YayınlarıKitabı okuyor
Birbirinizin gönlünü kırmayın. Çünkü müminin gönlü Kâbe'ye benzer, lakin gönül ondan da yeğdir. Zira Beytü'l- ma'mur göktedir. Orayı melekler tavaf eder. Halbuki gönül Tanrı'nın nazargâhıdır. Tanrı'yla gönül arasında perde yoktur. Kâbe nasıl dokunulmaz, harim ve mübarekse gönül de Tanrı' nın tecelli ettiği yer olduğu için mübarektir, ona dokunmayın."
Sayfa 55 - Şule yayınları
Ah Şems, evinde yiyecek olmadığında, "Evimiz Peygamber'in evine benziyor!" diyerek neşelenirdi. Ah Şems! "Evde hiçbir şey eksik değil!" dense, "Bu evden Firavun kokusu geliyor!" derdi.
Sayfa 53 - Şule yayınları
Reklam
Ve o tehlikeli soruyu sordu: "Ey dünya sarrafı! Muhammed Mustafa mı büyük, yoksa Bâyezîd-i Bistâmî mi!" "Bu nasıl sorudur!" dedi Hüdâvendigâr. Fakat itham etmeyip dinledi onu. "Hz. Muhammed, 'Ya Rabbi seni tenzih ederim. Biz seni layıkıyla bilemedik, derken, Bistâmî, 'Kendimi noksan sıfatlardan tenzih ederim. Cübbemin içinde Hak'tan gayrı varlık yok' demişti."
Sayfa 44 - Şule yayınları
"Yakında dünyadan alınacak, ahirete götürüleceksin. Õmründe sadece şu içerisinde bulunduğun günün kaldığını farzet de ahiret için hazırlık yap! Zamanın zayi olup gidiyor. Halbuki sen yiyemeyeceğin şeyleri toplamak, ulaşamayacağın şeylerin peşinde koşmak, oturamayacağın binaları kurmakla meşgulsün!"
Sayfa 41 - Şule yayınları
Eskiden cemaat çok, camiler azdı. Şimdi camiler çoğaldı, cemaat azaldı!"
Sayfa 38 - Şule yayınları
O'nu zikrettiğimi, O'nu bildiğimi, O'nu sevdiğimi ve O'nu istediğimi sanmıştım! Sonunda anladım ki, O'nun kullarını hatırlayışı benim zikrimden fazladır, O'nun kullarını bilişi, benim O'nu bilişimden fazladır, O'nun yarattıklarına olan sevgisi benim O'na olan sevgimden fersah fersah ötededir. Ve O'nun beni isteyişi benim O'nu isteyişimden fazla olduğu içindir ki, ben O'nu sevebildim, O'nun rızasını isteyebildim
Sayfa 28 - Şule yayınları
Reklam
"Ben ki sana muhtaç bir kulum ey Rab! O halde seni sevmemde bir gariplik yoktur. Asıl sen hiçbir şeye ihtiyacı olmayan yüceler yücesi bir Melikken beni seviyorsun ya. işte buna hayret ediyorum!"
Sayfa 28 - Şule yayınları
Süretler değil sîretler önemliydi. Kalbi Allah'tan başka her şeyden boşaltmadan nasıl kul olunabilirdi! Nice ibadetler vardı ki, âfetler gizliydi içinde. "Yapılan ibadetlerde öyle afetler vardır ki, o ibadeti yaptığınızda fazladan bir günah işlemenize gerek kalmaz," derdi Bistâmî.
Sayfa 28 - Şule yayınları
Ruhî miracına talip oluyorsa her kim, işte merdivenler: Tevhid, marifet, muhabbet, sekr, fena, îsar ve melamet.
Sayfa 27 - Şule yayınları
1200 sene önce bir derviş aşkın yağdığı bir sahrada soruyor Rabbine: "Nasıl ulaşırım Sana!" Cevap bir mızrak gibi saplanıyor göğsüne: "Nefsini bırak!" O nefis ki, üç sınıf insanla Rabbi arasına kalın perdeler geriyor: "Zühdüyle kendini aldatan zâhid, ibadetiyle başkalarını hor gören âbid, ilmiyle oyalanıp haktan kopan âlim!"
Sayfa 26 - Şule yayınları
Süfyân es-Sevrî her şeyin hakikati üzere görülmesinden yanaydı. Su berraksa berrak, bulanıksa bulanıktı. Şerli ve bulanık kimselerin hayırlı sanılması kadar garip bir şey olamazdı.
Sayfa 20 - Şule yayınları
1.500 öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.