Cihan erkaya, Mecburiyet'i inceledi.
19 Mar 16:53 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 8/10 puan

Stefan zweig' in ilk olağanüstü gece kitabını okumuştum bu kadar iyi kitabı varmıdır diye düşünmüştüm ve en az onun kadar iyi kitabını okudum kısacık fakat çok fazla anlamı olan bir kitap,ancak paula' nin ferdinand'a sarfettiği sözler gerçekten çok duygulandırdı savaş çığırtkanlığı yapan herkesin okuması dileği ile

Semrâ Sultân, bir alıntı ekledi.
14 Mar 16:47 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

Sultan Abdülhamîd Han, Mithat Paşa'nın:
"Rusya ile savaşmamız lâzım!" raporuna karşı "Rumeli'nin tamamiyle elimizden çıkmasına sebep olacaklar!" diyerek muhtemel bir felaketi haber vermişti. Mithat Paşa'nın savaş çığırtkanlığı mevzusunda en büyük yardımcıları Serasker Redif ve Damad Mahmud Celaleddin Paşa idi. Ahmed Cevdet Paşa bunlar için:
"Mithat Paşa efkâr-ı âmmeyi tehyic ile muhârebe yoluna sevk etti. Sanki topu o doldurdu. Redif Paşa ile Mahmud Paşa dahi ateş ettiler. Devleti bir büyük tehlikeye attılar." demektedir. Bütün vükelâ ve herkes harb taraftarı idiler.

Sultan İkinci Abdülhamid Han Hakkında Meşhurların İtirafları, Kolektif (Sayfa 109 - Ahmed Cevdet Paşa, Tezâkir (40-Tetimme), TTK, Ankara 1991, s. 170. Mahmud Kemal İnal Son Sadrazamlar, VI, cüz, İstanbul 1965, s. 827.)Sultan İkinci Abdülhamid Han Hakkında Meşhurların İtirafları, Kolektif (Sayfa 109 - Ahmed Cevdet Paşa, Tezâkir (40-Tetimme), TTK, Ankara 1991, s. 170. Mahmud Kemal İnal Son Sadrazamlar, VI, cüz, İstanbul 1965, s. 827.)
arifsahin, bir alıntı ekledi.
23 Şub 14:53 · Kitabı yarım bıraktı

Tüm savaş çığırtkanlığı yapanlara, idam isteyenlere haykırmak istediğim
"Yeter artık! Bu kadarı fazla...Delirdiniz mi siz? Ömrümde böyle şey görmedim. Adeta birbinizin kanını içeceksiniz."

Meyhane, Emile ZolaMeyhane, Emile Zola
Selim Kitapçı, Mahşerin Dört Atlısı'ı inceledi.
16 Şub 14:52 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 9/10 puan

Üçüncü Dünya Savaşının olacağı yönünde beklentilerin olduğu, süper güç dediğimiz ülkelerinde bu öngörüyü haklı çıkaracak hamlelerde bulunduğu günümüz koşullarında herkes tarafından okunmalı... Özellikle de savaş çığırtkanlığı yapanların... Yazar savaşta yaşananları o kadar canlı o kadar kusursuz yansıtmış ki; kitabı okurken sanki mis kokulu kağıt yapraklarında da doyumsuz bir gezinti yapmıyorsunuz da, beyaz perde de patlamış mısır eşliğinde eşsiz bir yapıtla karşı karşıyasınız hissi uyandırıyor.

Rıfat ÇELEBİ, Taras Bulba'yı inceledi.
18 Kas 2017 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 8/10 puan

Dinine,kültürüne ve ırkına sımsıkı bağlı, acımasız, yüreği intikam duygularıyla kaplı Taras'ın, oğullarını birer savaşçı olarak yetiştirmek istemesiyle başlıyor hikaye. Oğullarının savaş tecrübesi kazanabilmeleri için savaş çığırtkanlığı yapan Taras başarılı oluyor ve bir dizi savaşın fitilini ateşliyor. Sonrası acı, kan, gözyaşı,işkence... Tüm bunların arasında insanı yüreğiyle soyu arasında ikileme sokan bir aşk, ihanet ve ölümle sonlanıyor. Son anlarında bile ordusunu kurtarmayı düşünen Taras'ın gülümser bir şekilde ölümüyle, gurur ve intikam duygularıyla örülü hikaye hazin bir şekilde son buluyor.
İnceden yermenin yazarı Gogol bu eserinde alaycı iğnelemelere yer vermese de bana göre eserin derinininde savaşa ve faşizme karşı bir duruş yatıyor.Ana mesajı doğrudan vermek yerine perde arasından sezdiren Gogol, böylelikle zihinde güzel bir tat ve sorular bırakmayı başarıyor. Ve bunlarla okuruna kendini sorgulatıyor.Bu yüzden Gogol Rus edebiyatının öncüsü ve seviliyor. Gogol
bu kitabında Kazakların geleneklerine ve inançlarına olan bağlılığını, soy bağı-gönül bağı ilişkisini irdelememiz için önümüze koyuyor. Alttan alta da diyor ki dünyadaki savaş ve kaoslar Yahudilere yarar;onlar gümüş kakmalı kılıçlar sattıkları gibi bilgi satar, fitne satar;onlar ticaret erbabıdır... Satarlar...
Kan ve gözyaşının değil, sevginin sel olup aktığı;kulaklarımızda çığlıkların değil şen cıvıltıların çınladığı bir dünya için okuyalım, malum mürekkebin akmadığı yerde kan akıyor... Sözlerimi burda sonlandırırken Taras'ın askerleri gibi kalemleri ve kitapları havaya kaldırıp "ben de varım" demenizi bekliyorum.. :)
Saygılar...

Selman Ç., Ademoğlu Neredeydin?'i inceledi.
 04 Kas 2017 · Kitabı okudu · 4 günde

Yine edebi bir keyif veren Böll kitabı. Böll deyince akıllara savaş dışında böyle bir keyfin gelmesi de ayrı bir güzellik kendi adıma.

Kitabın ismi “Theodor Haecker’ın yazdığı bir kitabında geçen şu cümlenin içinden alınmış. “Büyük bir dünya felaketi bazı kimselerin bazı işlerine de yarayabilir. Hatta Tanrı karşısında bir mazeret aranınca da, onu öne sürebiliriz. <Sen nerelerdeydin ademoğlu> diye sorulunca, rahatça ve pervasızca <Dünya Savaşındaydım> der ve işin sorumluluğundan sıyrılabiliriz.”
Burada savaşta olmanın mazeretini, savaş çıkmadan önce neredeydin, neden önlemedin anlamında “Ademoğlu Neredeydin?” olarak kullanıyor. Savaş çığırtkanlığı yapanlar, savaşın çıkmasında kendine fayda sağlayanlar, kendi çıkarları uğruna insanları ateşe atanlar…

Böll savaşı ve savaş sonrasını birebir yaşamış biri olarak ele alıyor bu kitabını. Kitapta savaşın görüntüsünden ziyade insanoğlunun bu savaş karşısındaki durumunu anlatıyor.

Kitabın önsözünde de “Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok” kitabına atıfta bulunuyor Tahir Alangu. Çoğu kişi de bu kitapla karşılaştırıyor. Tahir Alangu; “E. M. Remarque’in anlattığı savaş, H.Böll’ün bize anlattığı savaş yanında bir piknik tasviri kadar mutlu görünüyor.” diyor. Diğer kitabı okumadığım için bu konuda yorum yapamayacağım. İkisini de okuyan arkadaşlar değerlendirebilir.

Kitabın bir bölümünde ölümden çok yaşamın değerli olduğu gibi bir söz vardı. İyi bir eğitim almış birinin savaşa gitmek istememesi üzerine kurulmuş bir sözdü. Tam olarak hatırlayamıyorum ama buna benzer bir şeylerdi.
Aklıma okullarda çocuklara “Büyüyünce ne olacaksın?” sorusu sorulduğunda “Şehit olacağım.” cevabı alınması geldi. Burada Şehitlik mertebesini sorguladığım anlamı çıkmasın. Ancak Celine’nin dediği gibi
“Tek değerli şey yaşamdır. Bahse girerim ki on bin yıl sonra, bize ne kadar mükemmel görünürse görünsün, bu savaş tamamen unutulmuş olacak... Olsa olsa bir avuç malumatfuruş, bu savaş ve onu süsleyen belli başlı katliamların kesin tarihi konusunda sağda solda kapışırlar, o kadar... “

Savaşların, ölümlerin anlamsızlığını sorguluyorum sadece…

Kitabı okuduktan sonra bu parça, nedendir bilmiyorum ama daha bir anlamlı gelmeye başladı.
"Ademoğlu nisyan ile, biz isyan ile..." https://www.youtube.com/watch?v=gEBSP6xd5EE

Afşin, Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok'u inceledi.
30 Nis 2017 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 9/10 puan

Savaşın gerçekten ne demek olduğunu öğreten hissettiren bir eser. Bu yönüyle de Hitler 'in gazabını üzerine çekmiş bir eser. Bu kitabı okuyan bir insanın savaş çığırtkanlığı yapması imkansız

Hakan S., Palyaço'yu inceledi.
 06 Mar 2017

Böll okumalarım bitti şimdilik. Noktayı en iyi kitabıyla koydum; Palyaço.

"Ve O Hiçbir Şey Demedi" kitabında bir ailenin savaş sonrası hüzünlü hikayesini okudum, "Katharina Blum'un Çiğnenen Onuru" kitabında, medyanın suçsuz bir insanı nasıl suçlu gösterip, onurunu beş paralık edebileceğini, "Ademoğlu Neredeydin"de, savaşın mahvettiği hayatları, "Babasız Evler"de, iki minik çocuğun gözünden, savaş sonrası Almanya'sını ve annelerinin bir başkasıyla evlenirken neler hissettiklerini okudum. Bütün bu okumalarım o kadar duygu yüklüydü ki... Her kitabın sonunda gözüm doldu, bazen ağladım. Savaşın bu denli iyi yansıtılmış olması beni derinden sarstı. İnanıyorum ki Böll okuyan bir insan savaş çığırtkanlığı yapan bir insanı anlamakta güçlük çeker, değişir ve milliyetçilik duygularının farklılaştığını görür.

Palyaço kitabında en çok etkilendiğim diyaloğu ekliyorum;
""Katolikler sinirimi bozuyor" dedim. "Onlar insafsızdır."
"Peki Protestanlar?" diye sordu gülerek.
"Vicdan üzerine attıkları palavralarla." dedim, "onlar da beni hasta eder."
"Ya dinsizler?" Hala gülüyordu.
"Sıkıntı verirler, çünkü hep Tanrı'dan söz edip dururlar."
"Peki, ya siz nesiniz?"
"Palyaçoyum ben," dedim."

Peki neden palyaço? Boyalı suratının arkasında, normal insanlardan kendini soyutlamak isteyen bir kahraman var karşımızda. İnsanlara, kendi davranışlarını şaklabanlık yoluyla gösteren ve insanların buna gülüyor oluşuna üzülen bir palyaço. Dış görünüşünün farklılığını aslında içinde taşıyan bir palyaço. Toplum kurallarına, dinin yobazlığına, savaşa, ırkçılığa karşı düşüncelerinde, diğer insanlara nazaran, farklı olan ve bunu söylemekten çekinmeyen, insanların davranışlarını anlamlandıramayan bir palyaço. Aynı zamanda belli bir savsaklığı ve umursamazlığı içinde barındıran bir palyaço.

Kitabı okurken, üslup nükteli gelebilir ama o zamanki toplumda yaşarken okuyor olsaydık eminim okumamız esnasında tek bir gülümseme dahi göstermezdik. Savaş sonrası Almanya'sının içine düştüğü durumu şeffaf bir şekilde ortaya koymuş Böll. Dinin insanlar üzerindeki ayrıştırıcı özelliğini ve ırkçılığın vardığı noktayı çok iyi irdelemiş.

Kahramanımız bütün bu dediklerimi ortaya koyarken, doğal olarak toplumdan uzaklaşıyor. Ailesi, sevgilisi ve bütün tanıdıkları ona yüz çeviriyor. Topluma adapte olamayan ve bütün inanışlara karşı savaş açmış yalnız bir kahraman... Bazen gururunu hiçe sayıp beş kuruş için olmadık yola başvuran bir kahraman. Bu da onun vurdumduymaz yanını gösteriyor. Bu vurdumduymazlık olmasa sanırım hayata tutunamayacak bir kahraman.

Her ne kadar dış görünüş olarak benzemesem de iç görünüş olarak kendimi çok benzettim Hans'a. Toplumun dinamiğini oluşturan çoğu etmen bana her zaman anlamsız gelmiştir. Böyle kitaplar okudukça da düzeleceğim yok, gerçi düzelmesi gereken ben miyim orası da ayrı.

Kitabı bu kadar yüzeysel incelediğim için kusuruma bakmayın. Yoğun bir zamanda yazıyorum. Kitabı okumuş ve okuyacak kişilerle de tartışmak isterim.

Böll ile tanışmış ve kitaplarının bir kısmını okumuş olmaktan çok mutluyum. Karamsar ama realist, döneminin yanlışlarını korkusuzca ortaya koymuş, bunu koyarken de edebi değeri zirvede tutmuş bir yazar Böll. Umarım sizler de benim kadar seversiniz kendisini. Herkese iyi okumalar diliyorum.

Son bir dileğim daha var; umarım ülkemde bu kadar yanlışlık dönerken Böll gibi insanlar ortaya çıkar ve topluma bu çarpıklıkları, siyasete fazla bulaşmadan, edebi lezzette sunabilir.