• Atsız'ın kaleminin politik kitaplar ve katı makaleler yazma yeteneğini fantastik dalında da biz okurlara karşı büyüleyici bir anlatım daha sergilediği bir kitap. İncelemeye başlamadan önce tarih hocama selamlarımı göndermek istiyorum, ampulcu adama Ruh Adam okutup Atsız hayranı yaptım, alayım alkışları.

    Üstad'ın satırlar arasına çoban salatası üzerine tuz misali serpiştirdiği, elmas değerinde fikirleri fantastik kurguyu gölgelendirse de reenkarnasyon mükemmel bir şekilde işlenmiş.
    Askerliğe tapan, insanlık tarihini harp tarihinden ibaret sayıp 'savaş olmasa yeryüzünde milletler değil hırsız çeteleri türeyecek ve insanı hayvandan ayıran erdemler doğmayacak. ' deyip, zamanının subay ve halkının gözdesi cumhuriyete karşı çıkan ve fikirlerinin çok sonraları anlaşılacağını düşünen( Atsız'dan izler 1*) bir kralcı.
    Harp tarihi derslerinden birinde Plevne kahramanı Gazi Osman Paşa için 'Türk harp tarihinin son büyük simasıdır.' demesiyle beraber gelsin linçler deyip her birine aduket çeken Selim Pusat kralcı olmasını birinci sınıf askerlerin padişahcılık altında yetişeceği gerekçesine dayandırmıştır. Plevne meselesini bir asker değil de politikacı edasıyla düzeltmesini söyleyen albaya karşı verdiği cevap ise tanıştığım her insana merhabadan sonra ruh adam'ı okudun mu dememe, Pusat'ın rüyalarıma girmesine sebep olmuştur.
    "Çanakkale ile Sakarya'nın askeri sonuçları değil, siyasi neticeleri mühim olmuştur. Plevne'de ise askeri bir netice vardır. Dersimiz harp sanatı olduğuna göre hükümlerimizi askeri zihniyetle vermek doğru olur kanaatindeyim!"

    Tarihi roman başlığı altında verilmiş olsa da Ruh Adam gittikçe derinleşen anlamları oluşturan bir sembolizm yuvasıdır.Bu kitap kendisiyle başbaşa kalmış bir yüzbaşının yine kendisiyle verdiği savaşı anlatır.

    İncelememe Selim Pusat'ın yasak aşkına yazdığı birkaç mısrayla son vermek isterim.

    Ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden?
    Bilmem, bu yanardağ ne biçim korla tutuştu?
    Pervane olan kendini gizler mi alevden?
    Sen istedin, ondan bu gönül zorla tutuştu.
    (...)
    Mehtaplı yüzün Tanrı'yı kıskandırıyordur.
    En hisli şiirden de örülmez bu güzellik.
    Yaklaşması güç, senden uzaklaşması zordur;
    Kalbin işidir, zorla görülmez bu güzellik.

    Askeriyete tapıp aşkı gereksiz gören bir adamın aşktan yataklara düşüşünü de okurlara gösteren ironi ve sembolizmle dolu olağanüstü bir eser.
  • "Ama bir sürü şey de öğrendim. Savaş, bedeli çok ağır ödense de dünyanın en iyi okullarından biridir."

    "Keşke böyle bir okul hiç olmasaydı."
    Ahmet Ümit
    Sayfa 147 - Everest Yayınları - 62. Basım, Ekim 2017