savaş koç

savaş koç
@savaskoc77
Y.Lisans
İstanbul
7 okur puanı
Nisan 2016 tarihinde katıldı
Fransız bir muhabirden M. Kemal ve Enver Paşa Mukayesi
1911’de Bingazi Savaşı’nda bulunan bir Fransız muhabir Enver ile Mustafa Kemal arasında şu mukayesede bulunmuştur: Enver büyük planlardan, büyük fikirlerden çabuk umutlanır, canlanırdı. Teferruatla uğraşmazdı. Mustafa Kemal realistti. Parlak projeler, göz kamaştırıcı her şey onda bir güvensizlik yaratırdı. Büyük fikirler onu büyülemezdi. Onun amaçları sınırlıydı. İnce hesap ve uzun yargılamalardan sonra karar verirdi. “Takribi” ve “umumi” ile yetinmez, sağlam esaslar ve rakam isterdi.
Sayfa 80·Kitabı okudu
Tarih
Reklam
200 yıl geriye gitmenin işte tahlili..
Falih Rıfkı Atay 19. Yy Osmanlısı’nın Avrupalı devletlerin pençesinden kurtulmak için gayrimüslimlere yönelik yaptığı yenilikleri şöyle eleştirmiştir: … Osmanlı devleti tüm bu yeniliklerle yeni düzen yolunda ilerlemek istemiştir. Fakat asıl davanın devletin teokratik karakterine son vermek, din ve dünya işlerini ayırmak, ticaret ve endüstri yoluna dökülmek olduğu bir türlü anlaşılmamış, kilise ve okul elbirliği ile gelişen ve ilerleyen eski “reaya” memleket ekonomisine hakim olmuşlar, Türkler kendi ülkelerinde bu eski “reaya”nın ve imtiyazlı yabancıların tepeden baktıkları sömürge yerlileri haline düşmüşlerdir. Reform hareketlerine rağmen, sivil okulları, hatta üniversite, şeriatçıların kontrolü altındaydı. Batı’nın pençesinden kurtulmak için girişilen reformları medrese ve asla benimsememiş, halk yığınları da onların manevi hakimiyeti altında olduğu için batı medeniyetçiliği pek küçük bir azınlığın malı olmuştur…
Sayfa 31·Kitabı okudu
Tarih Anadolu için Tekrardan ibarettir...
Falih Rıfkı Atay 19. yy Osmanlısı için şu sözleri kaleme almıştır. "Osmanlı hükümeti bugün güvenliğini ordusundan fazla, yapacağı anlaşmalarla sağlayabilir. Osmanlı Devleti’nin her şeyden önce düzenli bir idareye ihtiyacı var. Şimdiki idareyle, hatta bu yetmiş bin kişilik zayıf orduyu bile devamlı olarak zor besleyebilir. “Memleket fakir. Devlet gelirleri azalmıştır. İhtiyaçları karşılamak için hükümetin yapabileceği son şeyler, servetlere ve miraslara el koymak, devlet hizmetlerini satmak, hediyeler koparmak, paranın ayarını bozmaktır. Para ayarının bozulması son haddine gitmiştir. Bu bela Türkiye’de her memleketten daha fazla ağırdır. Çünkü burada toprağa çok az sermaye yatırılmaktadır. Servet denen şey çok defa paradan ibarettir. Türkiye’de para malın kendisidir. Çok yüksek olan yüzde yirmi resmi faiz sermayelerin işletilmesi için bir belge olmaktan çok uzaktır. Bu, sadece parayı elden çıkarmanın bağlı olduğu tehlikeyi gösterir. Burada bütün zenginliklerin esas şartı, onları kurtarabilmektir. Hristiyan ve Yahudi bir fabrika, bir değirmen veya bir çiftlik kurmaktansa yüz bin liraya bir mücevher satın almayı dah iyi bulur. Eğer bir hükümetin ilk şartlarından biri güven duygusu uyandırmaksa, Türk idaresi asla bu görevi yerine getirmemiştir."
Sayfa 29·Kitabı okudu
Tarih
Atatürk ve Ömer Naci
Atatürk,ün arkadaşları arasında güzel konuşan ve şiir yazan Ömer Naci vardı. “Bir gün benden okumak için kitap istedi. Verdiklerimden hiç birini beğenmemeli pek gücüme gitti. Edebiyat diye bir şey olduğunu o zaman öğrendim. Şiire heves ettim. Eğer kitabet hocam alay emini Mehmet Asım Efendi imdadıma yetişmeseydi şair olup çakacaktım. Asım efendi bir gün beni çağırdı. “Bak oğlum”, dedi. “Şiiri edebiyatı bırak, sen iyi bir asker olmalısın. Öteki hocaların da benimle aynı fikirde Sen Naci’ye bakma, hayal perest bir çocuk o, ileride iyi bir şair ve hatip olabilir, fakat iyi bir asker olamaz.” dedi. Gerçekten de hocamın dediği çıktı. Ömer Naci çok istediği halde Kurmay olamadı. “
Sayfa 22·Kitabı okudu
Dünden bugüne ne değişti?
Zavallı köylü çocuğu! Sen, iki üvey ananın yavrususun. Biri demin seni döven anandır, öbürü de seni her gün döven, doğduğundan beri her gün döven yurdundur. İkisinin acısı arasında, böyle kavrulup gitmişsin..
Edebiyat & Roman
Reklam