"Senden birşeyler beklerken, acı çektim; ama, seni bir yere oturttuktan sonra, rahatladım, acı çekmiyorum artık" dedin bana.
Bu 'memnun' da olmam gereken birşeydi, herhalde; ama, sana artık acı bile veremiyor muydum—senin bir 'yer'ine oturtulup kalmış, mıydım-
Bu düşünceydi, bana, acı veren...”
Öyle konuşurduk sen ile ben, o dille — öylesine yakın olurduk ki, bazen, garip bir duygu duyardım : akıllarımız öpüşüyormuş; zihinlerimiz sevişiyormuş gibi — biribirlerinin içine girmiş, orada buldukları yollarda elele yürüyorarmış gibi...”
“Tutkun'uz tabiî ki -
ben sana; sen bana — ama, bak, Türkçe neleri açıkediyor:-
Tutacağız' birbirimizi—
Tutunacağız' birbirimize—
Tutkuluyuz' birbirimize-“