M.g

M.g
@sayfadem
204 okur puanı
Temmuz 2019 tarihinde katıldı
Puan vermedi·400 syf.·
2026 13. kitabı
Kitabı kapatıp kenara koyduğumda içimde kalan tek şey kocaman bir yumru ve derin bir öfke oldu. Orhan Kemal, öyle süslü püslü cümleler kurmadan, hayatı tam da olduğu gibi, o çıplak ve acımasız gerçekliğiyle yüzümüze vuruyor işte. El Kızı, ilk bakışta bildiğimiz bir gelin-kaynana dramı gibi duruyor ama aslında bir kadının toplum tarafından adım adım nasıl yok edildiğinin hikayesi. Beni en çok deli eden karakter Mazhar oldu. Güya eğitimli, avukat bir adam... Ama annesinin dolduruşlarına, toplumun o "erkeklik gururu" denilen saçmalığına öyle bir yenik düşüyor ki... İnsan okurken "Okumuşsun ama adam olamamışsın" demekten kendini alamıyor. Eğitimli olmanın, önyargıları yıkmaya yetmediğini Mazhar’da görüyorsunuz.
1000Kitap
El KızıOrhan Kemal · Everest Yayınları · 202615,1bin okunma
Her sayfada evet bu benim dediğiniz kitap
Puan vermedi·88 syf.·
2026 11. kitabı
Jaguar’dan çıkan bu kitap zaten kapağından belli ediyor derdini. O siyah parçalar, aradaki mor çatlaklar... Hepsi kafamın içinin resmi gibi. Adı da manidar: Tiksinti. Okurken sürekli bir huzursuzluk var. Yazar Moya, günlük hayatın içindeki o görünmez çürümeyi, insanın kendine, eşyalara, şehre yabancılaşmasını tokat gibi çarpıyor. Büyük olaylar yok. Ama sabah uyanınca yastığın kokusundan tiksinmek, otobüste yanına oturan adamın nefes alışından irkilmek. Dili bıçak gibi. Uzun tasvirler, ağdalı cümleler yok. Kısa, net, vurucu. Okurken boğazına bir şey düğümleniyor. Karakterin kafasının içi çok tanıdık. Hepimizin 3-4 gecesi vardır ya, tavana bakıp “ne yapıyorum ben” dediğimiz. İşte o gecelerin kitabı. Bazen fazla karanlık. Kitabı kapatıp camı açma ihtiyacı hissettim. Herkese göre değil. Modun zaten düşükse üstüne basar. • Sonu... Beklediğim bir çözüm vermedi. Ama galiba mesele de bu. Tiksinti çözülmez, sadece alışırsın.
1000Kitap
TiksintiHoracio Castellanos Moya · Jaguar Kitap · 2025491 okunma
Unutmak için yaşarız .
Puan vermedi·120 syf.·
2026 9. kitabı
Hiçbir şey. Ve aynı anda her şeyi. İki isimsiz sesin bir odada yaptığı kesik kesik konuşmalar. Konu: Beklemek ve unutmak. Olay yok, zaman yok, mekan belirsiz. Sadece iki insanın kelimelerle birbirine değmeye çalışması var. Blanchot yazmıyor, kazıyor sanki. Cümleler kısa, boşluklar uzun. Bir sayfada 3 satır yazı, gerisi beyaz. O beyazlıklar metnin parçası. Şiir ile felsefe arasında bir yerde duruyor. Okurken yoruyor, bıraktıktan sonra yakalıyor. Piyasadaki her şeyden ayrı duruyor. Roman değil, deneme değil, bambaşka bir tür. Kelimeler basit ama alt metin ağır. Kafa yorulmadan okunmaz.
1000Kitap
Bekleyiş UnutuşMaurice Blanchot · Monokl Yayınları · 2018833 okunma
Varolamamak …
Puan vermedi·112 syf.·
2026 8. kitabı
Bu kitap tam olarak bir odadan ibaret. Başka bir şey yok. Ionesco’nun Yalnız Adam’ı olay örgüsü arayanlara göre değil. Karakter işinden ayrılıyor, miras kalıyor ve kendini bir odaya kapatıyor. Dışarıda dünya dönüyor, insanlar bağırıyor. Onun umurunda değil. İlk sayfalarda kitabı anlamadım. Sonra fark ettim ki mesele anlamak değilmiş. Boşluk hissini, eylemsizliği, varoluş yorgunluğunu anlatıyor. Biz bugün “tükenmişlik” diyoruz, Ionesco bunu 1973’te yazmış. Kitapta bir kahraman yok. Mücadele yok. Sadece bekleyen, bakan, hiçbir şey yapmayan biri var. Okurken rahatsız oldum. Çünkü bazen ben de öyleyim. Haberleri görüp kanalı değiştiriyorum. Dili bilerek silik. Net bir resim çizmiyor. Tıpkı karakterin hayatı gibi flu ve dağınık. Absürd ama güldürmüyor. Sadece huzursuz ediyor. Kim okumalı? Kafası karışık olanlar. Anlam arayıp duvara çarpanlar. Sürükleyici bir hikaye isteyenler uzak dursun. Burada sadece durgunluk ve hiçlik var. Bitirince iyi hissetmedim. Ama kötü de hissetmedim. Sadece yalnız olmadığımı anladım. Bu hissi 50 yıl önce biri yazmış. Demek ki yeni bir şey değil. Kitaplıkta duracak. Bazı günler insanın yüzleşmesi gerekiyor. Bu kitap onun için.
Yalnız AdamEugene Ionesco · Yapı Kredi Yayınları · 1973689 okunma
Ölümün bahçivan olduğu yer .
7/10
·208 syf.·
Beğendi
·
2026 7. kitabı
Bahçıvan ve Ölüm - Georgi Gospodinov Bu kitap beni fena vurdu. Normalde yas, ölüm falan okuyamam, boğar. Ama Gospodinov öyle bir yerden yakalamış ki konuyu, acı çekmek yerine anlıyormuş gibi hissettim. Babası yavaş gidiyor, ama adam ağlayıp sızlamıyor. Babası bahçıvan. Öldükçe bahçeye dönüşüyor resmen. Kitabın özeti şu cümle bence: "Babam bahçıvandı. Şimdi bir bahçe." Okuyunca bir durdum. En sevdiğim tarafı ölümü düşman gibi göstermemesi. Bahçıvan metaforu acayip iyi. Ölüm gelip buduyor, temizliyor, toprağı yeniye hazırlıyor. Vakti gelince yani. Kızmıyorsun. Bir de babasının her taşındıkları evi yuvaya çevirme muhabbeti var. Adam soğanları söküp yeni bahçeye dikiyormuş hep. Lacivert Hollanda laleleri takıntısı. O detay beni bitirdi. Meğer yuva dediğin adres değilmiş, taşıyabildiğin şeymiş. Kısa kitap zaten, şiir gibi akıyor. Ama altı çizilecek yer dolu. "Çiçekler ölülerin periskopu mu?" diye bir soru soruyor, hala aklımdan çıkmadı. Özetle: Ağlatan değil, düşündüren bir yas kitabı. Elinde bir saksı toprakla kalıyorsun ama o toprak boş değil. Dolu dolu..
İnsan ve Hayat
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,1bin okunma