• Hiç tarzım değil bu tarz sitemler. Ama yapmazsam da bir şeylere sessiz kaldığım için kendime kızacağımı biliyorum. İki gündür sürekli uygulamanın kullanım amacına yapılan eleştirileri görüyorum. "Bana mesaj amacı dışında mesaj atmayın" vs. paylaşımları Altına da yorumlar dizilmiş. "Rahatsız oluyorsan kapat o özelliği diye" Kimse kimse için bir özellik kapatmak ZORUNDA DEĞİL. O özellik sayesinde çok güzel insanlar da tanıdım kendi adıma. Ama herkes karşısındakine saygı duymak ZORUNDA. Burda baş etmek çok dert değil siteden çıktığımız anda o sorun çözülmüş oluyor. Fakat toplumda yer edinememiş bu bireyler başka bir yerde başka birinin baş ağrıtmaya devam ediyor. Burda tamam önemli değil. Gülünür geçilir ama başka yerlerde lütfen burda verdiğiniz tepkileri vermeyin.
  • Yugoslavya Türkleri'nin göç etmesinde en önemli
    Sebepler
    -Mali sebepler: 100 dekardan büyük toprak sahibi olanların topraklarına el konulması.....Türkler'e yüksek oranda vergiye tabi tutulması vb.

    -Sosyal Sebepler: Türk evlerinin mahremiyetine saygı duyulmayarak ... komünistlerin evlere mecburi kiracı olarak yerleştirilmesi, kıyafetlere ve özellikle kadınların örtülerine müdahale edilmesi...

    Dini ve Milli Sebepler: Dini tatillere hürmetsizlik, cami-
    lerin kapatılarak depo, işyeri vb. olarak kullanılmaları, camiye gidenlerin hapsedilmeleri...
    H. Yıldırım Ağanoğlu
    Sayfa 321 - Sabahaddin Zaim "Son Yugoslav Muhacirleri Hakkında Rapor"
  • 224 syf.
    ·2 günde·Puan vermedi
    Kitabın adı gibi ‘evlenmeden önce’ kesinlikle okunması gerekli. Kendinize ders çıkaracağınız bir çok yaşanmış örnek bulunuyor içinde. Yazar, kişilerden gelen mektupları analiz ederek anlatıyor, neyin nasıl olması gerektiğini, yapılan hataları, nerden kaynaklandıklarını... .

    “Bir insanın kiminle evleneceği, onun yaşamının en önemli kararıdır.” .

    Bu kararı en iyi şekilde verebilmemiz için öncelikle “kendimizi” tanımamız, ne istediğimizi bilmemiz, hangi değerlere önem verdiğimiz, maneviyatımız, sosyal çevremiz, evlilikten beklentimiz, aile yapımız, karşı cinsin yetiştiği aile yapısı gibi alanları gözden geçirip evleneceğimiz kişiyi ona göre değerlendirmemiz gerekir. .

    Değerlendirme yaparken nelere dikkat edilmeli? Olgunluğa erişmiş bireyler olmak. Eşlerin konuşabiliyor olması. Sevgi, saygı, empati duygularının gelişmiş olması. Hayata baktığınız pencerenin ‘aynı’ olması. (Bu bir çok özelliğinizinde uyuşması için önemli bir kural). Son olarak kitaptan bir alıntıyla bitirmek istiyorum.

    “Evlilik, bir çiçekçi dükkanı gibi size farklı olanaklar sunar; çiçeklerden nasıl bir buket yaratacağınız size kalmış...”
  • 294 syf.
    Kırgız edebiyatçı Osmonakun İbraimov’un 2018 yılında ülkesinde yayımlanan kitabı, aynı yıl Türkiye’de de çevirisi yapılarak piyasaya sürülmüş. Doğrusu, iyi de olmuş. İbraimov, Cengiz Aytmatov ile şahsi dostluğu olan bir edebiyatçı olarak iyi bir biyografiye imza atmış.

    Tartışmasız bir Aytmatov hayranı olarak sadece onun eserlerini değil, onunla ilgili eserleri de okumayı çok seviyorum. Türkiye Türkçesinde yer alan hemen hemen bütün kitapları okuduğumu sanıyorum. Her kitapta yeni şeyler öğreniyorum.

    Bunda da öyle oldu.

    Birkaçını paylaşayım.

    Mesela Cemile hikayesindeki Cemile gerçekmiş! Gerçekten küçük Cengiz Aytmatov’un, bir akrabasının eşi imiş ve kocası askerde iken köyden kaçmış. Hadise doğru yani. Ancak birkaç yıl sonra mutsuz ve yorgun bir şekilde köye geri dönmüş. Tabii Aytmatov’un Cemile’si bir edebi şaheser olduğu için gerçeğinden farklı duruyor. Bu arada Cengiz’in küçük yaşlardaki plataonik aşkı olduğunu da ifade etmeliyim.
    Aytmatov’un yasak aşkı Bübüsara Beyşenaliyeva’dan da epeyce bahsediliyor. İşin magazin kısmında değiliz tabii; şöyle ki, Bübüsara, Aytmatov’un eserlerindeki aşk sahnelerinin, hatta kadın kahramanların ilham kaynağı gibi duruyor. Bübüsara, Kırgızların ünlü bir balerini imiş. Aytmatov, aşk ıstıraplı bir şeydir derken boşuna dememiş tabii, hissetmiş bunu. 1973 yılında kanserden dolayı vefat etmiş Kırgız güzeli Bübüsara. Cengiz Aytmatov, çok ağlamış, acı çekmiş.

    Aytmatov, özel hayatını hiç konuşmayan bir adammış. Bu aşktan sadece Muhtar Şahanov ile sohbetinde bahsetmiş. O sohbet sonradan kitaplaştırıldı.

    Bübsara ona “Açikov" dermiş. Yani Aytmatov’un A’sı ile çingis’in Çi’sini birleştirmiş. İkisi de ünlü oldukları için Bübüsara, evli olan Aytmatov’a zarar gelmesin diye bu aşkı yıllarca gizli tutmuş ve evlenme isteğini reddetmiş. Bu arada Aytmatov’un ilk eşi olan Kenez Hanım bir doktormuş. Kütüphanede tanışmışlar. Ona aşık olduğu sahne de var kitapta. Aytmatov, çocuklarının annesi olan Kenez’e çok büyük saygı duymuş. Yaptığı kaçamak nedeniyle ayaklarına kapanıp af dilemiş. Onu üzdüğünün farkındaymış.

    Nitekim, Cemile’den Asel’e, Zarife’den, Aydana’ya kadar… Hepsinin gerçek hayatta karşılığı var. Ama bence en fazla Kızıl Elma hikayesinin var.

    Kitap, Aytmatov’un görüşleri, inançları, edebi ve siyasi hayatı hakkında çok açıklayıcı bilgilerle dolu. Neden Kırgızca yazarak başladığı yazarlık serüveninde sonradan Rusçaya döndüğü yahut bağımsızlığa nasıl baktığı gibi pek çok sorunun cevabını bulabiliyoruz. Dine bakışı nasıldı, Müslüman mıydı, Türk dünyası için neler düşünürdü gibi soruların da öyle. Mesela Türkiye’ye bakışını çok sevdim.

    “Türkiye'nin onun kalbinde ayrı bir yeri vardı. O, Doğu ile Batı arasında oluşmuş olan bu kültürel ve politik manzarayı hayranlıkla seyrederdi. Atatürk'ün ülkesinde, Orta Asya'nın post-Sovyet ülkelerinin takip edebileceği yolun izlerini gördü...

    Ankara ve İstanbul'a yaptığı her ziyaret onun için bir manevi bayram ve milyonlarca hayranıyla buluşması demekti. Türkiye onun için beğendiği Avrupa ile mensubu olduğu Müslüman Doğu'nun buluşma noktasıydı.”

    Ya da insanlık meselesini: “"Çatışmalardan ve bazı insanların zulmünden kaçıp yerleşebileceğimiz ikinci bir dünyamız yok. Bize böyle bir imkan verilmemiş. Bu, pek de büyük sayılmayan gezegende yaşamayı öğrenmek, işte insanoğlunun bugünü ve bütün geleceği için tek seçeneği."

    Özetle, Aytmatovperverler için önemli ve kıymetli bir eser olduğu kanısındayım.
  • Asıl önemli olan,sayın bayım, kişiliktir;insanın kişiliği kaya kadar sağlam olmalıdır, çünkü her şey ona dayanır. Mesela ben biliyorum ki,benim alışkanlıklarımı, kıyafetlerimi, derli toplu oluşumu siz gülünç bulabilirsiniz ama bunların hepsi de kendine saygı duygusundan ,görev duygusundan,evet efendim ,evet,görev duygusundan kaynaklanıyor .Köyde,ıssız bir yerde yaşıyorum ama kendimi düşürmem, kendimde insana saygı duyarım.
  • Yaşamın sevgi, çalışma ve bilgi üzerine kurulduğuna inanan adamı aramayı öğreneceksin; onu anlamayı ve ona saygı duymayı öğreneceksin. Bundan sonra yaşamın için kitaplığın boks maçından daha önemli olduğunu anlamaya başlayacaksın; ormanda düşüne düşüne yürümenin sokaklarda tören yürüyüşü yapmaktan daha önemli olduğunu, iyileştirmenin öldürmekten, sağlıklı bir özgüvenin ulusal bilinçten daha önemli olduğunu ve alçakgönüllülüğün yurtsever ya da yurt düşmanı naralardan daha iyi olduğunu anlamaya başlayacaksın.
  • 149.
    Küçük Aykırı Eylemlerin Gereği! — İnsanın töre meselelerin de bir kez de olsa daha iyi kararına aykırı davranması; uygulama durumunda taviz verip tinsel özgürlüğü saklı tutması; herkes gibi davranıp böylece herkese nezaket ve iyilik göstermesi, sanki düşüncelerimizdeki sapmayı telafi etmek: —Bu pek çok vasat düzeyde hür düşünceli insan için sadece bir tereddütsüzlük olmayıp, “şerefli”, “insancı”, “hoşgörülü”, “aşırı titiz davranmayan” anlamını taşır, ve zihinsel vicdanlara ninni diye söylenen güzel sözlerin tınlamaları gibi olur: Böylece biri çocuğunu Hıristiyan kutsamasına götürür ve bunu yaparken de tanrıtanımazdır, öbürü ne kadar çok halkların birbirlerinden nefret etmesini lanetlerse lanetlesin, herkes gibi askerlik yapar ve bir üçüncüsü bir kadınla kilisede evlenir, çünkü dindar akrabaları var ve utanmadan rahip önünde evlilik yemini eder. “Başkalarının her zaman yapmış ve yapmakta olduğunu, bizim gibi biri de yaparsa, önemli değil’” — böyle çınlar ham önyargı! Ham hata! Çünkü zaten güçlü, eskilere dayanan ve akılsızca kabul gören geleneklerin, bilinen akıllı birisinin koyduğu eylemle bir kez daha onaylanmasından daha önemli hiçbir şey olamaz: Böylece bunu duyan herkesin gözünde aklın kendisi onay alır! Görüşlerinize bütünüyle saygı duyuyorum! Ne var ki, küçük aykırı eylemler daha değerlidir.