• 330 syf.
    ·Beğendi·6/10
    Sayın savcım umarım bu veda mektubum ,sizi daha önceki davranışlarım gbi rahatsız etmemiştir.Kravata tek taraflı düğüm atmak yerine , daha ince bölümünden çift taraflı düğüm atmanızı tavsiye ederim ...
  • 418 syf.
    ·5/10
    Komiser Nevzat, bu kez yılbaşı gecesi işlenen bir cinayeti araştırıyor. Yani araştırıyor dediysem lafım gelişi. Cadde, sokak, tarihi konak, meyhane, kebapçı gezerken laflıyor işte. Bol bol rakı adabı, pavyon terbiyesi, kabadayı raconları, "ah nerede o eski Beyoğlu ve soğanı ince ince doğrayacaksın tabağa, fasulyeler bir gece önceden ıslatılmış olacak" edebiyatı var. Hatta Zeynep'lerin evdeki akşam yemeği sofrası 6 sayfada anlatılırken, 8 kişinin öldüğü çatışma sahnesi 3 sayfa sürüyor. Polisiyeye bak sen. Ha Zeynep demişken, artık bu kitapla iyice suyu çıkan Ali - Zeynep aşkının naif, masum bir aşk gibi göstermek istenirken iş iyice Susam Sokağı'ndaki kuklaların aşkına dönmüş. Kreşe giden bebeleri aşkları daha bi asil, daha bi hoyrat.

    Evet gerçekten, akıcı, hızlı okunan, insanı yormayan bir anlatımı var. Ama kendini Türkiye'nin önde gelen polisiye romancılarından biri diye lanse ediyorsan Beyoğlu'nun meyhanelerini, meze tariflerini bildiğin kadar adliye, ceza hukuku adına bir kaç satır bir şey bilmek gerek bence. Mesela savcının tutuklama talebini ağır ceza hakimi (kaldı ki ağır ceza heyeti o) değil, sulh ceza hakimi (kitap yazıldıktan sonraki hali ile sorgu hakimliği) değerlendirir.Savcı demişken, savcının birine "sayın savcım" yerine "Oğuz bey" diye hitap eden komseri sürerler aga... Hem sürerler, hem yerde sürüklerler. Değil Beyoğlu'nda cinayet soruşturmak, gebeş bi kasaba ekip otosu bile yıkayamaz hale getirirler. Gerçi İstanbul Hatırası'nı okurken akademik seviyedeki tarih bilgisine hayran kaldığım Komser Nevzat'ın bir de çatır çatır yunan alfabesini de bildiğini görünce, sürülürse istifa edip rahatlıkla rehberlik de yapabileceğini düşünmedim değil. Ne bileyim belki de savcıyla bu yüzden bu kadar rahat konuşuyordur.