Evdeki düzen, kimilerine göre gereksiz bir takıntı, bana göreyse Allah'ın ikramı olan eşyaya saygıdır. Kıymet bilmektir. Horlamamak, küçümsememek, ömrünü uzatmak için yardım etmektir.
İnsanın bu hürmeti 30-40 yıllık masasından, sehpasından, 15-20 yıllık eşarbından, çantasından belli olur. Düşünceme göre.
Bir şeyi almak varlıklı olduğunuzu, korumak ve bakmak da kadirşinas ve kültürlü olduğunuzu gösterir. Zannımca.
Alıp alıp ıskartaya çıkarmak bir nevi doyumsuzluk, yetersizlik ve acizliktir. Kanaatimce.
Umursayan olur mu, bilmem. Biz söylemiş olalım da günah bizden gitsin. Kadri bilinmeyen bir çorabın bile hesabı vardır illa ki, hürmetle yenmeyen yemeğin, katlanarak kaldırılmayan bir kazağın, ayak altına atılıveren bir kağıdın.
Eşyalarınızı sevin, onlara güzel bakın, haklarını yemeyin, varlıkları sebebiyle içiniz şükranla dolsun. Bu da böyle bir yazı olsun.
Kaç yaşında olurlarsa olsunlar kız çocuklarına karşı özel bir şefkat duyarım. Bunun peygamber yolu olduğunu bilirim.
Çocukluğumun anıları içinde koca evinde yediği dayaklardan ötürü baba evine
İnsan yaşlılığa ömrünün öğleninde/gençliğinde hazırlanmaya başlar.
İnsan gençliğinde ne ise, yaşlılık onun "daha" versiyonudur.
Gençliğinde huzurlu, merhametli, anlayışlı, sabırlı ise; yaşlılığında "daha" huzurlu, "daha" merhametli,
"daha" anlayışlı, "daha" sabırlı olur insan.
Ya da tam tersi, insan gençlik döneminde bu güzellikleri hayatına dahil etmemişse yaşlılığı,
tüm bunlardan mahrum, "daha" huzursuz, "daha" merhametsiz, "daha" anlayışsız, "daha" sabırsız bir dönemin adı olur.
Hz. Ali (ra), "Akıllı kimsenin yaşlanınca aklı gençleşir; cahil kimsenin yaşlanınca cehaleti gençleşir." ifadesi bu durumu çok güzel özetler.
Oruç bir kalkandır. Eğer ona tutunursan, seni İblis'ten korur. Hz. İbrâhim, Hz. Musa ve Server-i Enbiya Hz. Muhammed Mustafada oruçla korunmuştu. Bedir de Feth-i Mekke de, Ramazân-ı Şerîf'teydi; müşriklerin ordusuna karşı namaz ve oruç kalkan olmuştu müminlere.