• Sebepsiz bu dünyaya gelemezdim.
  • 112 syf.
    ·2 günde·8/10
    Kitabı Rusça'dan Azerice'ye çevirisini Prof. Dr. Telman Hurşidoğlu Aliyev ve Vakıf Tehmezoğlu Halilov, Azerice'den de Türkçe'ye çevirisini Arif Arslan yapmışlar.

    Yayıncının notu, önsöz, sunuş, Tolstoy kimdir ve 1. bölüm...
    Tolstoy'un Hindistanlı alim Abdullah El-Sühreverdi' nin hazırladığı "Hz. Muhammed'in Hadisleri" kitabından derleyip seçtiği hadislere yer verilmiş.
    Baskı dönemindeki Hıristiyan Rusya'sında yazılıp 1909 yılında yayınlanmış, diğer kitapları tekrar tekrar basılırken bu derleme yayınlanmamış. (SSCB'nin ilk yıllarında insanlara ateistik zorla kabul ettirildiğinden.)
    Kgb gibi Rus istihbarat birimleri bu kitabı gizli tutmaya, unutturmaya ve basılmasını engellemeye çalışmışlar. Tolstoy gibi çok sevilen bir dahinin bu kitabıyla İslam'a akımın başlayacağını düşündüklerinden... Risalenin gerçek adı "Muhammed'in Kur'an'a Girmemiş Hadisleri." Kuran'a hadis girer mi?
    Hz. Muhammed olarak değiştirilmiş kitabın adı bir de üstüne "gizlenen kitap" yazılmış!

    2. Bölümde Tolstoy ve Yelena Yefimovna Vekilova'nın mektuplarıları. Ayrıca bu mektuplar 1978 yılında Azerbaycan'da Azerbaycan Cumhuriyeti'nin en büyük dergisinde de basılmış. Hıristiyan Yelana Yetimovna Vekilova ve müslüman olan kocasından dolayı çocuklarının hangi dini seçmesi gerektiğine dair fikir alma sebebiyle yazılmış mektuplar. Tolstoy'un Yelana Yetimovna Vekilova'ya yazdığı mektubun aslı oğlu tarafından Faris'de, 1978 yılında Moskova'da Tolstoy adına açılan müzeye vermiş, müzede hala sergilenmekteymiş.

    3. Bölüm Tolstoy'un itirafları; Allah'a İnanmak, Hiç Olabilmek İçin, Bilinmeyeni Bulmak, Allah'la Birleşme, Allah'ı Bulmak Gerek, Hıristiyanlığı Kabul Edemiyorum, Allah'ı Arayış, Sebepsiz Bu Dünyaya Gelemezdim konu başlıkları altındaki arayışları, düşünce ve itirafları...

    Yaşamın anlamını sorgulayıp ne kendinde ne çevresinde bulamamış, sonucunda tek çarenin dinde olacağına karar vermiş. Yaşamı çok anlamsız bulması, yaşadığı olaylardan, sorgulamalarından, hayatın anlamsızlığından sürekli olarak intiharı düşünüyor. Çareler, çözümler...

    #41600112
    #41601407

    4. Bölüm Belgeler. Kitabın risalesinin orijinal Rusça baskısı.

    Öldüğünde mezarının başında Hristiyanlığın sembolü olan haçın olmadığı söyleniliyor.

    Tolstoy gerçekten müslüman oldu mu, olmadı mı sorularını kitap bittikten sonra insan kendine sormadan duramıyor.
    Sanki! olsun ya da olmasın çok da önemli değil bana göre :)
    Ama düşünceleri okumak, sorgulamak, kendi kendime konuşmak güzeldi :)))

    Peki bu kitabı niye yazdı?
    Kitabı yazmadığını iddia edenler de var ama...
    Kitapta derlenen hadisler de daha çok fakirlik, eşitlik, ölüm, iyi bir insan olabilmek için yapılması gerekenler. Yaşamının son dönemlerinde bunalımda olup, bu bunalımlı dönemde arayışını Abdullah El-Sühreverdi'nin kitabına rast gelerek bulmuş, etkilenmiş... Moskova'da Tolstoy adına açılan müzedeki mektubu da merak etmedim değil...

    "Benim dinim benim kişisel konumdur. O benim kişisel hayatımı, kişisel ahlakımı yönetir ve benim dinsel felsefem, benimle inandığım Tanrı arasındadır; aynen diğerlerinin dinsel felsefesinin onlar ve Tanrı arasında olduğu gibi ve bu en iyi olan yoldur."
    Malcolm X.

    Ve #41596360
    Ben inancımı gündeme göre şekillendirmedim, değiştirmedim, şekillendirip değiştirmeyeceğim. Geçmişte ne öğrendiydem o!

    Sayfa 76 "İnanç, yaşamın gücüdür. İnsan yaşıyorsa, birşeylere de inanıyordur. Eğer ona bir şeylerin yaşamayı emrettiğine inanmasa, o zaman yaşayamaz. İnsan, ölümlünün bir gölge den ibaret olduğunu kavrıyorsa, o zaman sonsuz olana inanmak zorundadır. Çünkü inançsız yaşanamaz."

    Benim inancım, dinim;

    En başta "kul hakkı" almamaktır.
    İyi ve temiz vicdan sahibi ahlaklı bir insan olabilmek, insanı insan olduğu için sevmek, saygı duymak, yardım etmek, ayrım yapmamaktır, yaradılanı sevmektir "Yaradandan" ötürü.

    Kitap ile ilgili bu bilgileri ve kendi düşünce yazıp yazmama konusunda çok tereddütte kaldım, merak edenler için yazmaya en sonunda karar verdim.
  • ''Sebepsiz bu dünyaya gelemezdim.''
  • Sebepsiz bu dünyaya gelemezdim.
  • O, benim arayışımı biliyor, çaresizliğimi ve savaşımı da
    görüyordu. "O var!" dedim kendi kendime ve bunu kabul
    etmem yetti. O anda yaşam içimde kıpırdandı ve ben varlığın imkânını, sevincini hissettim. Ancak kısa bir an sonra,
    Allah'ın varlığını kabullenmek düşüncesinden ona olan ilgiyi aramaya geçtim. Karşımda yine üç değişik kılıkta kurtarıcı
    oğlunu bize gönderen yaratıcımız, Allah vardı. Bu dünyadan
    ve benden kopmuş olan Allah, bir buz parçası gibi gözlerimin önünde eriyip gitti ve sonunda yine bir hiçlik kaldı. Yaşam pınarının yine kuruduğunu hissettim. Beni yine kuşku
    ve o kötü duygu sardı: Kendimi öldürmekten başka çıkar yol
    olmadığı duygusu. Fakat en kötüsü, bunu becerecek durumda olmadığımı hissediyor olmamdı.
  • Sebepsiz bu dünyaya gelemezdim.
  • Başımdan geçenleri şöyle ifade edebilirim:
    Ne zamandı bilmiyorum; neresi olduğunu bilmediğim bir sahilde beni bir kayığa oturttular ve sonra kayığı karşı kıyıya yönelttiler. Kürekleri elime verip beni yalnız bıraktılar. Küreklerle elimden geldiği kadar uğraştım ve ilerledim. Ancak ben açıldıkça beni o bilmediğim yere götüren akıntı da şiddetleniyordu. Ulaşmam gereken hedeften farkında olmadan uzaklaşıyordum. Etrafımda benim gibi akıntıya kapılan bir çok kürekçinin olduğunu gördüm. Bazıları durmadan kürek çekmeye devam ederken, bazıları küreklerini çoktan fırlatıp atmıştı. Koca kayıklar, dev gibi gemiler insanlarla doluydu. Bir kısmı akıntıya karşı çabalamaya devam ederken, bir kısmı kendini akıntıya bırakmıştı. Ben de bir yandan ilerleyip bir yandan da akıntının aşağılarında kalan yolcuların ardından bakarken, bana gösterilen yönü unuttum. Tam da akıntının ortasında, aşağı doğru giden kayık ve gemilerin kalabalığında yönümü iyice kaybettim. Her yanımdan tayfalarının neşeli zafer çığlıkları attığı yelkenliler, gemiler ve kürekli kayıklar geçiyor, akıntının aşağılarına doğru giderlerken bana "Başka bir yön yok!" diye sesleniyorlardı. Ben de onlara inanıyordum ve onlarla birlikte ilerliyordum. Böylece çok uzaklara yol aldım. Öyle uzaklara gittim ki, ortasında yolumu şaşırdığım hızlı akıntıların gürültüsünden başka ses duyamaz oldum ve kayıkların orada nasıl parçalandığını gördüm. Ve bütün bu gördüğüm, yaşadığım şeylerin dehşetinden olsa gerek, kendime geldim. Uzun süre, bana ne olduğunu anlayamadım. Önümde yalnızca koşar adım yaklaştığım ve korktuğum yok oluşu görüyor, hiçbir yerde kurtuluş göremiyordum. Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. O zaman geriye doğru baktım ve sayısız kayık gördüm. İnatla, büyük bir savaş vererek akıntıyı geçiyorlardı. O anda kıyıyı, kürekleri ve yönümü hatırladım. Geriye döndüm ve akıntıya ters yönde, kıyıya doğru kürek çekmeğe başladım.
    Kıyı Allah'tı; yön gelenek, kürekler ise bana verilen özgürlüktü. Ve bunlar bana kıyıya ulaşmaya çabalayayım, Allah'la birleşeyim diye verilmişti.
    Lev Nikolayeviç Tolstoy
    Sayfa 89 - Karakutu Yayınları, [5'inci Baskı. Temmuz 2005] ISBN: 975-8658-93-X