İnsanları birbirinden ayırt etmek gerekirse, insanlar üç takıma ayrılır: Uyurgezerler, ki bunlar sürüyledir; aklı
başında ve duyarlı olanlar iki düzlemde yaşarlar ve
kendilerinde neyin eksik olduğunu bilerek, ~iç bula-
madıkları şeyi aramaya çalışırlar; tinsel insanlar iki
kez doğmuşlardır, tek başlarına ölmek ve bütünüyle
ölmek için düzenli adımlarla ölüme doğru yürürler,
ölüm anını , yerini ve tarzını tesadüfen de olsa seçe-
medikleri durumda, gündelik işleri küçümsedikleri-
ni belirtmenin tek yoludur bu onlar için. Uyurgezer-
ler putperesttir; aklı başında ve duyarlı olanlar mü-
mindir; iki kez doğmuş tinseller, uyurgezerlerin ha-
yal edemedikleri, ötekilerin ise tahayyül bile edeme-
diği şeye taparlar tinde, çünkü onlar kamil insanlar-
dır, dolayısıyla zaten elde etmiş oldukları şeyi ne
aramaya kalkışırlar ne de ona taparlar, çünkü kendi-
leri odur zaten.

Albert Caraco

Gurbet Hikayeleri
"Alman doktorlar aralarından en sağlamlarını seçe seçe alıyordu." Mehmet Ali Birand'ın anlatımıyla göçün ilk yılları... (1964)

Diaspora Türk

Aziz Erdoğan, bir alıntı ekledi.
08 Eki 2017 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Sorular II
bunca tutkun olmasam
seni onlarca biçimde
yeniden yaratabilir miydim?
biriktirdiğim değilsin
seçe seçe ördüğümsün

Kuş Uçsa Gölge Kalır, Gülten Akın (Sayfa 40 - Yapı Kredi Yayınları)Kuş Uçsa Gölge Kalır, Gülten Akın (Sayfa 40 - Yapı Kredi Yayınları)
Humay Usubbayli, Felsefenin Tesellisi'yi inceledi.
 06 Eyl 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Alain de Bottan`dan sonra Felsefenin Tesellisi ismi ile okuduğum ikinci diğer eser de Beothius`un hayatına dair eserdir.

Her iki kitab felsefenin hayatımıza dair sorunlarına ışık tutmağı planlamıştır. Bu kitabın diğerinden farkı bir kişi üzerinden hayata ve felsefeye dair nokta atışları yapmış, Boethius`un hayatı örneğinde insan hayatında karşılaştığı kısıtlama, ihanet ve yalan örneği üzerinden felsefenin insan hayatını kolaylaştırması varlığın bilgisini idrak etmeğe teşfik  etmesidir.

Kitap hakkında fazla spoiler vermeden şunları söylemek mümkün. Soylu bir hristiyan ailesinden olan Boethius`un milladdan önce Romada yaşamış, Roma sarayında oldukça başarılı hayatı olmasına ragmen iftiraya kurban giderek hapse atılmıştır. Hayatından bezgin bir şekilde endişe içerisinde zindanda hayatını sürdürerek felsefe bir hayali bir varlık olarak yanına gelerek ona hayatı idrak etmesine ışık tutmuştur. Toplam 5 kitaptan oluşan bu eserde benim dikkatimi çeken son kitapta yer alan kadere dair meselesidir.

İslam dini ve diğer dinlerin dini inanç esasına göre dünya üzerindeki bir nizamın var olması ve onların nelerle karşılaşacağı kısacası yaşamına dair her şey Yaradan tarafından belirlenmiştir. Farklı mezhebi görüşlerin çıkarımlarına göre ise kaderin yönünü değiştirmek insanın kendi elinde mevcuttur. Fakat akli bir varlık olarak insanın kendi yaşamının yönünü değiştirmesi dair ispatı İsra süresinde yer almaktadır. “Biz insanın kaderini kendi çabasına bağlı kıldık”, öte taraftan insanın yaşamına dair her şeyin  Yaradan tarafından belirlenmiş olup, o kadere mahkum olarak yaşar. Kendi elinde değildir. İslam Eşari mezhep mensupları dahil olmakla beraber yaygın olarak belrilenmiş görüş şudur. Allah insanın kaderini belirlemiş olmasına dua ve insanın kendi çabası ile bunu değiştirme gücüne sahiptir. Fakat Yaradının insanın yaşadığı her şeyi bilmesi ve hangi sonla karşılaşması bilgisi dahilindedir. Değişen kaderi önceden bilmektedir.

Boethius`un düşüncesinde insanın beklenmedik şeklinde karşısına çıkan olayların şans olarak adlandırması farklı bir şekilde analiz yaptığının şahid oluyoruz. Boethius`a göre şans Özel bir amaca yönelik hareketlerin beklenmedik şekilde sonuçlanmasına şans adı verilir. Fakat şansın kaynağında bir birilerine sebep ve sonuç bağlanan olaylar vardır.Bu nedenler aynı anda meydana gelen ve düzenle nizamlanan bir zincir gibidir. Ve bu düzen Sadece Tanrısal bir öngörünün kaynağından meydana çıkmıştır.Her şeyi belli yerine ve zamana göre düzenleyen İlahi bir düzendir. İnsan hayatının nedenleri silsilesinde özgür iradenin kaderi belirlemedeki roluna gelince ise özgür iradenin var olmasının mutlak olduğunu akıl sahibi varlıkların mevcudiyeti ile açıklamaktadır. Arzu etme yetisine sahip bir varlık olarak insan kendisi  için gerekli ve faydalı şeyleri seçe bilme özgürlüyüne ve karar vermeğe sahip bir varlıktır. Gerçek özgürlüğü Boethius Tanrısal öngörü doğru yöneldiği zaman gerçek özgürlüye ulaşmış olur. Yani filozofa göre maddi dünya uğruna yapılmış seçimlerde özgürlük adına hiç bir şey yoktur. Aklın hakimiyyeti bittiği andan itibaren kendi nefsinin esiri olan kişi dolayısı ile kendi özgürlüyünün kölesine dönüşüyor.Özgür iradenin var olması kimine göre mümkün olmayan bir şeydir. Çünkü eğer Tanrı her şeyi önceden bilmiş oluyorsa o zaman özgür iradeden bahs edilmez.Halbuki burada önemli olan nokta şudur. Bir olay olması ve olması gerekirken Tanrı bilmesi olmasına engel değildir. Tanrı olayları kendi Alim sıfatı ile bilir. Sonuç olarak Allahın bilmesi özgür irade sahibi olan insan için öözgür iradenin var olmasını inkar etmesine sebep değildir.

Aycan, Sevdiğim Tüm Erkeklere'yi inceledi.
05 Haz 2017 · Kitabı okudu · 2 günde · 10/10 puan

Nick Jonas - Remember I Told You
(Bu kitaba bu kadar uyan başka bir müzik olamazdı.)

Jenny Han'ın kitaplarını düşünmeden okuyacağımı söylemiştim. Hiç düşünmeden bu kitabına da başladım. Hiç bitmesini istemediğim bir kitaptı. O kadar tatlıydı ki.
Song kızlarının yarı Kore'li olması, Kore yemeklerinden bahsetmeleri falan aşırı güzeldi. Kore dizileri izleyip duruyorum ama kitaplarda pek denk gelmiyordum. Lara Jean ve Margot'u Kore'li kızlardan biriymiş gibi hayal etmek hiç zor olmadı. Her gün izlediğim için.

Kitaba gelecek olursam. Kitapta gıcık aldığım tek karakter Margot oldu. Genevive'den bile bu kadar gıcık almadım. Genevive demişken, bütün kitap boyunca bir şeyler yapmasını bekledim ve darbesi büyük oldu. Tam beklediğim gibiydi. Bu yüzden şaşırmadım. Şaşırdığım ilk şey, Lara Jean'in ablasının sevgilisi Josh'dan hoşlanması oldu. Ama yargılamadım çünkü kız haklı. Ablasından önce seviyormuş.

Şu mektup konusuna gelirsek, 5 tane mektup var ve bunu biri yazılan kişilere postalıyor. Dedikleri gibi her şey burada başlıyor. Ben yollayanın Margot olduğunu düşünüyordum hep. Öyle değilmiş, sonlara doğru tepkisinden anlaşılıyor.

Beş erkeğe de mektup gidiyor. Lara Jean mektupların yollandığını Peter Kavinsky sayesinde öğreniyor. (Bu arada Peter'a aşık olmamak elde değil. Ben burdan aşık oldum, Lara Jean ne yapsın.) Peter, Pizzanın son dilimini almıyorum, bulaşıcı bir hastalığım falan yok diyip, mektubu gösterinde Lara Jean... Ne hale geldiğini söylemeye gerek yok. Mektuplardan biri de Josh'a gidiyor. Lara Jean, Josh'dan kaçmaya çalışıyor ve en sonunda Peter'la sahte sevgili olayına giriyorlar. Peter'da Genevive yüzünden kabul ediyor tabii.

Kitap o kadar tatlıydı ki, okurken hiç uykum gelmedi, ben gece kuşu olduğum için şu sıralar saat 4-8 arası okuyorum. Bütün gece uyanığım, ve hiç geceymiş gibi hissetmedim, kitabın içinde yaşamak çok güzel bir şey. Lara Jean'de fark etti, gerçekler hayal kurmaktan daha güzel. Ama şu an konunun bununla alakası yok.

Lara Jean'in arkadaşı Chris, bir kız, çok yakın olmasalar da aslında yakınlar. Onların arkadaşlığını da sevdim. Kitaptaki her şeyi sevdim. Lara Jean'in kafa karışıklığını da anladım, çünkü gerçekten oluyor böyle şeyler. Tam film olmalık bir kitap. Tam bir gençlik romanı. Jenny Han gerçekten sevdiğim yazarlar arasında.

Şu sıralar harika kitaplar seçe seçe ilerliyorum. Bu serinin bozulmasını istemiyorum aslında.
Sevdiğim Tüm erkeklere, sonunda merakta bıraktı beni. Pegasus Yayınlarının ne zaman çıkaracağını merak ediyorum. Sabırsızlanıyorum.

sece
Bu sɑɑtten sonrɑ uğrɑşmɑm dünümle ve dünümdekilerle, ben yɑrınɑ bɑkɑrım yɑnımdɑkilerle!

sece
Oturur sana arkadaşlığı anlatırdım ama, kaybettiği bir şeyi dinlemek ağır gelir insana..