Haftalar sonra öğrendik ki, o gece yalnız biz değilmişiz. Maraş'ın sokaklarında, Adıyaman’ın dağ eteklerinde, Hatay’ın kıyılarına dek uzanan o büyük sarsıntıda binlerce insan can vermişti. Ölümler o kadar çoğalmıştı ki, toprağın bile onları taşıyacak yeri kalmamış gibiydi. Her bir bedenin ardından, bir hikâye daha göçmüştü bu dünyadan. İçimizdeki acı, yalnızca kendi kaybımıza değil, sessizce yok olan onca hayata da ağlıyordu. O ev, yalnızca onun bedeniyle değil, geçmişimle birlikte gömüldü toprağa. Geriye hiçbir şey kalmadı, ama benim içimde o yıkım bir ömre yayıldı.