Ah bu yasaklar! Kendi kendimize, başkasının bize, bizim başkalarına,devletin tebaasına, tebaanın devletine, belediyenin hemşerisine, hemşerinin belediyeye koyduğu, koyacağı yasaklar!...
Yasaklarla çevrili bir dünyada yaşamasak yasaksız yaşayamazdık. Halbuki hayvanlar, hele ehlileri, yasaksız ne de güzel yaşıyorlar. Hafif, cilve gibi, o da boğaz derdinden doğan zırıltılardan başka, gel keyfim gel, yaşamıyorlar mı?
Yasakları kabul ettik. İnsanoğlu için yasaklı hayvandır da diyebiliriz.
Mikroplar bile birer yasak değil mi? Aşklar yasaktır. Gün olur, sular, yemişler bile yasaktır. İnsanlar birbirine yasaktır.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Günlerden pazartesi. Yine vapurun alt kamarasındayım. Yine hava karlı.
Yine İstanbul çirkin. İstanbul mu? İstanbul çirkin şehir. Pis şehir. Hele
yağmurlu günlerinde. Başka günler güzel mi, değil; güzel değil. Başka günler
de Köprüsü balgamlıdır.. Yan sokakları çamurludur, molozludur. Geceleri
kusmukludur. Evler güneşe sırtını çevirmiştir. Sokaklar dardır. Esnafı
gaddardır. Zengini lakayttır. İnsanlar her yerde böyle. Yaldızlı karyolalarda çift
yatanlar bile tek.
Yalnızlık dünyayı doldurmuş. Sevmek, bir insanı sevmekle başlar her şey.
Burada her şey bir insanı sevmekle bitiyor.