• Eh, kriz geçti ve her şey yolunda,
    Koyun sürüye geri döndü...
    Ray Bradbury
    Sayfa 129 - İthaki
  • Istanbul'u alan Türkiye'yi alır diyen ve her seçimden sonra "koyduk mu?" diyen kardeşlerim... Istanbul'u alamadınız bu defa ama şunu bilin ki, biz de "koymadık". Kazanan da kaybeden de hepimiz olacağız, bizde ayrı gayrı yok.
    Çünkü biz, esasen, milletin hayrına olmayan işlere ve o işi yapan kişilere muhalifiz.
    Eğer "İmamoğlu" yanlış yaparsa, ona da muhalifiz.
    G.o.
  • Ne garip tesadüftür ki lozan anlaşması 23 Ağustos 1923’te TBMM’ye getirildiğinde, seçimden önce bu anlaşmaya imza atmayacağını söyleyen vekiller artık Meclis üyesi değildi! O günden sonra lozan, İsmet İnönünün dehası ve Türkiye’nin büyük bir zaferi olarak sunuldu.
  • Nihayet absürt bir kampanyanın sonuna geldik
    Mehmet Ocaktan
    Pazar günü sandık başına gidiyoruz, uzun bir süredir insanların sinirlerini geren, toplumdaki kutuplaşmayı derinleştiren ve bugüne kadar hiç yaşamadığımız bir seçim kampanyasının nihayet soruna geldik. Pazar günü oyumuzu kullanacağız ve belki de bugünleri hiç hatırlamak istemeyeceğiz.

    Kim ne derse desin, açıkçası ben kendi namı hesabıma böylesine absürt bir seçim kampanyasını bir daha asla yaşamak istemiyorum. Demokrasi kalitesi yüksek ülkelerde bir şenlik havası içinde geçen seçimler, ne yazık ki bizim ülkemizde adeta bir savaş atmosferinde geçiyor.

    Oysa savaşa filan gitmiyoruz, şehirlerimizi yönetecek belediye başkanlarını seçeceğiz ve beş yıl boyunca onlardan daha insani ve medeni şartlarda yaşamamızı temin edecek bir şehir hayatı oluşturmalarını bekleyeceğiz, eğer bunu başaramazlarsa beş yıl sonra başkalarını seçeceğiz, mesele bu kadar basit...

    Ama gelin görün ki yaklaşık son iki aydır bazı siyasi liderlerimiz meydanlarda, televizyonlarda adeta Sakarya meydan muharebesi hazırlıkları yapıyorlar. Özellikle iktidar bloğunda yer alan partilerimiz öyle bir seçim kampanyası yürütüyorlar ki, ruhsal ve zihinsel dünyamız altüst olmuş durumda.

    Yüreğimize adeta korkular salarak Türkiye’nin çok ciddi bir beka sorunu ile karşı karşıya olduğunu dillendiriyorlar. Bu konuda endişeliyiz, eğer gerçekten memleketimiz bir beka sorunu yaşıyorsa, bu konuda milletçe bir şeyler yapmalıyız. Mümkünse seçimden önce bütün siyasi partilerimiz dahil, bir araya gelip memleketi bu tehlikeden kurtarmak için ortak bir adım atmalı toplumu rahatlatmalıdırlar.

    Endişeliyiz, acaba ülkemizin güvenliğini emanet ettiğimiz ordumuz yeterli değil mi, sınırlarımız büyük bir tehdit altında mı diye korkuya kapılıyoruz.

    Beka meselesini ağırlıklı olarak iktidar partisi dillendirdiği için daha da fazla endişeleniyoruz. Acaba diyoruz, 17 yıldır ülkeyi yöneten iktidar partisi bugüne kadar farkında değildi de bunca yıldır hep tehlike altında mıydık? Ancak daha soğukkanlı bir yaklaşımla değerlendirdiğimizde, hiçbir iktidarın 17 yıldır böyle bir tehlikeyi görmemesinin mümkün olmadığı kanaatine ulaşıyoruz. Ve hakkaniyetli bir değerlendirme ile diyoruz ki, AK Parti iktidarı memleketin bekasını asla tehlikeye atmaz ve de atmamıştır. Çünkü biliyoruz ki, gerek PKK, gerekse FETÖ terör örgütü ile ilgili en ciddi mücadele bu iktidar döneminde yapılmıştır.

    Peki neden bir iktidar tam da seçime giderken, “Memleket beka tehdidi altında” diye bir seçim kampanyası yürütür? Çünkü bu cümlenin anlamı, ‘beka tehdidinin sorumlusu biziz’ demektir. Herhalde dünyada hiçbir iktidar bile bile, kendini böyle bir sorumluluğun muhatabı olarak ilan etmez. Bana göre, seçim kampanyalarının böyle bir ‘beka’ parantezine hapsedilmesi anlaşılmaz bir durumdur ve kelimenin tam anlamıyla absürt bir kampanyadır.

    Neden AK Parti’nin belediye seçimlerini bir genel seçim havasına dönüştürdüğünü, kendisine hiçbir yararı olmadığı halde beka meselesine kilitlediğini doğrusu anlamakta güçlük çekiyorum. Eğer bugüne kadar gerçekleştirdiği icraatlarına güveniyorsa, (ki güvenmesi gerekir) çıkar meydanlara yeni projelerini anlatır ve hiçbir sorun da yaşamazdı. Ama tam tersini yaptı ve ötekileştirici bir dil kullanarak, bugüne kadar kendisine destek veren kitlelerle gönül bağını zaafa uğrattı.

    İnanıyorum ki, 31 Mart gecesi sonuçlar ortaya çıktığında herkes seçimlerin neden bir beka meselesi haline dönüştürüldüğünü ciddi bir şekilde sorgulayacaktır.
  • Seçimden makul bir süre sonra Portekiz'den hüzün dolu mektuplar göndermek üzere...